Danıştay’dan kanuni temsilcilere kötü haber: Hata düzeltme yolu kapandı mı?

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 1 Nisan 2026 tarih ve E.2024/729, K.2026/242 sayılı kararı, vergi hukukunda uzun süredir tartışılan iki kritik başlığı yeniden gündeme taşıdı: Kanuni temsilcilerin düzeltme-şikâyet yoluna başvurup başvuramayacağı ve ödeme emri gibi tahsil işlemlerine karşı ileri sürülen iddiaların vergi hatası kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği.

Uyuşmazlık, OHAL döneminde KHK ile kapatılan bir şirketten tahsil edilemeyen kamu alacaklarının, şirketin eski kanuni temsilcisinden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirleriyle başladı. Davacı, borçların zamanaşımına uğradığını, öncelikle şirket malvarlığından tahsil edilmesi gerektiğini ve kayyum süreci nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek Vergi Usul Kanunu’ndaki düzeltme yoluna başvurdu. Bu başvurunun reddi üzerine şikâyet yoluna gidildi ve süreç yargıya taşındı.

İlk derece mahkemesi bazı alacaklar yönünden zamanaşımı bulunduğu gerekçesiyle kısmi iptal kararı verirken, diğer kısımlar bakımından düzeltme zamanaşımının geçtiği sonucuna ulaştı. Ancak İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi daha köklü bir yaklaşım benimsedi ve davacının baştan itibaren düzeltme-şikâyet yoluna başvurma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Gerekçeye göre Vergi Usul Kanunu’nda düzeltme talep etme hakkı mükellef ve vergi sorumlularına tanınmıştır; kanuni temsilci bu kapsamda yer almamaktadır.

Dosya Danıştay’a taşındığında, Dokuzuncu Daire bazı yönlerden farklı bir değerlendirme yaptı. Özellikle tüzel kişiliği sona ermiş bir şirkete ilişkin işlemler ve zamanaşımı iddiaları bakımından uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında incelenmesi gerektiğini belirterek kararı bu yönüyle bozdu. Ancak Bölge İdare Mahkemesi bu bozma kararına uymayarak önceki gerekçesinde ısrar etti. Nihai incelemeyi yapan Vergi Dava Daireleri Kurulu ise bu ısrarı yerinde buldu.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun yaklaşımına göre düzeltme-şikâyet mekanizması, Vergi Usul Kanunu’nda açıkça düzenlendiği üzere mükellefler ve vergi sorumluları için öngörülmüş bir idari başvuru yoludur. Kanuni temsilci, vergi borcundan sorumlu tutulabilse de bu sıfatı onu mükellef veya vergi sorumlusu haline getirmemektedir. Bu nedenle kanuni temsilcilerin bu yola başvurma imkânı bulunmamaktadır. Öncelikle bu görüşe katılmadığımı belirtmek isterim.

Kararın önemli bir diğer yönü ise vergi hatası kavramının sınırlarına ilişkindir. Kurulun........

© T24