İyi olmanın sınırları ve egonun fısıltıları
Geçtiğimiz günlerde, yıllardır tanıdığım bir delikanlı, kendisinden beklenilmeyecek bir bilgelikle şunları söyledi:
“Necdet amca, hep iyi olmak, iyi olmaya çalışmak bence egodan.”
İlk anda şaşırdım ve irkildim. Çünkü “iyi olmak” dediğimiz şey, çoğu zaman ahlâkla, erdemle, doğrulukla eş tutulur. Ve düşündüm: İyi olmak nasıl olur da egodan sayılabilir?
Sonrasında zihnimde beliren cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Delikanlının o sözleri; fedakârlık ve mesafe meselesini, iyi olmak ya da olmamak paradoksunu anlamak için güçlü bir anahtar, bence.
İyi olmaya çalışmak
Bilince çıkarılması gereken vurgu tam da şu kelimede gizli: “çalışmak.”
Kanaatimce gerçekten olgunlaşmış bir insanda “iyi olma çabası” görünmez. O kişi iyidir ya da değildir; ama bunu ispat etmeye, göstermeye, sürdürmeye çalışmaz. İyilik onun özgün, doğal hâlidir. İyi olmaya çalışmak ise çoğu zaman motivasyonu ego olan bir rol, bir tutunma biçimi, hatta bazen bir korunma zırhıdır. İnsan, sınır koyamadığında; “hayır” diyemediğinde; mesafe bırakması gereken yerde hâlâ fedakârlık etmeye devam ettiğinde, bunu “egonun iyilik” maskesi altında yapabilir.
Ego işbaşında
Çünkü ego her zaman kibirle, büyüklenmeyle gelmez.
Bazen “fedakârlık” kılığına girer.
Bazen “herkesi idare etmeliyim” diye konuşur.
Bazen de “beni iyi bilsinler” diye fısıldar.
İşin trajik yanı, belki kendisinin de farkında olmadığı bu fısıltılarla iyi olmaya çalışan bireyin egosuna dokunulduğunda davranışları değişir. İyilikler biter, tavır almalar, alınganlıklar başlar. Zira ham hâliyle ego övgü ister, haz ister, acıyı sevmez, yergiden uzak durur. Ama kendisine........
