Sessizlik bizi korumaz: Apsolit’ten Söğüt’e erkek şiddeti sarmalı |
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
31 Ağustos 2025
Son günlerde yine bir ifşa dalgasıyla çalkalandık. ‘Saygın’ erkeklerin taciz ve şiddetine maruz kalmış kadınların, yıllardır biriktirdikleri sessizliklerini bozup yüksek sesle haykırışına tanık olduk.
Bu cesur beyanların ardından, tartışma tanıdık bir sesin kaleminden, okumaya tahammül bırakmayan, edebi bir sosa bulanmış, faillerin mağduriyetine dem vuran bir yazıyla alevlendi.
Mine Söğüt, kadınların ifşalarını “psikolojik şiddet”, “yargısız infaz”, “kurunun yanında yaşın da yanması” gibi argümanlarla çürütmeye çalıştığı bir yazı kaleme aldı. Bu kavramları akıl, vicdandan uzak bir yaklaşımla ele alan ve kadınların yıllardır süren mücadelesini kriminalize etmeye çalışan yazısı, okuyanın zihninde patriyarkal bir refleksin yansımasından başka bir izlenim bırakmadı.
Yazı, edebiyat çevresindeki erkek iktidarını koruma refleksinden öteye geçemezken, okuyanın aklına ilk şu soru getirdi: ‘Bu kimi aklama çabasıdır?’
Zehra Çelenk’in bu konu üzerine yazdığı yazıda kullandığı şu cümleler, Söğüt’ün yazısının alt metnini net bir biçimde özetliyor: “Aman masamızın tadı kaçmasın!”, “Metaforik abi ve babaların yanı sıra kâh çıkar kâh konfor lehine epeydir göz yumulan sevgili ve eşlerin de suyu iyice ısınıyor.” …
İfşa, linç değildir! İfşa, “mağduriyet üzerinden iktidar kurma” hiç değildir. İfşa, kadınların suskunluğundan beslenen erkek iktidarına başkaldırıdır, kadınların hayatta kalma, dayanışma aracıdır.
Sara Ahmed’in de dediği gibi, “Sessizlik bizi korumaz.”
“İfşalar dezavantajlı kadınları susturmaz”, “yobazların elini güçlendirmez”. Tam tersine, suskunluğu dayatan da, yobazlığı güçlendiren de erkek şiddetidir, bu şiddeti normalleştirense bir toplumun sessizliğidir.
Ve her ifşa başka bir kadına cesaret verir.
İfşa,........