“Şeriat karanlığı” ve laikliği savunmak |
Diğer
03 Şubat 2026
"Şeriata karşı laik, devrimci, demokratik Cumhuriyet" pankartı nedeniyle 3 Sol Partili ev hapsi aldı.
Basında okuduğumuz ve sosyal medyada izlediğimiz kadarıyla İstanbul’da Sol Parti üyeleri “Şeriata karşı laik, devrimci, demokratik cumhuriyet” pankartı asıyorlar. Yoldan geçen bir kişi “Allah’ın kanunlarına karanlık deme” diye bağırınca polemik başlıyor.
Görüntülerin sosyal medyada yayılması ve kimilerinin hedef göstermesi üzerine, olaydan günler sonra Sol Parti üyeleri gözaltına alınıyor. Tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edilen üç Sol Partili hakkında konutu terk etmeme (ev hapsi) tedbirine karar veriliyor.
Tedbire dayanak olan suç “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” imiş. “Dini değerleri alenen aşağılama” da olabilirdi. Çünkü son yıllarda o da aynı düzeyde hatalı uygulanmaya başladı.
Fark etmez.
Belki yüzlerce kez söylemiş veya yazmışımdır ama yine de tekrar etmek gerekiyor: Birine suç isnat edilmesi -gerçekten o suçu işleseler bile- gözaltı, tutuklama veya ev hapsi gibi müdahaleler için yeterli değildir.
Anayasa’ya göre birinin özgürlüğünden yoksun bırakılabilmesi için o kişinin kaçması, suçla ilgili delilleri yok edilmesi veya değiştirilmesi riskleri olmalı veya benzeri zorunlu nedenler bulunmalıdır.
Bu olayda isnat edilen suçla ilgili tek delil bir pankart. Olay kayda alınmış. Görüntüler sosyal medyada duruyor. Yani delil karartma olasılığı yok.
Bu kişiler isteselerdi hemen orada kaçarlardı. Fakat aradan günler geçmiş, kaçan yok. Zaten böylesi üfürükten bir suçlama için kaçacak olsalar bu pankartı asmazlardı herhâlde.
Bir süredir kanıksatıldığı üzere gözaltı, tutuklama, ev hapsi gibi normalde yargılama süreçlerini korumaya dönük tedbirler, peşin ceza olarak uygulanıyor.
Bunun yeni bir örneğiyle karşı karşıyayız. Yine yeniden keyfîlik var.
Şeriat düzenine “karanlık” demek herhangi bir suç teşkil etmez.
Şeriat rejimini uyguladığını iddia eden Afganistan, İran vb. ülkelerde, kadınlar eğitimden ve çalışma hayatından fiilen dışlanmış durumdadır. Kız çocuklarının ortaöğretim ve yükseköğretime erişimi engellenmekte, kadınların kamusal alanda çalışması sistematik biçimde yasaklanmaktadır. Zorla evlendirme ve çocuk yaşta evlilikler, “ahlak” ya da “dini gerekçe” kisvesi altında normalleştirilmektedir.
Bu rejimlerde, stadyumlarda veya kalabalık alanlarda kırbaçlama, taşlama ve idam gibi bedensel ve aşağılayıcı cezalar uygulanmakta; işkence ve kötü muamele olağan ve meşru bir yaptırım aracı olarak görülmektedir.
Neresinden bakarsanız bakın “karanlık” bir görüntü.
Böyle bir rejimin “karanlık” olduğunu düşünenler bunu başka nasıl ifade edecekler?
Herkes şeriatçı olmak zorunda mı?
“Gerçek şeriat bu değil” demek isteyenler diyebilir. “Reel şeriat” ve “ideal şeriat” tartışmalarını yapmak isteyenler da bunu dilediği platformda yapabilmelidir. Fakat şeriatçı........