menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eski zamanlara özlem ya da İstanbul’da bir çocuk hastanesinin öyküsü

3 0
latest

Bütün dünyada böyle midir bilmiyorum ama çocuk hastaneleri, binaları, hekimleri, atmosferleri, çalışanları, içinde yaşanan sevinçleri ve acıları ile diğer hastanelerden ayrıdır ve çocukların damgasını taşıyan ayrı bir evrene aittir.

Ben de önce İhsan Doğramacı'nın ilk dönem eserlerinden ve Hacettepe Üniversitesi’nin nüvesini oluşturan Hacettepe Çocuk Hastanesinde, daha sonra Zübeyde Hanım Doğumevi ve Altındağ Tiyatrosu ile güzel bir bütünlük oluşturan, balkonları Çinçin Bağlarının (resmî adıyla Gültepe Mahallesi) yoksul evlerine bakan Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi’nde eğitim gördüm. Her ne kadar ana binası kentsel dönüşüm ve tadilat süreçleri nedeniyle şu an faaliyetlerini geçici olarak Beştepe'ye taşımış olsa da, zihinlerdeki "Çinçin'e bakan Sami Ulus" imajı bölgenin ikonik bir gerçeğidir.

Benim hekimliğimde ve yaşam serüvenimde bu iki kurumun güçlü bir etkisi vardır ve kendimi hâlâ oralarda edindiğim “çocuğun en yüksek yararını” koruma ilkesine, yani, çocukları ilgilendiren her türlü kararda onların iyiliğinin, sağlığının ve geleceğinin her şeyden önde tutulmasına bağlı sayarım.

Elimde tuttuğum ve Dr. Sultan Kavuncuoğlu Çelik tarafından yazılan “Efsane Kurumun Öyküsü: SSK Bakırköy Doğumevi ve Çocuk Hastanesi” isimli kitap, işte böyle bir hastaneyi, hemen her şeyin abartıldığı, yüzeyselleştiği, plastikleştiği bir döneme inat, iğneyle kuyu kazar gibi denebilecek bir emekle yaratılanları, bu emeğin insanı iyileştiren etkisini özlem ve sevgi ile anlatıyor.

Bir hekim, bir hastane 

Dr. Sultan Kavuncuoğlu Çelik, Manisa Alaşehir........

© T24