37 yıllık turist rehberi Şerif Yenen ile Anadolu’nun kronolojisine paralel tematik bir rota: ‘Turkish Odyssey’ |
37 yıllık turist rehberi Şerif Yenen önce 1998 yılında ‘Turkish Odyssey’ başlığıyla tek cilt olarak çıkardığı, geçen yıl yeniden düzenleyip güncellediği üç ciltlik kutulu Türkiye gezi rehber kitapları setini göndermiş. 500’er sayfalık üç cilt rehber… Rehber İngilizce yazılmış. Bu kadar geniş kapsamlı olmayan Türkçesi de varmış. Şerif Bey bu kültürel rehber, Turkish Odyssey için “Bir Türk’ün yazdığı ilk en kapsamlı İngilizce rehber” diyor. Başka rehberler de yazmış ve ABD’de Washington DC’deki Smithsonian Enstitüsü’nde Türkiye ile ilgili her yıl konuşmalar yapıyor. Küçük ve özel gruplara turlara da devam ediyor. Turist Rehberleri Birliği ve Vakfı Başkanlıkları yapmış. Uzmanlık alanı Türkiye ve yurt dışına tur yapmıyor.
Bu üç ciltlik eserin ilk cildi teorik konular. Anadolu’nun halkı, tarihi, kültürü, sanatı, mitolojisi, dileri, dinleri, müzeleri, müze koleksiyonları, deyişleri, örf ve adetleri... O kadar detaylı o kadar kapsamlı ki gidip görmeye niyetiniz olmasa bile genel kültür olsun diye de okuyabilirsiniz. Unesco Miras Listesi’nde olanlar, sırada bekleyenler, Taş Devri’nden Cumhuriyet dönemine kadar Anadolu’dan geçen kültürler, devletler, milletler ve gerilerinde bıraktıkları eserler...
Birinci ciltte altyapı gibi sayılacak bilgilerden sonra 2. ve 3. ciltlerde bölgeler anlatılıyor. 2. cilt Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri 3. cilt ise Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki görülmesi gezilmesi gereken yerler yine haritalarıyla, tarihi ve kültürüyle, ekonomisi ve tarımıyla detaylı bir biçimde satırlar arası gezdiriyor. Öyle ki sünnet düğünlerinden namaza, Türk kahvesine, fal ritüellerine, ezana, yağmur duasına kadar detayıyla...
Şerif Yenen buluşmamızda anlatmaya, “Türk turistler nedense seyahat deyince Avrupa, Asya, Amerika dünyayı dolaşırlar, moda olan destinasyonlara giderler ama kendi ülkelerini keşfetmek akıllarına gelmez. Pandemi, vize zorluğu ve Türk lirasının değer kaybetmesi bir araya gelince yüzlerini Türkiye’ye çevirebildiler. Kaç kişi Mardin, Diyarbakır, Van, Kars’a turist olarak gitmiştir? Pandemide oturdum yeniden gözden geçirdim, üç yıllık bir çalışmayla yeniden bastım. Çeşitli dillere çevrildi. Biz tura çıkarken yanımıza 10 tane kitap alırdık. Mitolojisinden tarihine, arkeolojisinden mimarisine kadar. İşte bunların hepsini tek kitapta toplamak istedim” sözleriyle başlıyor.
Ben kendisinden yerli ya da yabancı Anadolu’yu gezip görmek isteyen bir turiste 10 destinasyon önermesini rica ediyorum. O da “Güzel soru ama...” diye lafa başlıyor. “Biz Türkiye’de gezen turistlerin kültür ihtiyacını artırmak istiyoruz. Benim önerim tematik turlar. Anadolu birçok uygarlığı misafir eden bir coğrafya. Ben 'binelim otobüse, Adana’dan başlayıp Diyarbakır’dan çıkalım'dan öte 'Anadolu’nun kronolojisine paralel bir tematik rota izleyelim'i öneriyorum.”
Başlıyor destinasyonları sıralamaya:
1. Paleolitik çağ çok az, Antalya civarı Karain ve Küçükçekmece Gölü civarında Yarımburgaz Mağaraları var. Ama yerleşik hayatın başladığı Neolitik çok önemli. Kuzey Mezopotamya’da başlamış Urfa ve çevresi Taştepeler dünya çapında. Sefertepe, Göbeklitepe, Karhantepe, Sayguç; 13 tepe. Hepsini görmek mümkün değil ama birkaçı görülebilir. Kitap basıldıktan sonra Sayguç çıktı, orası o yüzden kitapta yok. İnsanlık tarihinin en büyük kırılma anlarından biri, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata geçiş. Bu yöre, tüm dünya tarihinin yeniden yazılmasına neden olmuştur. Bu anıtsal yapılar, din, ritüel ve toplumsal örgütlenmenin tarımdan önce ortaya çıktığını göstermesi bakımından benzersiz. Bu rota yalnızca Neolitik çağla sınırlı değil. Harran, Balıklıgöl ve Urfa Arkeoloji Müzesi gibi duraklarla dinler tarihi, arkeoloji ve yaşayan kültür iç içe geçiyor. Böylece gezgin, “doldurboşalt” bir turdan ziyade, binlerce yıla yayılan bir kültürel sürekliliği özümseyerek deneyimliyor.
Göbeklitepe
2. İkinci durak şu olabilir; Kuzey Mezopotamya’daki Neolitik Çağ halkı 2 bin yıl sonra göçe başlıyor, Orta Anadolu’ya geliyor. Çatalhöyük, Alişar Höyüğü, Hacılar... Çatalhöyük, yerleşik hayatın mimari, sosyal ve sembolik boyutlarını gözler önüne seren, dünyadaki en önemli Neolitik alanlardan biri. 17 katman yerleşim bölgesi var. Ev düzenleri, duvar resimleri ve gömü gelenekleriyle bu yerleşim, insanın mekânla kurduğu ilişkiyi anlatıyor. Rotaya, imkân dâhilinde Aksaray’da Aşıklı Höyük de eklendiğinde, Orta Anadolu Neolitiği çok daha bütüncül biçimde okunabiliyor. Konya’da Mevlânâ Müzesi ve kentin tasavvufi mirası ise bu arkeolojik anlatıya manevi bir derinlik de katılıyor, böylece rota yalnızca ‘ilk köyleri’ değil, Anadolu’da düşünce dünyasının katmanlarını da kapsıyor. Konya’ya gitmişken Selçuklu mirasını atlamak olmaz. Bu Mevlânâ ve tasavvuf geleneğiyle birleştiğinde, bu dönemin yalnızca bir ’geçiş çağı’ değil, köklü bir uygarlık inşası olduğunu da anlarız. Selçuklu eserleri, Osmanlı’nın üzerinde yükseleceği idari ve kültürel zemini hazırlamış ve Anadolu’nun........