Olduğu gibi sevmek
Dünya ya da haberler, sosyal medya akışları ile olan bitene maruz kalanlar, Trump ve çevresindekilerin bıraksan şişkinlikten patlayacak o kötücül kişiliklerinden çıkanlardan boğulma benzeri duygular yaşarken sanırım bir çoğumuz tutunacak bir dal (Mesala bir hastane odasında direncini ve gülümsemesini korumaya çalışan arkadaşım Erdoğan’da, Sırrı Süreyya’nın hâlâ yankılanan sesinde ya da Demirtaş’ın hiç bulanmayan duruluğunda) arıyoruz. Dünya Hitler döneminden beri hiç bu kadar dünyayı kendine benzetmeye çalışanların kaba olduğu derecede samimiyetsiz ve yaygın sözel şiddetine maruz kalmamıştı. Böyle anlarda insan, kendi yaşamının kuytularına sığınmak, çocukken ki bazı anlar gibi bir ağaca tüneyip düşler kurmak istiyor ama bu amansız dünyanın gürültüsü her yere ulaşıyor.
Gerçi ben, her hafta gördüğüm onlarca çocuğun gözlerinde, emeğin en yüce değer olduğunu hissettiren annelerde ya da ağlayarak okuduğum “Sana amca demem bir hitap değil sadece; bir zaman ölçüsü. Çünkü ben seni tanıdığımda 9 yaşındaydım... Bugün 34 yaşındayım. Bir çocuk annesiyim... Bugün sahip olduğum özgüven, etiketlenmeden, geriye itilmeden yaşadığım çocukluk, hayatla kurduğum sağlam bağ…Hepsi biraz sen” diyen tip 1 diyabetli Meltem’in mesajında soluklanabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.
Yüreğini açık tutarak yaşamak
Belki böyle zamanlarda Cevap Çapan’ın yeni yayınlanan şiir kitabı (Bu yaz da zeytin ağaçlarına bakarak/geçirdik güneşli günlerimizi, /zeytin tanelerinin kararıncaya kadar/güneşi içlerinde nasıl gizlediklerini,) ya da eski zaman dünyasından bir kadının sesini bugüne taşıyan bir roman ve film (Hamnet) de yaralarımıza merhem olabilir. Yoksa, diyelim bir bahçede açmış çiçeklere çamurlu çizmeleri ile basar gibi, dünyanın en güzel tepesine kurulu, o tepe kadar güzel üniversitesini ezenlerin hepimizi dize getirip kendilerinden ibaret bir dünya kurma yürüyüşüne suç işlemeden katlanmak pek mümkün değil.
Bir çoğumuzun bugünlerde seyrettiği Hamnet filminin ağaçların, kuşların diline yakın bir yerden konuşan kahramanı Agnes, âşık olduğu adamla (William Shekespeare) ilgili duygularını ikiz kardeşine açar ve onun “Neden bu solgun okul çocuğuyla evleniyorsun, ne faydası var?” sorusuna “Korkarsak ya da şüpheye düşersek annemiz bize ne derdi? Kalplerimizi açık tutarak yaşamak. Onu karanlığa kapatmayalım... Güneşe çevirelim. O beni olduğum gibi seviyor... Olmam gereken gibi değil” diyerek cevap verir. Agnes benzer........
