menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eleştiriden korkan ve kendinden menkul duruşmalar (tartışma) yapan toplum ve insanları-II

6 0
latest

Evet. Üzerinde durulan ve her gün yaşanan bu gerçeği artık görelim ve de asla unutmayalım, sayın hukukçular.

Bir ülkede yargıçların kurdukları bir yargı (hüküm), davayı kazananları bile hiç doyurmuyorsa, o kararda görünüşte bir kazanç, gerçekte bir utanç (mahcubiyet) ve yenilgi; ayrıca sürgit kazananı bile tedirgin eden bir çarpıklık, insanları düşündüren, vicdanları sızlatan, içten içe ağlatıp başkaldırtan acı bir durum var demektir.  Nitekim Hz. İsa ve Hz. Musa gibi, Hz. Muhammet de, sık sık anımsatıldığı üzere, “Bedeni temiz olmayanın, yüreği de kirlidir” demiştir. 

Türk uygulamasında sık sık “eski tutanaklar okundu” denilerek, şaşırtmaların da ötesinde yalanlara başvurularak kararlar kurmak, ne âdil bir anlayışın, ne de erdemli bir ruhun ürünüdür.

Olamaz da.

Artık kendi kendini aldatmanın zamanı çoktan geçmiştir.

Zira o tutanaklar, uygulamada hiçbir zaman okunmamaktadır.

Oysa hukuk, yalanların odağı olmak şöyle dursun, özünde bir bilim sorunu olduğu kadar, körlüğü, gizlisi saklısı, art niyeti olmayan mertçe ahlaki bir duruştur da.

Elbette körlüğü böylesine kışkırtan “eski tutanaklar okundu” gibi akıl, gerçek ve hukuk dışı yalanlarla, çıplak ve kör bakışlarla, daha doğrusu şaşırtmaca saçmalıklarla insanların alınyazıları üzerinde hukuka uygun hükümler, kesinlikle kurulamaz.

Artık bunları bilelim ve unutmayalım ki, Eski Atina’da “ius” sözcüğünün anlamı, aslında düşüncedir, görüştür, felsefedir, mantıktır ve de, en önemlisi, hukuktur.

Felsefe ve mantık ile hukuk ise, özgür, yansız, kesinlikle nesnel aklın ürünü olmak gerekir, asla kendini aldatmaların, kandırmaların değil.

Böylesine ahlak temelli hukukun ürünü olması gereken karar ise, kesinlikle aklın ve vicdanın övünç sayfası olmalıdır. 

Sık sık uyarı cümlesiyle vurgulamak gerekir ki, bu değerler, kendini sürekli yineleyen  “eski tutanaklar okundu, duruşmaya devam edildi” gibi uyarı cümlesi mi, yoksa pişmanlık, sinirlilik ya da aldatıcılık cümlesi mi olduğu belirsiz yalana dayanan güldürü tutanaklarına, çarklarına kesinlikle teslim ve kurban edilemez. Çünkü Makedonların ünlü sözüyle “kartalın pençesini yiyen avcı, dağa çıkacak kadar akıllı ve yürekli olamaz

Ozan Decimus Iunius Juvenalis (MS 55-140) Roma’nın kirli yüzünü, toplumsal yozlaşmaları ve adaletsizlikleri, insanların budalalıklarını ve acımasızlıklarını, gücün kötüye kullanılması yöntemlerini, dalkavuklukları, sapıklıkları sıraladıktan sonra, her insanda var olan “vicdan”ı, sık sık anımsatalım ki, "içimizde gizli bir kırbaç taşıyan cellat" olarak tanımlamıştır. O, “Dürüstlük övülür ve unutulur, güzellik ile erdemin birleşmesi çok az görülür; ilk ceza, suçlunun kendi yargıçlığından kurtulamamasıdır; bilgelik, talihi yener; düşünceler çivi gibidir, vuruldukça derine daha çok batar” demiş ve bu bağlamda ilk soruyu da şöyle sormuştur: “Koruyucuların koruyuculuğunu kim yapacak, hukuksuz güç kullananlara karşı hukuku kim kullanacak ve hukuksuz yargılayanları kim hukuka göre yargılayacak?”

Biz hukukçuları ilgilendirmeyen siyaset dünyamıza bakarsanız, ülkemizde tam olarak yanıtlanmak şöyle dursun, bu soruların........

© T24