We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"Kimseyi geride bırakma"

31 58 6
02.08.2020

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

02 Ağustos 2020

Ethel ve Julius Rosenberg’lerin öyküsünü biliyorsunuzdur. Hüzünlü bir öyküdür. Rosenberg’ler Amerikalıdır. Ne yazık ki McCarty döneminde, sistematik bir şekilde komünist avının yapıldığı, hatta ispiyonlarla komünist yaratıldığı bir ortamda ABD Komünist Partisi üyeleridirler. Rosenberg çifti 1953 yılında o zamanki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine (SSCB), yani Ruslara nükleer sırları verdikleri için Rus casusu olmakla suçlanmışlardır. Suçlamaya göre, Ethel Rosenberg’in kardeşinin çalıştığı araştırma merkezinden edindikleri bilgileri Ruslara vermişlerdir. Döneminde haklarında açık bir delil bulanamamıştır. Bu nedenle, tüm dünyadan serbest bırakılmaları için büyük destek görmüşlerdir. ABD hükümeti tarafından son ana kadar, suçlarını kabul etmeleri halinde bir dizi af önerilmiş ve onlar hiçbirini kabul etmemişlerdir.

Rosenberg’ler, suçlu bulunmuş ve idam edilmişlerdir.

Rosenberg’leri bir şiirden öğrendim.

Bana onları tanıtan Melih Cevdet Anday’dır. O şiir de "Anı" şiiridir.

Melih Cevdet Anday, sonraları benim de arayıp bulduğum bir fotoğraflarından esinlenerek onlar için bu şiiri yazmıştır.

Fotoğrafta Ethel ve Julius, bir tel örgünün ayırdığı iki hücrededir. Bu hücrelerde uzanan ellerinin parmakları tel örgünün delikleri arasında buluşmuştur. Bir çift güvercine benzettiği çiftin o anını anlatır şiirin bir dörtlüğü:

"Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma"

Rosenberg’lere sonları benzemesin, bugün onlarca elin parmakları tel örgüler olmasa da cezaevlerinde buluşacaklar. Bugün Bayram.

Ama diledikleri gibi kucaklaşamayacaklar. Bu bayram Covid - 19 günlerinin bayramı.

Covid - 19 pandemisi açısından cezaevleri önlemlerin daha da önemle alınması gereken yerlerden.

Tüm dünya cezaevlerindeki toplu hastalık ve ölümlerden korkuluyor.

Şimdi öncelikle sağlık açısından cezaevlerine bir bakmak istiyorum.

Halk Sağlığı derslerimin arasında "Cezaevi ve Sağlık" başlıklı bir dersim var. Tıp fakültesi 5. Sınıf öğrencilerine anlatıyorum. Biliyorum ki içlerinden en az bir kaçı cezaevi ile ilgili bir hekimlik faaliyetinde yer alacak. Almasalar da toplumun sağlığı açısından çok önemli bir grup hakkında hekim olarak fikirleri olmalı.

Öncelikle, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 1995 yılından beri özel bir program yürütüyor. "Cezaevleri toplumun bir parçasıdır ve burada tutuklu/mahkumların sağlığı da bir halk sağlığı sorunudur", diyor.

DSÖ’ne göre, dünyada herhangi bir anda 11 milyon insanın gözaltında tutulduğu ve yıl içerisinde 30 milyondan fazla insanın yaşadıkları toplum ve cezaevleri arasında hareket ettikleri biliniyor. Bu da cezaevleri ortamındaki hastalıkların dışarıya ya da dışarıdan da içeriye hastalıkların taşınabileceği anlamına geliyor. Herhangi bir günde, DSÖ Avrupa Bölgesi'nde 1,5 milyondan fazla insan cezaevlerinde. Ülkemizde de 250 bin civarında tutuklu/hükümlü olduğunu biliyorum. Son verileri alamadım. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün web sayfasına bu yazıyı yazdığım sıralarda ulaşamadım. Sayfa........

© T24