Hangi ABD, nereden nereye?

Diğer

14 Ocak 2026

Tarihin öyle bir ânı gelmişti ki Hitler’in işgali altındaki Fransa, kendi Normandiya bölgesine ABD savaş gemilerinin çıkarma yapmasına izin vermek zorunda kaldı. Tarih, 6 Haziran 1944.

Bu tarih ve harekât, kitaplara 2. Dünya Savaşı’nın kaderini belirleyen harekât olarak geçti.

ABD bu “üçüncü cephe”yi açmaya neden daha önce girişmeyip 1944 yılını beklemişti?

Çünkü kapitalizmin ağababaları, Hitler’in Sovyetleri yeneceğini düşünüyorlardı. Böylelikle Hitler sayesinde ondan da kurtulacaklardı, bir taşla iki kuş. Bu umutla Almanya’nın Sovyetlere saldırısını görmezden geldiler, yani “yesinler birbirlerini” tavrını aldılar ve saldırıya son raddesine kadar hoşgörülü davrandılar. Paris Düşerken. Fransa’yı güneyine kadar ele geçiren Hitler’e karşı ABD’nin gelişi, üçüncü cepheyi açması, düpedüz faşizme karşı zafere katkıda bulunmuştu. Yeni kıta, eski kıtayı kurtarmaya, gücüne güç katmaya gelmiş gibiydi. ABD, zaten her zaman göçmen ülkesiydi, Hitler’den kaçanların da sığınağı oldu.

O tarihte Normandiya Çıkarması, savaş sonrası dünyada kimin borusunun öteceğini de gösteriyordu aslında.

ABD, Normandiya’dan tam tamına bir yıl sonra, 6 ve 9 Haziran 1945’te, yan gözle izleyip durduğu rakip ülke Japonya’nın iki güzelim kentini art arda nükleer küle çevirdi. Aradan yalnızca bir yıl geçmişti.

Normandiya’dan Hiroşima’ya. Hiroşima mon amour.

Coğrafya bilenler, Türkiye gibi ABD’nin de iç bölgeleri ırkçı ve Trumpgildir diyorlar. Ortalardaki petrollü, milyarderlerle sıvanmış Trumpgillere karşılık, kıyılar insan olma çabasında öndedir diyorlar. Herhalde bir haklılık payı vardır. Ama her durumda Trump’ı ABD yarattı. “Normandiya’dan Hiroşima’ya” döngüsü ABD’nin tanımına dahil.

Mollalar interneti, elektriği vb. kesmiş. Tuzu kuru bir Fransız, biri gazeteci diğeri akademisyen İranlı iki kadının direnişlerle ilgili yorumlarına kabak........

© T24