Özgür Özel, köylünün toprağı, kuşun-böceğin hatırı, çoluk çocuğun yarını için Milas’ta

DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24

Özgür Özel, köylünün toprağı, kuşun-böceğin hatırı, çoluk çocuğun yarını için Milas’ta

Cumhuriyet, kazanımlarıyla düşünülenden çok daha derin ve sağlam kökler salmış olsa da Anadolu toprağına, o toprağı altımızdan söküp almak isteyen bir Karşı Devrim bloğu bulduğu tüm güçle ve şimdi; sermaye eliyle denizine, kıyısına, ağacına, köylüsüne bile aman vermiyor...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel

Ekranlara ya da haber portallarına yansıyan tartışmalara baktığımda şunları düşünmeye başladım:

Yakamızdan düşmeyen sıkıcı, boğucu, küstah ve aymaz gündem aktörlerini bu ülke mi yetiştirdi gerçekten?

Hangi yana, hangi alana baksak, koca ülkede neden oldukları; dinmeyen bir sarsıntı, duyarlı her insanı rahatsız edecek kadar duyulabilen çığlıklar, asla silemeyeceğimiz genzimizden ta içimize akan gözyaşları ve artık ‘bunlar dur  durak bilmiyor’ hissi geldi bağrımıza tonlarca ağırlıktaki bir taş gibi oturdu.

Yapacak bir şeyler olmalı, Moğolların dediği gibi ‘bir şey yapmalı’!

Devlet Bahçeli’ye şöyle sorsam: “Ülkenin bekası meselesi baktığınız yerde mi sadece?”

‘Yurtta barış’ meselesi bir bütün olarak neden anlaşılmaz?

Yüzyılın son çeyreği, hiç olmadığı kadar demokrasi, adalet ve insan hakları yaraları açtı şüphesiz ve yetmiyor gibi ne çok; talan ve yağmaya karşı da savunmasız hale getirildi  güzelim ‘hey koca yurt’.

Duymuyor ve görmüyor musunuz?

Köylünün bir avuç toprağı, sermayenin elinde inim inim inliyor, istenilenin aksine şehre göç etmeyen, ürettiğinin, topladığının birazını satıp birazıyla da kendi geçimine bakan köylüler toprağından göçe zorlanıyor, o köyler maden de maden denilerek boşaltılıyor, hem de Ege’de, Karadeniz’de, Marmara’da, Akdeniz’de… Yurdun dört yanı kökten-rantçı düzenin ve iş birlikçilerinin işgali altında Sayın Bahçeli?

İlaç için bir tek zeytin ağacı bile bırakmamaya yemin etmiş gibiler

Bilim yuvası olan taneyle saydığımız üniversitelerimizi, okunacak iki satır yazan gazeteciyi, aklıselim düşünen kalmış birkaç aydını bırakın,  sokaktaki canlara bile hınçla bakar oldu son çeyrekte bu güzelim memlekette bürokrasi.

Daha olanı biteni yazmaya devam etsem inanın bu yazıyı bitirecek takat bulamam kendimde.

Küçükken aklım boyumdan çok daha büyük meselelere kafa tutmaya çalışırken Milliyetçilik ve Vatanseverlik bağlamı ve çelişkisine erken giriş yapmıştım, ama anlayamıyordum yine de.

Epey zaman almış olsa da öğrenmiştim sonunda; maviyi, yeşili düşünmekti, ayırt etmeksizin insanı düşünmenin yanında yurtseverlik meselesi.

Büyüdüğün, sevdiğim toprakları düşünmek de mühimdi hele o toprakların sömürüsüne direnmek ve gerekirse meydanlara  çıkmak da vardı hamurunda...

Söylemeden geçemeyeceğim bir şeyi fark ettim; yazıyı dinlediğim bir müziğin ritminde yazdığımı.

Bilgisayarımın tuşlarına sanki o ritimde temas ediyorum, yani yazmıyorum da dinlediğim bestenin noktalarına dokunuyorum:

Tunuslu Udi, Anouar Brahem bestesi doğduğu toprakların adını taşıyor; Halfaouine. *

Brahem, ilhamını “bir yandan göğe yükselip daha fazla yer kaplarken diğer yandan da köklerini toprağın derinliklerine gömmeye çalışan bir ağaçtan alır“ diye bir yorum okudum. **

Korkuyorum, ülkece ilhamımızı kaybediyoruz gittikçe.

Cumhuriyet, kazanımlarıyla düşünülenden çok daha derin ve sağlam kökler salmış olsa da Anadolu toprağına, o toprağı altımızdan söküp almak isteyen bir Karşı Devrim bloğu bulduğu tüm güçle ve şimdi; sermaye eliyle denizine, kıyısına, ağacına, köylüsüne bile aman vermiyor...

Sesini duyuyor musunuz bu toprağın?

Sevelim sevmeyelim, taraf olalım ya da olmayalım bugün bu sese kulak veren biri var:

Özgür Özel, başta Akbelen köylüsünün toprağı, kuşun – böceğin hatırı, çoluk çocuğun yarını için Milas’ta olacak.

Bugün Milas’ta olmak, toprağından gidecek başka yeri olmayan herkes için o kadar hayati ki ne söylesem az olur.

*https://www.youtube.com/watch?v=1Z7RJOAkXMo&list=RD1Z7RJOAkXMo&index=1

** Can Karakuş, “The Astounding Melodies” of Anouar Brahem, Jaaz Dergisi / Köşe yazısından.

https://www.jazzdergisi.com/the-astounding-melodies-of-anouar-brahem/

Serdar Gündoğ kimdir?

Serdar Gündoğ, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. İlk ve Orta Okulu Ankara'da, Liseyi ise Aydın'da tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü İzmir'de bitirdi.

Türkiye'nin ilk haber portallarından bodrumhaber.com ve aynı adla yayımlanan günlük gazetenin genel yayın yönetmenliğinin ardından çeşitli yerel haber portallarında, Posta ve Milliyet gazetelerinin eklerinde haftalık yazılar yazdı.

2009 yılından itibaren yerel ve genel seçimlerde kampanya yöneticiliği ve danışmanlıklar yaptı.

Çevre ve insan temalı farkındalık projeleri için fikir ve senaryolarına katkı sağladığı kısa filmler ve belgesellerin yapımcılığı yanında kültür ve sanat etkinlikleri de düzenleyen Serdar Gündoğ'un marka ve siyasi danışmanlıkları devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Benim güzel yalancı aynam

Yalan bu kadar güzelken kim doğruyu görmek ister?

Uğur Mumcu’nun kişiliğini, gazeteciliğini, mücadelesini ne kadar konuşur, ne kadar hatırlatırsak bu ülke için o kadar doğru bir şey yapmış oluruz

Karneden Atatürk’ü çıkartıp baş köşeye Tom Barrack’ı oturtmak!

Bir ülkede çocukların karnesinden Atatürk’ün çıkarıldığı gün, savunma bakanlığının verdiği fotoğraflarda baş köşeye oturtulanları gördüğümde; Şamil Tayyar’a hak verdim: Keşke bu fotoğraf hiç yayımlanmasaydı

© Tüm hakları saklıdır.

Kullanım ve Gizlilik Şartları

Dünya Basınında Bugün


© T24