Anayasa meselesi |
Anayasa konusundaki tartışmaların temelinde birbiriyle yakından bağlantılı iki dinamik yatıyor:
1) Yürürlükteki Anayasa’nın, demokratikleşme yönündeki sayısız değişikliğe rağmen hâlâ bazı antidemokratik maddeler içermesi;
2) Kürtlerin toplumsal ve siyasal hakları bakımından kendilerini bu Anayasa’da tam olarak temsil edilmiş saymamaları.
Bu iki gerçeklikle ilgili olarak ne yapmalı konusundaki farklılaşma ise, mevcut Anayasa’yı toptan terk edip yeni bir anayasa mı yapmalıyız, yoksa varolan antidemokratik hükümleri değiştirmekle mi yetinmeliyiz sorusuyla başlıyor.
İktidar bloğu topyekûn değişimden yana. İktidarlarının bekasını sağlayacak bir değişimin peşindeler.
CHP ve demokrasi ittifakı ise, kısa erimde değişikliğin şart olmadığı, demokratikleşme çerçevesinde gerekli olan değişikliklerin nasıl olsa adım adım gerçekleştirilebileceği fikrinde. Bu kesim, anayasa gibi yaşamsal önem taşıyan bir konuda bu iktidara güvenilemeyeceğini, özellikle AKP ile işbirliği yapılamayacağını savunuyor. CHP zaten anayasa dahil tüm sorunlar için ilk adımın bir an önce yapılacak seçimler olduğu fikrinde ısrarlı.
Özetlediğim bu güncel tablonun kilit noktasında Kürt özgürlük hareketi yatıyor. Kilit konumu, siyasallaşmışlık düzeyinin yüksekliği kadar, önümüzdeki seçimlerle ilgili kamplaşmada büyük olasılıkla yer alacak iki rakipten ikisinin de Kürt oylarına belirleyici ölçülerde ihtiyaç duyacak olmasından kaynaklanıyor.
Kürt özgürlük hareketi açısından, her şeyin uçlarda dolaştığı şu koşullarda kime ne kadar güvenilebileceği sorusu var. Belki devletin seçim dışı yapılarından........