Tan Oral çiziyor...

Diğer

05 Şubat 2026

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

Konuk Yazar

05 Şubat 2026

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmesi işleminin iptali için açılan davanın reddine ilişkin İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda kitabıma (T.Tan, İdari İşlemin Geri Alınması, SBF yayını, Ankara, 1970. Kitap, Aristo Kitabevi tarafından “Nostaljik Hukuk Dizisi”nde 2020 yılında aynen yayımlanmıştır) gönderme yapılması üzerine karar ile ilgili görüşlerimi yazmakta yarar gördüm.

İdare aldığı bir kararın hukuka aykırı olduğunu sonradan fark etmesi durumunda geri alabilir mi, alabilirse hangi koşullarda geri alabilir konusu hukukumuzda, bazı ülkelerde yapıldığı gibi, henüz düzenlenmemiştir. Dolayısıyla, bu sorun yargısal içtihatlarla çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. 70’li yıllara gelinceye kadar Danıştay’ın, “istikrar ilkesi”ni uygulayarak, dava konusu olayın özelliklerine bağlı, esnek çözümler bulmaya çalıştığını görüyoruz. 1973 yılında, biri Yargıtay diğeri Danıştay tarafından iki önemli İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) verilmiştir. Danıştay İBK[1], hukuka aykırı terfi veya intibak işlemi sonucu ödenen fazla paranın geri alınması ile sınırlı bir karar olmasına karşın; Yargıtay İBK[2] genel ve ilkesel nitelikte bir karardır. Üstelik Yargıtay, kararını aynı yıl, fakat Danıştay’dan önce vermiştir.

Danıştay İBK’na göre, hatalı terfi ve intibak işlemleriyle ilgili olarak, idare yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabilir; bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava süresi içinde geri alabilir.

Yargıtay İBK’na göre ise, yokluk ve mutlak butlan halleri dışında ve kişinin gerçek dışı beyanı ve hile yapmamış olması kaydıyla, idare hukuka aykırı işlemini ancak iptal davası süresi, veya yasalarda özel bir süre öngörülmüşse bu süre içinde, yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar geri alabilir. Dolayısıyla, yok hükmünde olan veya açık ve ağır hukuka aykırılık taşıyan idari işlemlerle, ilgilinin hilesi sonucu yapılmış işlemler her zaman geri alınabilir.

İstanbul 5.İdare Mahkemesi’ne göre, “davalı idare elemanlarınca, yatay geçiş sürecinde bilinçli, sistemli ve belirli bir organizasyon içerisinde hareket edilmesi nedeniyle ağır ve açık hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu, yukarıda yer verilen tespitler neticesinde Mahkememizce, davacının iyi niyetinin varlığından uzaklaşıldığı, yatay geçiş sürecindeki böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının beklenemeyeceği ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yatay geçiş sonrasında dahi idareyi aydınlatma noktasında gösterilmesi gereken özenin ihmal edildiği, dolayısıyla açık hataya vücut veren söz konusu hukuka aykırılık hallerinin yoğunluğu, düzeyi ve niteliği ile geçiş süreci ve sonrasına dair iyi niyet ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmediği dikkate alındığında açık hatalı şekilde yapılan yatay geçiş işlemi, yukarıda sözü edilen Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları uyarınca süreye bağlı olmaksızın idarece her zaman geri alınabileceğinden, yatay geçiş işlemi ile yatay geçişe dayalı kazanımlardan olan mezuniyet ve diplomasının iptaline ilişkin dava konusu İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun 18/03/2025 tarih ve 3/1 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır”.

Kararda ayrıntılı olarak anlatılan, İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu tarafından belirlenen yatay geçiş kontenjanının daha sonra arttırılması, Türkçe ve İngilizce İşletme Programları kontenjanlarının İngilizce İşletme Programı 2. sınıfta birleştirilmesi; yatay geçiş başvuruları için ilan edilen tarihten iki gün önce başvuruların sonlandırılması; yatay geçişi kabul edilenlerin geldikleri yükseköğretim kurumunun adının kütüğe Girne Amerikan Üniversitesi yerine Doğu Akdeniz Üniversitesi olarak kaydedilmesi gibi usuli sakatlıklar idarenin kendi içindeki uygulamalardır. Zaten kararda da “idarece açık, bariz ve sistematik şekilde hukuka aykırı iş ve işlemlerin yapıldığı” kabul edilmekte; ancak, bunların “bilinçli, sistematik ve toplu şekilde yapıldığı”nın davacı tarafından bilinmiyor olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı belirtilmekte, davacının iyi niyetli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Özellikle öğrenci kütük defterine “Doğu Akdeniz Üniversitesi” yazılmasının, “geçiş sonrasında dahi davacının idareyi aydınlatma noktasında kendisinden beklenen özeni göstermediği gibi iyi niyetinin de bulunmadığı hususunda makul, ikna edici ve güçlü kanıtların bulunduğunun kabulü gerekir” denilmektedir. Davacının yatay geçiş başvurusunda verdiği “transcript”i hangi üniversiteden aldığı bellidir; kütük defterine ne yazıldığının öğrenci tarafından bilinmesini istemek gerçekçi değildir. Kanımızca, hayatın olağan akışına uygun olmayan, idare içinde kamu görevlilerince yapılan usuli sakatlıkların, yatay geçiş başvurusu yapan öğrenci tarafından biliniyor olması, geçiş sonrasında da “idareyi aydınlatma noktasında” özen göstermesinin öğrenciden beklenmesidir.........

© T24