Çocuklarla geçen zaman |
Diğer
04 Ocak 2026
Bir süredir her yıl yılbaşını da kapsayan 1 haftayı Utrecth’te yaşayan iki kızım, onların yaşam arkadaşları ve son 4 yıldır da 4.5 yaşını bitiren torunumla geçiriyorum. Bugün geri dönme günü ve sabahın uyanınca içimde beliren hüzünle karışık duyguların dalgası ile bu satırları yazıyorum. Kızlarım 41 ve 31 yaşlarında ama bu yazının başlığı yine de çocuklar kelimesini içeriyor. Bunun nedeni insanın çocukları hangi yaşta olursa olun hep çocuk kalır klişesinden çok onlarla geçirdiğim zamanın aynı zamanda çocuklar ve hayat üzerine bir düşünme zamanı olmasından.
Tabi herkesin kendi yaşamı, bir tür örüntü diyebileceğimiz rutinleri, ritmi, düşünceleri, duyguları, alışkanlıkları var ama ben yine de bir araya gelince biraz bunları dışarda bırakan başka bir halenin içine girdiğimizi, orada solduğumuz tarifi zor anlarla mutlu olduğumuzu ve bu mutluluğun başka türlü olduğunu hissederim. İşin doğrusu bunu kim hangi yoğunlukta hisseder, her insan aynı şekilde mi yaşar, özlem dediğimiz bumudur, bu yaşadığımız aslında başta bizi yapan genler olmak üzere, içimizdeki biyolojik sinyaller döngüsünün birbirini bulmasından, kavuşmasından kaynaklanan daha organik bir hal midir, bilmek zor. Aslında ben uzunca süredir bu organik kavuşma seçeneğini daha çok hissettiğimi, içimde bir yerde gerçekleşmeyeceğini bilsem de onlarla yaşama arzumun durduğunu, şimdi şu anda da bu cümleyi yazmanın beni duygulandırdığını itiraf etmek isterim. Şimdi bu haleye yeni katılan Mavi’den her an yansıyan binbir çeşit ışık, sinyal, duygu yaşadıklarımızı güçlendiriyor ve onun üzerinden oluşan başka bir ağ bizi yeniden tanımlıyor, kuşatıyor.
Bu duygular muhtemelen evrensel bir duygudur ve her birimiz bunu büyürken kendi ana ve babalarımızdan alıyoruzdur. Benim açımdan bunun bana büyük ölçüde anamdan, onun kucağında geçirdiğim zamanlardan, bakışlarından, sarılışından, ondan ayrılıp gurbete giderken benden kopamayışından, bir iki gün kendine gelemeyerek, kendini tarlalara, ormanlara vurmasından miras kaldığını söyleyebilirim. Şimdi onlardan ayrılmaya 3-5 saat kala anam kadar şiddetli olmasa da benzer duygular beni de etkisi altına alıyor.
Dün gibi her şey
Bu genler konusuna geri dönersek, aslında bunu kayıplarda da hissederim. Örneğin onlarla beraberken aramızda boylu boyunca duran, 22 yıl önce kaybettiğimiz annelerinin onlarda biyolojik olarak yaşadığını, bu yüzden onların kayıp duygusu ve özlemiyle benimkinin farklı olduğunu........