Maduro’nun kaçırılması ve uluslararası hukuk

Diğer

13 Ocak 2026

ABD Başkanı Trump, büyük bir pervasızlıkla “uluslararası hukuka ihtiyacı olmadığını” söyledi. Uluslararası hukuk ihtiyacı olanlar için var olan, ihtiyacı olmayanlar için var olmayan, dükkânda satılan bir nesne değil. Uluslararası hukuk bütün devletler için eşit bir biçimde var olan ve devletlerin taraf oldukları anlaşmalar nedeniyle uymak zorunda oldukları yükümlülükler. Uluslararası düzenin temeli uluslararası hukuk. Uluslararası hukuk olmazsa, uluslararası ilişkilere kaos egemen olur. Sadece güce dayanan bir sistem ortaya çıkar.

Hobbes’un, Locke’un, Rousseau’nun sözleşme teorileri, büyük ölçüde uluslararası ilişkiler için de geçerli. Devletler, güçlünün güçsüzün kurdu olduğu kaos ortamına son vermek için, egemenliklerinden ödün vererek sözleşmeler yaparlar. Taraf oldukları sözleşmelere uymak zorundadırlar. Uluslararası ilişkiler anlaşmalardan doğan uluslararası hukukla düzenlenir.

Bu nedenle Trump’un uluslararası hukuku yok sayan sözlerine uluslararası toplumun şiddetli tepki göstermesi önem taşıyor. Bu yazının hareket noktası da uluslararası hukukun var olduğu ve geçerli olduğu.

ABD askerlerinin Venezuela Başkanı Maduro ve eşini evlerinden alarak ABD’ye götürmeleri ve ABD Başkanı Trump’ın, ABD’nin Venezuale’yı yöneteceğini açıklaması uluslararası hukuk açısından büyük sorunlar doğurmakta.

B.M. Şartı’nın 2/4 maddesi, taraf devletler arasındaki ilişkilerde, bir devletin başka bir toprak bütünlüğüne ya da bağımsızlığına karşı kuvvet kullanılmasını ya da kuvvet tehdidinde bulunulmasını yasaklar. Bunun iki istisnası meşru savunma ve Güvenlik Konseyi’nin kuvvet kullanmaya izin vermesi. Bu iki istisna da ABD için geçerli değil. ABD Dışişleri Bakanı Venezuela’ya karşı savaş ilan edilmediğini söylüyor. Ancak 2/4 maddesinde sözü edilen savaş değil, kuvvet kullanılmasıdır. Savaş durumu olmadan da kuvvet kullanılması olanağı var. Venezuela olayında olduğu gibi.

Maduro ve eşinin ABD’ye zorla götürülmeleri, tutuklanmaları ve cezaevine konularak özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları hukuka uygun mu?

AİHM Büyük Dairesinde 2005 yılında sonuçlanan Öcalan davasının en önemli sorunlarından biri, Öcalan’ın Kenya’da Türkiye’ye iadesinin hukuka uygun olup olmadığıydı. Hukuka uygun olmadığı sonucuna varsaydı, AİHM Sözleşme’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine karar verecek ve Öcalan’ın serbest bırakılmasını talep edecekti. Bu konuda karar verirken AİHM, Öcalan’ın Kenya’da Türk makamlarına teslim edilmesinin, Türkiye’nin Kenya’nın egemenliğini ve uluslararası hukuku ihlal eden eylemleri sonucu mu, yoksa iki devlet arasındaki iş birliğinin sonucu mu olduğunu inceledi.

Bu bağlamda Öcalan’ı havaalanına götüren arabanın sürücüsünün Kenyalı olduğunu, Öcalan’ın Türk makamlarına teslim edilmesinin iki devlet arasında bir anlaşmazlığa yol açmadığını, Kenya tarafından protesto edilmediğini göz önünde bulundurdu ve Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinin ve tutuklanmasının hukuka uygun olduğu sonucuna vardı.

Aynı kriterleri Maduro’nun ABD’ye getirilmesine uygularsak, Maduro ve eşinin ABD’ye getirilmesinin ve tutuklanmasının Venezuela’nın egemenliğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiği, hukuka uygun olmadığı sonucuna varmamız güç olmaz.

Ancak ABD Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmadığı gibi, Ker-Frisbie doktrinini uygulayan ABD mahkemeleri, şüphelinin yakalanması ve mahkeme önüne getirilmesinin hukuka uygun olup olmadığına bakmaksızın kendilerini yetkili kabul ediyorlar.

1974 yılında B.M. Genel Kurulu’nda kabul edilen “saldırının tanımı” kararında, saldırı bir devletin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ya da bağımsızlığına karşı silahlı kuvvet kullanmak olarak tanımlanmakta, barışa karşı işlenmiş bir suç olduğu, bu tür eylemlerin hiçbir şekilde hukuka uygun görülemeyeceği belirtilmekte. Saldırı suçu olarak sayılan eylemlerden biri de devletin ülkesine başka bir devletin silahlı kuvvetlerinin girmesi. ABD’nin Maduro’yu yakalamak için giriştiği eylemlerde saldırı suçunun bütün unsurlarını görüyoruz.

Maduro’nun bir diktatör olması, seçimlerde hile yaparak yeniden seçilmesi, halkını yoksulluğa, sefalete mahkûm etmesi........

© T24