Ve Tanrı yarattığı kadını geri çağırdı! |
Diğer
10 Ocak 2026
Brigitte Bardot
Sultan Süleyman’a kalmayan dünya, Brigitte Bardot’ya da kalmadı. Bugünün acımasız muktedirlerine bu ölüm bir işaret olur mu acaba?
Pek sanmıyorum ama yine de hatırlatayım dedim; özellikle de “kul hakkıyla” öbür dünyaya göçmenin bazı maliyetleri olacağına inananlar için!
Geçen yılın son pazar günü hayata veda eden Brigitte Bardot, kadın cinselliğinin tartışmasız sembolüydü.
Erotizminin kaynağı hakkında filozoflar teoriler üretti.
“Vamp” olmanın jartiyerle, yüksek topuklarla ilgisi olmadığını gösterdi.
“Femme fatale” sözünün vücut bulmuş hali Brigitte Bardot’yu, o yıllarda bir tanrıça katına yerleştiren neydi?
Sinemadan gelip geçen güzel kadınlarla ilgili bir liste yapacak olsak, sanırım bu gazetenin bütün sayfaları yetmez.
Çoğunu beyaz perdede, ekranda, gazetelerin, dergilerin sayfalarında görmüşüzdür ama bir süre sonra isimlerini bile hatırlamayız.
Birisine hazırlıksız olarak “Sinemanın en güzel 10 kadınını sayabilir misin?” diye sorsak, çoğu kişinin ilk elde 10 ismi bir araya getirebileceği bile kuşkuludur.
Bu on binlerce güzel kadından hepimizde ortak bir iz bırakabilenlerin sayısı 10, 20, haydi bilemediniz 30 olabilir.
O isimlerin çoğunu da bizde iz bırakan filmleriyle hatırlarız.
Sinema oyuncusu olarak kariyer yapmış, bütün dünyada ‘dişiliğin’ sembolü olabilmiş ama sinematografik olarak kayda değer tek bir film bile yapamamış birisini ararsanız, bütün yollar Brigitte Bardot’ya çıkar!
Onu bir tek “Ve Tanrı Kadını Yarattı” ile hatırlıyoruz.
O filmin de bizde bıraktığı tek iz, yuvarlaklarını olanca sallayarak çıplak ayakla dans eden sarışın kızdan başka bir şey değil.
“En iyi 100 film” gibi antolojilerde o filmden söz edildiğini hiç görmedim, duymadım.
Ama içinde Brigitte Bardot geçen şarkıların sayısını kestirebilmek bile zordur.
Oscar’ları, Altın Palmiyeleri, Altın Ayıları kucak kucak toplamış onca güzel kadın oyuncu için böyle bir şey söyleyemeyiz ama.
İlk BB şarkısı “Brigitte Bardot Bardot, Brigitte Bravo Bravo”, Achilles and Heels’in şarkısıydı ve hâlâ en yaygın olarak bilinen şarkı da odur.
Bizde de Aydınlı Dario Moreno plağa kaydetmişti.
Magazin basınının çok sevdiği ifadeyle söyleyecek olursak, “şöhret basamaklarında tırmanmaya başlaması”, 15 yaşında Elle dergisinin kapağında fotoğrafının yayınlanmasıyla başladı.
Derginin kapağına bir fotoğrafı ve sadece iki büyük B harfi basılmıştı. O hızla bir film seçmesine katıldı, ama yönetmen yüzüne bile bakmadı.
O işten tek kazancı daha sonra kendisini yeniden “yaratacak” Roger Vadim ile tanışması oldu.
Kısa sürede sevgili oldular, hamile kaldı, İsviçre’ye gidip kürtaj oldu ve ailesinin izin vermesiyle Roger Vadim ile evlendi. O yıllarda Fransa’da reşit olma yaşı 21’di, 18 yaşındaki bir kızın birisiyle evlenebilmesi için ailesinden izin alması gerekiyordu.
Roger Vadim’in “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmi, “BB’nin doğuşu” olarak geçiyor sinema tarihinde.
Eleştirmenlerin, sinema tarihçilerinin “doğuşu” için verdikleri bu referansa onun yorumu şuydu: “Hiç doğmamak isterdim!”
Roger Vadim’i, Ve Tanrı Kadını Yarattı’daki rol arkadaşı Jean-Louis Trintignant’la aldatınca, çift boşandı.
Trintignant’la iki yıl birlikte oldu ama Jean-Louis askere gidince onu da Gilbert Becaud’yla aldattı.
Ardından Babette Savaşa Gidiyor’daki rol arkadaşı Jacques Charrier’den hamile kaldı ve evlendi.
Charrier’den sonra sıra Alman iş adamı-playboy Gunter Sachs’a gelecekti. Bardot, Sachs ile evliliğinden mutsuzdu ve peşinde dolanıp duran Serge Gainsburg’a bir şans vermeye karar vermişti.
İkisi bir akşam yemeğinde buluştular ve Serge yine şişelerce içki, paketlerce sigara içti, Bardot’nun yüzüne bile bakamadı, ağzından bir tek kelime söz çıkmadı.
Serge böyle biriydi. Döneminin en çapkın adamı diye adı çıkmıştı ama kadınlarla ilk buluşmalarında ne yapacağını şaşırmak........