Casusluk davası ilk günden sarsıldı, iktidarın yetki belgesi verdiği Hüseyin Gün ‘devlet adına’ mı çalışıyor? |
‘Casusluk davasını’ izlemek üzere Silivri’deyim. Duruşma salonunun üst katında İBB davası aynı katta daha küçük salonda casusluk davası görülüyor. Her ikisinde de sanık; hem Ekrem İmamoğlu hem Necati Özkan. Yoğunluk casusluk davasında kapı önü yığılmış durumda. Gazetecilerin ve avukatların bir kısmı içeriye giremiyor. Jandarma yardımcı olmaya çalışıyor ama kapasite belli. CHP İl Başkanı Özgür Çelik jandarma ve mahkeme başkanı ile görüşüyor. Sanıklarla arada bırakılan boş alana mahkeme başkanının kabul etmesiyle sandalyeler konuluyor. Avukat ve gazeteciler bu alanda oturuyor. Elbette karar anındaki tavır önemli olacak ama mahkeme başkanı ve heyet ortamı germeden, söz kesmeden savunmaları dikkatle dinliyor, bitişte sorularını soruyor.
Savunmalar Hüseyin Gün ile başlıyor. Yani iddianameye göre ‘yabancı gizli servislerle irtibatı olan’ isimle. İddianame; Gün’ün cep telefonundan elde edilen yazışmaları, özellikle ABD, İngiliz, İsrail gizli servisleri ile irtibat halinde olunduğu şeklinde yorumluyor. Bu servislere; İBB’ye ve vatandaşlara ait kişisel verilerin aktarıldığı iddia ediliyor. İddianamede 2019 seçimlerinde Necati Özkan ile yapılan görüşme, Ekrem İmamoğlu ile tek kare bir fotoğraf çekimi ve Merdan Yanardağ’a Tele 1 için verilen 2 bin dolar civarında bir destek parası ‘casusluk faaliyetleriyle’ ilişkilendiriliyor.
Hüseyin Gün kendisine iftira atıldığını, bu iftirayı atanın ise manevi annesinin oğlu olduğunu anlattı. Sık sık ‘momim’ diye bahsettiği Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın 112’ye yaptığı asılsız bir ihbarla başladığını anlattığı süreçle ilgili şunu söyledi:
‘“Sayın Başkan, affınıza sığınarak söylüyorum; beni 20-25 yıldır tanıyan bir insan var. Bu süre zarfı içinde devletimizin güzide kurumlarından biri ve bence başında gelen Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112’yi arayıp casusu yakalatmış öyle mi?”
Hüseyin Gün ardından davayı izleyenleri şaşırtan bilgiler vermeye başladı. Bunlardan en ilginci 15 Temmuz darbe girişimi sonrası dönemin başbakan müşaviri, daha sonra cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay’ın kendi şirketine verdiği belgeyle yurtdışında çalışmaya başladığı iddiasıydı:
“İstanbul TEM’de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika’da firari olan önde gelen FETÖ’cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye’den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir.
Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep........© T24