Üretimin bedeli

Yapay zekâ gündemi oldukça yoğun. Özellikle bu alanı inceliyorsanız ve bir haftadan fazla ara vermeniz gerekiyorsa, biriken konular arasında yazacak ya da okuyacak şeyi seçmek güç oluyor. En azından benim için.

Bu köşede en son eğitim ve yapay zekâ ilişkisinde kalmıştım. Bu ilişkiden bahsetmeye bir iki haftalığına ara vereceğim. Bu hafta biraz daha hem benim hem de yakın çevremin direkt bir şekilde tecrübe ettiği ve son bir ay içerisinde de yabancı kaynaklarda çeşitli defalarca paylaşılan bir gerçeklikten bahsetmek istiyorum.

Aslında, Pentagon-Antropic arasındaki gerilim de güzel bir yazı konusu olabilirdi fakat iki parçada incelemem gereken bir yazı olacağını düşündüğüm için, o yazıyı da bir süreliğine ertelemeyi istedim. [Aldığım birkaç e-postaya istinaden bu paragrafı ekleme mecburiyetini hissettim.] 

Saniyeler içerisinde satırlarca kod ya da metinler yazan büyük dil modelleri özelinde yapay zekâ araçları gerçekten iş hayatımızı kolaylaştırıyor mu? Yoksa daha mı yoğun ve zorlu bir hâle dönüştürüyor? 

Berkeley’den bir grup araştırmacı bu sorunun peşine düşüp, Amerika’da yaklaşık 200 çalışanı olan bir teknoloji şirketini 8 ay boyunca inceliyor. Bu inceleme yüz yüze gözlem, iç iletişim kanalları denetimi ve uzun mülakatları içeriyor. Çalışmanın sonucunda ise yukarıdaki soruya net bir cevap bulunmuş. Yapay zekâ araçları iş azaltmıyor, aksine sürekli olarak yoğunlaştırıyor.

Peki bu yoğunlaşma nasıl gerçekleşiyor?

Araştırmacılar üç temel mekanizma tespit ediyor. İlki "görev genişlemesi." Yapay zekâ bilgi boşluklarını doldurmaya başlayınca, çalışanlar daha önce başkalarına ait olan sorumlulukları üstlenmeye başlıyor. Ürün yöneticileri kod yazıyor, tasarımcılar veri analizine giriyor, araştırmacılar mühendislik işlerini üstleniyor. [X’te zaman geçiren biriyseniz bu durum size yabancı gelmeyebilir, çünkü akış LLM’lerin üretim çıktılarını öven, fakat bu alana dair pek bilgi ve tecrübe sahibi olmayan “uzman”larla dolu.]

Aslında şirket çalışanlardan bu görev genişlemesini talep etmiyor. Fakat yapay zekânın bu işleri “görece” erişilebilir kılıyor olması; çalışanlar üzerinde bu işleri yapmaya dair bir zorundalık hissi oluşturuyor.  "Sadece bir şeyleri deniyordum" diye başlayan süreç, birikerek iş kapsamının sessiz sedasız büyümesine dönüşüyor. Dahası bu genişlemenin zincirleme etkileri de var. Örneğin, mühendisler, kendiliğinden koda girişen meslektaşlarının ürettiği yarım işleri incelemek ve düzeltmek için giderek daha fazla zaman harcıyor.

İkincisi iş ve özel hayat arasındaki sınırın erimesi.........

© T24