İkil ve Çoğul: Alpagut Gültekin’in ardından bir Sarkis sergisi |
Diğer
18 Ocak 2026
Şair, felsefeci, sinemacı, galerici, çağdaş sanat, çağdaş müzik tutkunu, ‘Cesaret, Kaçalım’ kitabı yazarı ve Norgunk Yayınevi eş kurucusu (mutlaka atladığım başka özellikleri de vardır) Alpagut Gültekin Nisan 2024’te vefat etti. Norgunk Yayınevi’nin (kuruluşu 2002) yayımladığı nitelikli kitapların ve süreli yayınların arasından seçtiği 116 eser, bildiğimiz kitap ve dergi, Sarkis’in müdahalesiyle birer sanat yapıtı oldu. Sarkis bunlara akrep ve yelkovan gibi saat mekanizmaları ekleyerek yayınevi külliyatına da yeni kişilikler kazandırdı. Bu 116 eser, Tepebaşı’ndaki Öktem Aykut Galerisi’nde, Alpagut Gültekin’e bir bağlılık, bir homaj olarak, Gültekin’in eşi Ayşe Orhun Gültekin küratörlüğünde sergileniyor.
Sergi açılışı sırasında Alpagut Gültekin’in eşi, serginin küratörü Ayşe Orhun Gültekin ile sohbet ettik. Önce, 33 yıl her konuda her koşulda beraberlikten sonra zorlanıp zorlanmadığını sordum.
“Zorlanmıyorum çünkü Alpagut’la bizim ikimizin 20-30 kişilik gücümüz olduğunu düşünürdük. Çok çeşitli işleri, kitapları, filmleri, sergileri birlikte yaptık, ikimiz yaptık. Elbettte arada yazarlar, çevirmenler, editörler, sanatçı arkadaşlar vardı ama işi ikimiz götürüyorduk. O yüzden ben kendimi tek kişi olarak düşünmüyorum. Alpagut içimde. O yüzden zorlanıyorum demiyeceğim. Hastalığı 5-6 yıl sürdü, erken yaşlarda bir araya geldiğimizden 33 yıldır birlikte olduk. 7 gün 24 saat beraber olduğumuzdan ben ona 66 yıl diyorum.”
Ben ilişkilerini başa almasını rica ediyorum, “Aslında ben Boğaziçi’nde Sosyoloji Bölümü’nden sonra Montreal’de sanat sosyolojisi sonra Paris’te yine sanat sosyolojisi master’ı yaptım. Paris’teki tezim Türkiye’deki sanat ortamıya ilgiliydi. Alpagut ile ben 20 yaşındayken tanıştık, 21imde evliydik. Alpagut da 20lerinin sonundaydı. Birlikte öyle birşey oldu ki, beraber büyüdük ve birbirimizin potansiyellerini geliştirdik. Bu bir çiftin yapabileceği en güzel şey. Biribirimizin sevgi, öğrenme, heyecan duyma, üretme kapasitelerini geliştirdik. Bütün ilgi alanlarımızı çoğullaştırdık. Benim erken yaşta evlenmek gibi bir niyetim yoktu ama karşılaştık işte. Okurken ödevleri birlikte yaptık, Paris’te bir otel odasında birlikte yaşadık. Bu sürede hep ‘dönünce ne iş yaparız’ı düşündük. Aslında Paris sokaklarında dolaşırken arka bölümlerinde üretimin ve editörlüğün yapıldığı küçük yayınevleri görüp üzerinde konuşuyorduk. Sonra da televizyonda bir belgesel gördük.”
Norgunk’un web sitesinde Alpagut ve Ayşe Orhun Gültekin’in ağzından şöyle yazıyor; “Hikâye Paris’te küçük bir otel odasında başlıyor, tarih 18 Mart 2001. Televizyonda Jérome Lindon ve Minuit Yayınları üzerine bir belgesel izliyoruz. Minuit, II Dünya Savaşı sırasında yeraltında kurulmuş, Lindon Beckett’in, Deleuze’ün yayıncısı. Çok etkileniyoruz. Bir yıl sonra, 9 Mart 2002’de Norgunk Yayıncılık kuruluyor: n üzeri siyah kare...”
Çiftin Malevic’e hayranlığından bu logonun doğduğunu düşünüyorum.
Ve bir yayınevi açma kararı çift tarafından işte oracıkta veriliyor. Bir yıl sonra 2002’de İstanbul’da Norgunk Yayıncılık açılıyor. Sadece yayıncılık yetmiyor, bir süre sonra güncel sanat sergileri açmak için galeriler açmaya başlıyorlar; “Kuad’da Beral Madra ile birlikte olduk, Bilge Alkor ile Narmanlı Apartmanı’nda Ariel’i kurduk, daha sonra da Boğazkesen Caddesi’nde Riverrun’ı açtık” diye anlatıyor. “Aslında Ayşe ve Alpagut Gültekin ile bizim ilk karşılaşmamız işte o Riverrun’da oldu. İlk sergileri Sarkis’indi ve ben de Sarkis ile programım için çekime gitmiştim. Riverrun, Pandemi sırasında uzun süre kapalı kaldığı için sonunda tümden kapatmaya karar vermişler, Alpagut Gültekin’in hastalığı da ilk orada kendini belli etmiş. Ancak Ayşe Gültekin “Sarkis’in işleri arasında bir koza idi Riverrun” diye bahsediyor.
İkil ve Çoğul........