Galatasaray’ın sinir uçları!
Üç ihtimalin de Galatasaray’ın cebine çalıştığı, şampiyonluk yolunda bu denli konforlu bir viraja girilirken koparılan o suni fırtınaya bir türlü anlam veremedim. Matematik size altın tepside bir menü sunuyor: Kazanırsan şampiyonluk tacını takıyorsun, berabere kalsan dahi önündeki iki maçta kaderin yine kendi ellerinde. Kaybettiğin senaryoda bile hâlâ zirvenin tek puanla sahibiysen, yönetimin saha içini unutup hakemlerin gölgesinde bir savaş başlatması akıl tutulmasından başka bir şey değil.
Sizler de gayet iyi biliyorsunuz ki, bu ligin çarkları uzun zamandır liyakatle değil, hakemlerin "ite kaka" yönettiği o eğreti düzenle dönüyor. Futbolun adaleti değil, kaosun sürekliliği esas alınmışken; sanki bu düzen ilk kez Galatasaray’ın karşısına dikilmiş gibi davranmak, mevcut kadro kalitesinin ve kulüp vizyonunun ağırlığına yakışmıyor.
Bu hakemlerin coğrafi sınır tanımayan, futbolun biyolojisine aykırı pozisyonlarda bile kendilerine göre kurallar uydurduğunu biliyorken, hâlâ Yasin Kol ismine takılıp kalıyorsanız ben de size kocaman bir "PES" diyorum. Galatasaray bu ismi hiçbir zaman talep etmedi; ancak dürüst olalım, Türk futbolunda Yasin Kol’u gerçekten isteyen bir Allah’ın kulu da yok. Onu sadece TFF Başkanı, anlaşılamaz bir sevgi ve aidiyet duygusuyla orada tutuyor; belli ki aralarında bizim idrak edemediğimiz bir "kan çekimi" veya derin bir sempati var.
Ama gelin, dışarıya bağırmayı bir kenara bırakıp o meşhur iğne ve çuvaldız hikâyesine bir kez daha, dürüstçe geri dönelim. Başkalarını suçlamak en kolayıdır; asıl mesele, elinizdeki o devasa gücü neden doğru kullanamadığınızda yatıyor.
Galatasaray’ın güncel kadro değeri bugün 350 milyon Euro bandında ve bu rakam, kulüp tarihinin gördüğü en pahalı, en şatafatlı vitrini temsil ediyor. Ben bu topraklarda ne kadrolar, ne krizler, ne imkansızlıklar gördüm; dolayısıyla paranın büyüklüğü, sahadaki oyunun küçüklüğünü örtmeye yetmiyor.
5 Nisan kararlarının ekonomiyi altüst ettiği, doların 42 TL’ye fırladığı o sancılı yılda Mehmet Cansun’a, "Saftig, Kuzmanovski ve o isimsiz Türk futbolcuları hangi akılla buldunuz?" diye sormuştum. Cansun, o günün ekonomik darboğazını, kulübün geleceğini nasıl korumak zorunda olduklarını anlatmış ve beni rasyonel........
