menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pekin’de çayımı yudumlarken…

9 0
02.02.2026

Diğer

Konuk Yazar

02 Şubat 2026

Son yazımı şu cümlelerle bitirmiştim:

“2026 yılı birçok bilinmeze gebe; ondan dolayı kâhinlik yapmak istemem. Nisan ayında gerçekleşecek Trump ve Xi Jinping görüşmesini hepimiz merakla bekliyoruz; acaba neler olacak? Misal, Trump görüşme sırasında aniden Erik Dalı oynamaya başlarsa şaşırır mısınız? Ben şaşırmam; Trump bu, ne yapacağı belli olmaz.”

Ne kadar naifmişim? Trump’tan Erik Dalı oynamasını beklerken, kendisi gidip egemen bir ülkenin liderini kaçırdı, ABD’ye getirdi ve tabiri caizse Romalı gladyatörler gibi sokaklarda sergiledi. Bu yetmezmiş gibi, NATO üyesi ve Avrupa’da kendine en yakın ülkelerden biri olan Danimarka’dan Grönland Adası’nı istedi; “Vermezsen de gelir zorla alırım” dedi. Davos Zirvesi’ndeki bir saatten uzun süren toplantısında da Fransa’dan İsviçre’ye kadar birçok ülkeyle dalga geçti, tehdit etti.

Tahmin etmek çok zor olmasa gerek; büyük bir mutluluk hissediyorsunuzdur. Siz yıllardır Amerika’nın arkasına sıralanmış bu ülkeleri biraz olsun yanınıza çekmek için verdiğiniz emekler sonuçsuz kaldı diye üzülürken, Amerikan başkanı bu ülkeleri sizin yanınıza itmek için elinden geleni yapıyor. Tanrı’dan daha ne istersiniz!

Şakası bir yana, 2026’ya çok hızlı bir giriş yaptık. Davos Zirvesi’nden sonra birçok insan —ki buna ben de dâhilim— bildiğimiz Batı birlikteliğinin sonunun geldiğini düşünüyor. Önümüzdeki yıllarda yeni bir denge kurulacak ama bu nasıl bir denge olacak, kimse bilemiyor. İş dünyasında çok söylenen bir laf vardır: “Çalışıyorsa dokunma, bırak çalışsın; iyileştireceğim deyip yüzüne gözüne bulaştırma.” Birçok durumda değişimle ne geleceği belirsizdir; bu riski almaya değmez. Dünya dengeleri için ise artık bunu söylemek zor; sistem çalışmaz hâle geldi ve yerine yeni bir şeyler konulması gerekiyor.

Aslında çalışmayan sadece politik dengeler değil; dünya da bu hâliyle çalışmıyor. Kapitalizm son ağacı kesip son dereyi kirletmeye gözünü dikmiş. Dünya ise altı açık bırakılmış ocağın üstündeki tencere gibi, günden güne ısınıyor; küremiz üstünde katı olan her şey buharlaşıyor.

Değişimin artık kaçınılmaz olduğunu gören Batı ülkeleri de kendilerine yeni bir yol çizmek istiyor. Haksız da değiller; büyük abileri artık arkalarında durmuyor, dursa dahi adisyonu masaya bırakıp ödeme istiyor. “Tamam, ödeyeceğim” deyip silah harcamalarını artırırsanız dahi mutlu olmuyor. Büyük birader öngörülebilirliğini de kaybetti; bugün öyle, yarın böyle konuşuyor. Üstüne, kendi içinde de iç barışı tehdit edecek sorunlar yaşıyor.

Hâl böyle olunca, bu aralar Pekin’e ziyaretçi trafiği arttı. Ülke liderlerinin biri gelirken diğeri gidiyor. Kanada, geçtiğimiz haftalarda........

© T24