'Statü' bekleyen çözüm sürecinde gözler Diyarbakır Newrozu'nda
Biliyorsunuz, daha önce yazmıştım; barış süreci beklemeye alındı, demiştim. Buna neden olanın da Öcalan’ın statü meselesi olduğundan söz etmiştim. Devlet kanadının; yaşam, konaklama, çalışma alanlarını ve dış temasını artırmak adına İmralı’da hazırlanan yeni bir eve geçmesini teklif ettiğini ama Öcalan'ın “mesele konut değil, mesele statü” diyerek yasal düzenlemeler yapılmadan, statü meselesi yasallaşmadan bu teklifi kabul etmediğini yazmıştım.
Yazıya iki taraftan da bir yalanlama gelmedi. Önce bunu belirtmek isterim.
Yasal düzenlemelerin, başta statü meselesi olmak üzere, bayramdan sonra gerçekleşmeye başlayacağı sözü verildiğini de yazmıştım aynı yazıda. O zaten artık her yerde konuşuluyor.
Şimdi bu bilgiler ve beklentilerle Diyarbakır Newrozu’na gidiliyor.
Her Mart’ın 21’inde olduğu gibi baharın uyanışıyla beraber aynı zamanda bir direniş bayramı da olan Newroz, Diyarbakır’da kutlanacak.
Demirci Kawa’nın zalim kral Dehak’la mücadele için yaktığı o ateş, 2026 yılında yine mücadelelerle gelinmiş bir barış sürecinin ortasında yakılacak.
Baharın karşılanmasıyla birlikte mücadele, ödenen bedeller, çekilen acılar, yaşanan kayıplar hatırlanarak, tazelenecek. Ve yakılan o ateşin üzerinden atlanacak!
Diyarbakır Newrozu özellikle Kürt meselesini takip edenler için birçok açıdan önemlidir. Kürt siyasetini, değişen dengeleri okumak, Öcalan’dan gelecek mesajın içeriği ile sürecin ne noktada olduğunu anlamak, Öcalan’ın Kürtlere ne söylediğini duymak, Kürtlerin duyduklarına ne tepki verdiğini anı anına yaşamak ve birçok farklı bileşenden oluşan Kürt hareketini temsil eden yapıların açıklamalarıyla çok boyutlu okumalara zemin olan bir halk buluşmasıdır aynı zamanda.
Ayrıca gazeteciler için en büyük özelliği, politize ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş Kürtlerle konuşma, gözlemleme, düşüncelerini, yaklaşımlarını anlama yeridir aynı zamanda.
O sebeple protokolde değil, sahada yaşamak gereken bir gündür aslında.
Tabii işin bir de “süreç” ayağı var.
Şimdi yazdığımız Newroz’un “w”si için bile ne çok bedel ödendiğini düşünürsek, barışı ölümsüzleştirmenin de ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz diye düşünüyorum. Bir halkın dili, varlığı, özgürlüğü ve eşitliği için verilmiş mücadelenin bayramıdır aslında Newroz. Ondandır yıllarca yasak sayılması, katılmanın suç, katılanın suçlu sayılması. 2017’dir; Kemal Kurkut’un gözlerimiz önünde vurulması, eski bir tarihten söz etmiyoruz.
O sebeple barışa risk alarak sahip çıkıyoruz! Bir daha bunlar yaşanmasın istiyoruz!
Tabii mevzu Diyarbakır Newrozu olunca ve aktif bir süreç dönemiyle de denk gelince halkta, Öcalan’dan gelecek mesaja dair içeriğin dışında bir de biçimsel beklenti artar. Mesela geçmiş süreçlerde, "helikopterle İmralı’dan getirilecekmiş mesajını kendi okuyacak sonra geri götürülecekmiş veya hologramla İmralı’dan görüntüsünü yansıtacaklarmış; o oradan konuşacak, biz buradan canlı olarak dinleyecekmişiz"e kadar varan beklentileri duymuşluğunuz vardır.
Şimdi de “21’inde büyük bir sürpriz olacak” söylentileri var. Elbette yaygın beklenti, Öcalan’ın mesajını video olarak izleyebilmek yönünde…
Bakalım, orada olacak, yerinde takip edecek, gözlemleyecek ve yazacağız.
