CHP, yargı baskısı altındayken içerideki sıkıntılı alanlarla yüzleşebilir mi; bunu başarırsa güçlenir mi?

Cuma gününden beri CHP içinden pek çok isim ile konuşuyorum. CHP’nin eski dönem vekillerinin kullandığı ortak WhatsApp hesaplarında paylaşılanlardan ya da doğrudan üst yönetime aktardıklarından bahsediyorlar. Ana nokta ‘partide son dönemde biriken sıkıntılar...' Partiden ayrılan (ayrılmak zorunda bırakılan) belediye başkanlarından ya da özellikle kimi tutuklu belediye başkanlarının kamuoyuna yansıyan ilişkilerinden, cep telefonlarındaki yazışmalardan rahatsızlık var. Elbette çoğu ‘kimi siyasetçilerin ailelerine kadar giden baskılar sonucu getirildikleri yerlerin’ farkında. Ya da yıllarca iktidar için serbest olan kimi alanların muhalefet için suç olarak tarif edildiğinin de… Ama şunu soruyor-söylüyorlar: İyi de biz farklı, kötüyü değiştirecek partiyiz, iktidara benzersek ne olacak?

Ancak önce bazı tespitleri yapmak gerekiyor. Ortaya atılan kimi ‘hukukla sınanan-sınanması gereken’ iddiaların ciddiye alınması için bağımsız olduğu açık bir yargıya ihtiyaç yok mu? Sıkışmış-sıkıştırılmış isimlerin söyledikleri ne kadar bağlar muhatabı olan ismi ya da partiyi? Kişileri sosyal medya hesaplarında en ağır ithamlarla, en mahrem konularda hedefe koymak bu kadar rahat mı, serbest mi olacak? Sosyal medyada ya da televizyon ekranlarından kurulan ‘mahkemelerde’ iddiaların gerçekmiş kabulüyle yayınlanması normal mi? İBB davasından casusluk davasına iddianameler, oralarda yapılan savunmalarla boşa düşürülen iddialar yok mu sayılacak?

Tüm bunları not ettikten sonra dönelim tekrar CHP içine.

CHP’nin önündeki en büyük risk yalnızca yargı baskısı değil. Belki ondan daha büyüğü, baskının yarattığı psikoloji. Tartışılması gereken konular varsa konuşabilmek, yüzleşebilmek ve bunu topluma anlatmak gerekiyor. Siyaset tarihinde kuşatma altındaki partiler........

© T24