Herkesin bir Castra’sı olmalı!
Diğer
10 Ocak 2026
Roma lejyonları bir savaşa girerken yalnızca mızraklarını değil, gelecekteki geri çekilişlerini de yanlarında taşırdı. Bu yüzden Romalı asker yürüdüğü her toprakta, her akşam, istisnasız biçimde bir kale kurardı: Castra.
Bu kale, savaşın ortasında sığınılacak bir taş yığını değil; Roma aklının ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Geri çekilirken güçlenen ordusunun, kale mantığını inceleyelim. Roma ordusu bir çatışmaya asla çıplak girmezdi. Her hücumdan önce, her geri çekilmenin adresi belliydi.
Bir Roma komutanı askerine şunu hissettirirdi:
“Geri çekilmek kaçmak değildir. Geri çekilmek, bir sonraki zaferin dinlenme odasıdır.”
O yüzden Roma ordusunda panik yoktu.
Çünkü her asker, karanlık bastığında sığınacağı duvarın daha sabah kazıldığını bilirdi.
Castra yalnızca hendek ve kazıdan ibaret değildi.
Kale, Taş Değil Psikolojiydi.
O kale, askerin zihninde kurulan bir güven duvarıydı.
Bir insanın arkasında kapısı kapalı bir oda varsa, savaşırken sırtı dik olur.
Ama arkasında boşluk varsa, en keskin kılıç bile titrer.
Bugünün yöneticileri de işte tam da burada kaybediyor;
Kazanmak İçin Önce Geri Çekilmeyi Tasarlamak!
Bugün liderlik kitaplarında “risk yönetimi” diye okuduğumuz her şey, iki bin yıl önce Romalı askerin kazmasına yüklediği anlamın modern tercümesidir.
Modern yönetim diliyle söylersek Romalılar, “Exit stratejisi olmayan zafer yoktur” ilkesini çok erken keşfetmişti.
Bugün şirketler “dayanıklılık” kelimesini çok seviyor.
Oysa dayanıklılık bir sunum slaytı değil, önceden kazılmış hendektir.
Biz bugün başarısızlığı hâlâ bir utanç gibi anlatıyoruz.
Romalılar ise başarısızlığı mimarî bir ihtimal olarak görüyordu.
Her stratejinin içine geri çekilmeyi yerleştirdiler.
Çünkü bilgelik şunu bilir:
“Sadece kazanmaya programlanan lider, ilk kayıpta darmadağın olur.
Ama kaybı planlayan lider, yenilginin içinden zafer çıkarır”
Günün Sonunda Roma’yı Roma yapan, ordusunun çok güçlü olması değildi.
Roma’yı Roma yapan, geri çekilmeyi bile disiplinle yapan bir medeniyet olmasıydı.
Bugün iş dünyasında hâlâ “herkes ileri doğru adımlama derdinde, kimse arkayı düşünmüyor.” Oysa, tren tam karşınızdan geliyorsa, ileri değil yana doğru atılacak bir adım hayat kurtarır.
Belki de gerçek liderlik sorusu burada hayat bulur:
“Savaşırken nereye sığınacağını bilenler mi kazanır, yoksa sadece saldırmayı bilenler mi?”
Romalılar yalnızca “iyi savaşan” değil, savaşı sistemleştiren ilk medeniyetti.
Castra (seyyar kale) onların........
