menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan Özmen’in ardından: Hangi kelimeler anlatabilir senin sessiz iyiliğini?

45 0
20.03.2026

Seni sondan ikinci görüşümden, bana o güçsüzlükten kısılmış sesinle “öbür tarafa gidiyoruz sanırım Şükrü” dediğin günden beri içimde oluşan kelimelerle yazıyorum bu veda yazısını. Dün, perşembeyi cumaya bağlayan gece Hülya aradı- sana bu son yolculuğunda çok güzel eşlik eden Hülya- “Şükrü Erdoğan’ın tansiyonu artık çok düşük, derin bir uykuya dalmak istediğini söyledi. O yüzden ilaçla uyuttuk onu” dedi. Zaten gece 4 gibi (20 Mart 2026) Deniz ve Hülya’nın elleri ellerinde bu dünyadan gitmişsin.

Biliyorsun ikimiz de kelimeleri severiz, daha doğrusu Edip Cansever şiirlerindeki gibi, senin “Mendilimde Kan Sesleri” şiirini okurken içimize işleyen kelimeler gibi kelimeleri severiz. Şimdi ben sensizlikten sonra senin o sessiz iyiliğini, her görüşmemizde başka kimsede hissetmediğim arkadaşlık saadetini anlatacak kelimeleri bulmaya çalışıyorum. Sen benim için arkadaş kelimesinin anlamı gibiydin. Aslında bir süredir seninle konuşup duruyordum; daha doğrusu bu çarşamba hastaneye gelip seni son görüşümde yaptığım gibi, hayat her zamanki gibiyi oynamak için anlatıp duruyordum. Zaten Hacettepe yurdunda karşılaştığım günlerden, 1976’dan beri de yani 50 yıldır, ben daha çok konuşur, sen beni dinler, konuşmadan anlatan halinle anlardık birbirimizi.

Parasız yatılı okullarından Hacettepe’ye

İkimiz de parasız yatılı okullarının yatakhanelerinden (sen Denizli, ben Kütahya Lisesi) ve bizi bağırlarından ayırmak istemeyen annelerimizden kopup, forumların, arkadaşlıkların, yürüyüşlerin ve kitapların dünyasına gelmiştik. Adımlarımızda “Güneşe akın var” şiirinin yankısı vardı ve Melih Cevdet Anday yazıları ile sakinleşirdik. Uzunca bir süre az yemek, daha çok kitaplarla beslendik.  İkimiz de Hacettepe Tıp Fakültesi’nin önündeki heykelin oralarda kalbimizde Ceyhun Atuf Kansu’nun “Boyun Damarı” şiiri, uzun süre Nuray Erenler’i arayan kuşaktandık. Ben daha çok lirik, senin sözün ise içine doğruydu, o yüzden forumlarda yarım kalırdı konuşmaların. Biyokimya dersinden çok, Ömer Laçiner yazılarına meraklıydık ve derginin bir sayısında Can Yücel’in Zeki Erginbay için yazdığı hani o “Dün gece seyrimde gördüm cerenim/kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni/mosmor olmuş gülyazısı bedenin” dizeleriyle başlayan şiirini okurken ağlamıştık.

Daha önce yazmıştım; bir dönem sen yurdun B blok çalışma odasının girişinin hemen yanında sağdaki masada benim az tanıdığım, çekik gözlü olduğu ama esas ikinizin de o sırada içinde olduğu siyasi grup yüzünden Çinli olduğunu aklımdan geçirdiğim bir kızla sigara araları dışında hep kitap okurdunuz.O kadar sessiz bir dünyanız vardı ki aranızda duygusal bir bağ olduğunu hiç anlamamış, yıllar sonra oradan buradan........

© T24