Yargılama etkinliğinde yanlış tartışma aşamasının yıkıcı sonuçları ve bizler -III |
Geçelim, burada ayracı kapatarak konumuza dönelim ve soralım: Evet, bu türden yanlışlıkların temel nedeni, nesnel olarak nedir, yalnızca dil midir, sayın hukukçular?
Elbette dilden daha çok şudur: Türkiye, Japonlar gibi Batı’nın önce hukukunu, kavramlarını ve dilini, sonra da yasalarını alacak yerde, yalnızca yasalarını almakla yetinmiş, bu yüzden de, bırakınız hukuksal kavramları, doğal Türkçede geçen sözcüklerin anlamlarını bile yanlış anlayarak uygulamalar yapmış, dolayısıyla Batı kökenli yasaların arı duru anlamlarını bozmuş, eski deyişlerle tağyir ve tağşiş etmiştir.
İşte yukarıda verilen örnek, bunun maddi hukuk alanında yaşanan çok çarpıcı durumlarından sadece biridir.
Geliniz, yargılama hukuku alanından da bir örnek verelim:
Gerçekten ne zaman yeni bir yargıç, açılmış bir davanın duruşmasına (tartışma) katılsa, yargılama etkinliğinde, bulan hekimin adıyla sanki sürgit bir “Tourette sendromu” yaşanmakta, yani istenç dışı, hızlı ve yinelenen tutumlarla hiç düşünülmeksizin “yargıç değişikliği nedeniyle eski tutanaklar okundu, duruşmaya devam olundu” denilmektedir.
Geliniz, hemen soralım ve yanıtlayalım:
-Uygulamada gerçekten eski tutanaklar okunuyor mu?
-Hayır. Ne yazık ki, asla okunmuyor.
-Okunsa yeterli olur mu?
-Hayır, asla yeterli olmaz, olamaz
-Peki, okunmadığı halde “okundu” denilerek bir tutanak düzenlenmesi doğru mudur?
-Kesinlikle yanlıştır.
Peki, doğru değilse, bu eylem, bu işlem, yalnızca üzerinde durulmasına bile gerek olmayan sıradan bir eylem mi, işlem mi, yoksa bir suç mudur, sayın hukukçular?
Bu son soruları sizlere soruyor ve yanıt vermenizi bekliyorum sayın hukukçular?
İzninizle ben, sayın hukukçular, soruyu biraz daha açayım, sizlerle birlikte yanıt verelim: Böyle bir tutanak düzenlemek, hukukun gözünde 926/765 sayılı Eski Türk Ceza Yasası’nın 342/2 ve 3; 5237 sayılı 2004/5237 sayılı yeni Türk Ceza Yasası’nın........