Kaotik bir siyasi ortamda, ‘butlan karanlığı’nda barış ve çözüm nasıl sağlanır, nasıl toplumsallaşır?
Önümüzdeki hafta sonu İstanbul’da önemli bir konferans toplanacak:
“İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı.” Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık tartışmalarına odaklanan; çağrıcıları arasında Rıza Türmen’den Gültan Kışanak’a Ahmet Türk’ten Fatma Bostan Ünsal’a, Mesut Yeğen’den Vahap Coşkun’a bu konuda düşünen yazan, siyaset yapan, bir kısmı ağır bedeller ödeyen ama her koşul ve şartta barışı-birlikte yaşamı savunan isimlerin olduğu bir buluşma. Konferansın ana amaçlarından biri ‘demokrasiyi içselleştiren sistemde barışın toplumsallaşmasının zeminini sağlamak’ olarak açıklanıyor.
İkinci yüzyılda demokratik bir cumhuriyetin inşası, konferansın en temel başlığı. Bu başlık kapsamında, Kürt sorununun dünü ve bugünü, sorunun çözümüne dair öneriler de tartışılacak. Daha önce değişik defalar çözüm için çabalanan, gerek içerisi gerek bölgedeki gelişmeler nedeniyle sonuç alınamayan girişimler içinde 2024’ün ekiminde başlayanın farklı bir yönü var.
Kamuoyuna açıklanması ve bugüne kadar geçen zamanda her zorlu anda ‘arabulucu-ikna etmeye çalışan’ ana aktörün, Türk milliyetçisi parti MHP’nin lideri Devlet Bahçeli oluşu. Ki, bir evvelki süreçte ağır bir muhalefet yapmıştı. İkincisi Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin başından itibaren, tüm yargı operasyonlarına rağmen süreci desteklemesi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ise ‘yavaş gitmekle birlikte’ sürecin önemine dair zaman zaman yaptığı çıkışlar.
Süreci zehirleyen en önemli dönüm noktaları CHP’nin ve başta Ekrem İmamoğlu pek çok belediye başkanının yolsuzluktan casusluğa havada kalan iddialarla tutuklanmaları-tutuklu yargılanmaları. Bununla da yetinilmeyip mutlan butlan kararı ile CHP’de yönetimin değiştirilmesi. Burada bir parantez açayım; her geçen gün aralarından sadece CHP tabanının değil daha büyük bir kesimin yapılanların ‘siyasi bir dizayn olduğuna dair’ kanaati güçleniyor. Oksijen gazetesindeki köşesinde Veri Enstitüsü’nün son araştırmasını yayınlayan Bekir Ağırdır’ın bulduğu rakamlar şöyle:
“Butlan kararının hukuki-siyasi niteliğine ilişkin değerlendirmede, toplumun yüzde 42’si ‘tamamen siyasi amaçlarla alınmış, haksız bir karar’ olarak nitelendiriyor; yüzde 21.8’i ‘hukuki gerekçeleri haklı ancak siyasi zamanlaması manidar’ diyor. Kararı ‘doğru ve hukuka uygun’ bulanların Türkiye geneli oranı yüzde 15 düzeyindeyken yüzde 21.2’lik bir kesim ise konuda net bir görüşe sahip olmadığını söylemiş.”
Araştırmadan ve Ağırdır’ın okumasından bir bölüm........
