2026 başlarken Türkiye’nin dış politika tercihleri: Hegemonya mı kurmalı, düzen mi vermeli, çıkarlar mı korunmalı?
Diğer
04 Ocak 2026
Küresel akıntılar, düğümler, yangınlar:
Tarihsel arkaplanı öğrenmeden ve topografik farklılıkları da gözetmeden haritalar açılıyor. Sanki tapu dairesinde imar planına bakarmış gibi parmaklar veya çubuklar sınır çizgilerine konularak ahkâm kesiliyor. İki boyutlu bu yaklaşımın sonucu da yavan veya düpedüz yanlış oluyor.
Oysa devlet kuramamış veya kurdukları derme çatma devlet iflas etmiş ülkeler var. Pek çok ülkede ulus da yani ortak bir rüya veya bir “roman” da yaratılamamış. Pek çok ülkenin sınırları herhangi bir tarihsel, demografik ya da topografik gerçeğe de dayanmıyor.
Üstelik günümüzde artık Soğuk Savaş dönemindeki gib küresel iddialara sahip ideolojiler de çarpışmıyor. Ancak, nedense ülkemizde Soğuk Savaş en azından kimi zihinlerde bir türlü bitemiyor, bitmesine izin verilmiyor.
Dünya haritasına düğümler (chokepoints)ve yangın yerleri (flashpoints) olarak da bakılabilir. İlkine örnek olarak Kızıldeniz girişi, Basra Körfezi çıkışı, Tayvan Boğazı geçişi sayılabilir. İkincilere de, dün itibarıyla eklenen Venezuela, Sahraaltı Afrika, Ortadoğu, Ukrayna gibi örnekler verilebilir.
Her hal ve kârda devlet idaresinde kaçınılmazlık, seçeneksizlik durumlarının dışında kalmak, olayların peşinden uyurgezer gibi sürüklenmemek gerekir. Başka deyişle diplomasinin işi aklın doğrultusunda karar alıcıya seçenek yaratmak, mümkünü makulde aramaktır.
İsrail’in kendi bölgesinde uzak ara askeri, istihbari, teknolojik üstünlüğü tartışılmaz. Ancak, bu durum İsrail’den bir “hegemon” da yaratmaz. Çünkü İsrail’in nüfusu da (yedisi Yahudi on milyon) ve yüzölçümü de (Ankara ilinden küçük)bu iddiayı desteklemez.
Geçtiğimiz günlerde İsrail Somaliland’ı (yeniden) tanıyarak, bu adımı atan ilk ülke oldu. Arkasından ABD, BAE ve Etiyopya gelebilir. Sorulduğunda Trump bu olasılığı geçiştirdi ama BM’de söz alan ABD temsilcisi Filistin’in tanınmasıyla bu gelişme arasında bir bağ kurdu.
İsrail’in Türkiye’nin Somali’deki varlığına karşılık bu hamleyi yaptığını iddia edenler var. Buna karşılık aynı İsrail’in hemen yanı başımızdaki Azerbaycan’la da stratejik işbirliğini sürekli derinleştirmesi Somali kadar ilgi çekmiyor.
Bir diğer iddia ise Somaliland devlet başkanı tarafından yalanlanan ama Ankara’yı ziyaret eden Somali devlet başkanı tarafından gündemde tutulan Gazze’den sürülecek Filistinlilerin buraya yerleştirilme düşüncesi.
Unutulan bir husus da, HAMAS’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırısının öncesinde şimdi “firavun” denilen, Hitler’e benzetilen Netanyahu ile temasın eli kulağında olması.
Ayrıca, Ankara’dakiler CAATSA/NDAA yaptırımlarından kurtulunmasının yolunun Kongre’yi iknadan, onun da İsrail’le ilişkileri mantıklı bir zemine oturtabilmekten geçtiğinin herhalde bilincindeler.
Zira, Trump’la yürütülen “kişisel dostluk diplomasisi” Kongre’nin üzerinden atlamaya olanak tanımıyor.
Haritaya bakan herkesin görebileceği üzere Somaliland Kızıldeniz’in tam girişinde Afrika Boynuzu’nda stratejik önemi olan bir konumda bulunuyor. Nüfusu, tamamı Sünni (Şafi) Müslüman olmak üzere altı milyon civarında tahmin ediliyor.
Somaliland 1960’ta 73 yıllık Britanya koruyuculuğundan (protectorate) çıkıp bağımsızlığını ilan ettiğinde BMGK’nin beş daimi üyesi dahil olmak üzere (aralarında İsrail de olan) 35 ülke tarafından tanınmış ancak ondan beş gün sonra komşusu (İtalya sömürgesi) Somali de bağımsızlık ilan edince aynı gün Somali’ye katılmıştı.
Somali’de 1969 yılında Tümg. Barre darbeyle başa geçti. Somaliland’ın başkenti Hargeisa’nın da havadan bombardımanla yerle bir edildiği uzun savaş ve iç savaş yılları sonunda 1991’de Mogadişu’da nihayet devlet çökünce Somaliland da birlikten ayrılarak yeniden bağımsızlığını ilan etti.
Soğuk Savaş boyunca ABD’nin desteklediği Somali’de bağımsız bir seçim bugüne dek hiç yapılamadı. Şimdi 2026 yılı için........
