Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir |
Diğer
Konuk Yazar
05 Şubat 2026
Nehir Günce Daşcı ve babası Bekir Daşcı
Gideli tam 10 sene oldu.
İlk duyduğumda çok şaşırdım; çünkü babamın öleceğine hiçbir zaman ihtimal vermemiştim. Evet, hasta olabilirdi ama “babalar ölmez”di. Ben hazır değildim.
2 Şubat 2016 – kanatlarım kırıldı. Sonrasında hiçbir yere sığamadım.
Biraz direndim fakat dayanamadım ve bankadan istifa ettim. Kızgınlık, isyan, pişmanlık, suçluluk, otostop, felsefe, gönüllü çalışma, yıkım-yeniden yapım, Stoacılık, tiyatro, yeni benlik mücadelesi, Albert Camus, soyutlanma, Schopenhauer, veganlık gibi bir sürü düşünce akımı ve yaşam şeklini deneyimledim. Dört sene boyunca orada burada yaşadım. Fakat en önemlisi bir şekilde yaşamaya devam ettim. Acım o kadar büyüktü ki ruhumu ve bedenimi taşıyamıyordum, ama her gittiğim yere onlar da geliyordu. Ya kurtulacaktım onlardan ya da değiştirecektim.
Babamı kaybedene kadar hayatımda duygulara pek yer vermemeyi ilke edinmiştim. Bir hedef koyardım, peşinden koşardım ve gider onu alırdım. Profesyonel sporcuydum; ama pist ya da havuz dışında da bu yaşam tarzımı sürdürüyordum. O güne kadar her yerden kapıları çarparak çıkmıştım, ezilmemiştim. Milli sporcuydum, ODTÜ’den mezun olmuştum. Başarılıydım. Güçlüydüm. Korkmazdım kolay kolay. Çoğunlukla mantıkla ilerleyen hayatım, duygularımın hepsinin aynı anda açığa çıkmasıyla tepetaklak oldu.
Elbette bunu kimseye layığıyla anlatamadım. Anlayamadım. Zaten insanlar da anlamak için çaba göstermedi. Birkaç güzel insan hariç…
Bazen sabahlara kadar içtim, bazen ayaklarımın altı soyulana kadar........