Radikal dincilerin ve aşırı sağcıların yönettiği üç ülke arasındaki savaş küresel depreme yol açtı
ABD’nin çok değişik başkanı Trump İran’ı birkaç gün içinde dize getireceğini ilan etmişti, ancak savaş dördüncü haftasına girdi.
Yıllardır süren yaptırımlara rağmen savunma yeteneklerini geliştirdiği ve bu günlere hazırlandığı anlaşılan İran planlı bir strateji çerçevesinde savaşı bölgeye yaydı.
Enerji arzını ve sevkiyatını etkileyen gelişmeler neticesinde petrol fiyatları 110 ile 120 dolar arasında seyrediyor, gaz fiyatları da neredeyse iki katına çıktı. Küresel ekonomi ciddi bir krizin eşiğinde. Olay bu seyrinde sürerse bunlar daha iyi günlerimiz.
ABD ve İsrail, ruhani lider Ali Hamaney başta olmak üzere İran’ın en üst düzey siyasi ve askeri yetkililerinin öldürülmesinin ve yoğun bombardımanın İran silahlı kuvvetleri içinde bölünmeler yaratacağını, rejim muhaliflerinin ve halkın sokağa döküleceklerini ve rejimi alaşağı edeceklerini düşünüyorlardı ama bugün itibarıyla bu beklentiler gerçekleşmedi
Trump, İsrail'in etkisi altında savaşa girdiği, yanlış hesaplar yaptığı ve iyi bir planı olmadığı için eleştiriliyor.
ABD’nin ulusal güvenlik mimarisinin en üst düzey yöneticilerinden biri, üstelik kariyerden gelen ve saha/savaş tecrübesi bulunan bir güvenlik uzmanı olan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ABD’nin bu savaşı İsrail’in ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığını açıkladı ve görevinden istifa etti.
Hem kendi ülkesinde hem uluslararası düzlemde siyaseten zor durumda kalan Trump’ın, savaşın seyrini lehine değiştirmek ve İran’ı en kısa zamanda çökertmek amacıyla oyun değiştirici yeni yöntemler bulmaya çalıştığını, hem bölge içinden hem de dışından ülkelerin katılımıyla uluslararası bir koalisyon kurmaya çalıştığını izliyoruz.
ABD’nin, Suriye ordusunun tercihen Lübnan ordusuyla birlikte Hizbullah’a karşı operasyon düzenlemesi, İran’a karşı operasyonlar için Türkiye dahil muhtelif ülkelerdeki hava üslerinin kullanılması ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla NATO üyesi ve diğer ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerinin devreye sokulması gibi çeşitli seçenekleri hayata geçirmek amacıyla yoğun bir ikna diplomasisi yürüttüğü bildiriliyor.
Riyad’da bir araya gelen Körfez ülkeleri ve Türkiye dahil 12 ülkenin İran’a saldırılarını durdurma çağrısında bulunması, İngiltere’nin ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki İran hedeflerine saldırı düzenlemek amacıyla İngiliz üslerini kullanmasına izin vermesi ve Japonya Başbakanının bazı ifadeleri Trump’ı ümitlendirmiş olabilir.
Ama Trump’ın destek arayışlarının önündeki en önemli engel, savaşın yasal zeminine yönelik ciddi kuşkuların yanısıra, bizatihi kendisinin çelişkili politikaları ve herkesi ve her ülkeyi aşağılayıcı tavırlarıdır.
İran’a saldırı planları konusunda NATO müttefiklerini bilgilendirmeye tenezzül etmeyen Trump, sonradan yaptığı destek talebine olumlu yanıt vermedikleri için müttefiklerine sert çıkıp, onları korkak olarak nitelendirme hakkını ise kendinde........
