Nasıl oluyor da oluyor?

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kayyım olarak CHP’nin başına tayin edilmesi operasyonunun herhangi bir yerinde parti olarak bulunmadıklarını söylediğini okuyunca, kendisine sessiz bir teşekkür yolladım.

Bunca can sıkıcı haberin içinde insanı en azından tebessüm ettirecek bir yaklaşım.

Meğer AKP bu işin bir tarafı değilmiş!

Polis tarafından parti merkezinden zorla çıkarılan Özgür Özel mağdur değilmiş de “siyasi zorba” imiş!

Çelik, gerçek bir sitcom yapmış, medyamız da bunu haber diye yayınlamış!

Eğlenceli bir durum yani!

Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi ile AKP yöneticileri dışında herkes bu işin hukuk dışı olduğunu söylüyor.

MHP Genel Başkanı, Kılıçdaroğlu’na “bırak bu işleri” derken Genel Başkan Yardımcısı da hukuken bu işin neden mümkün olamayacağını açıklamış.

Bunlar zaten günlerdir konuşulan, yazıp çizilen şeyler.

Bütün bu gürültü içinde, nasıl olup da hukuk fakültesinde okumuş, orada gördüğü teorik eğitimi staj sırasında ve daha sonra hâkim – savcı olduklarında pratikte de uygulamış olan insanlar, “hukuk dışıyım” diye bağıran kararları bu kadar kolay alabiliyorlar meselesini merak ediyordum.

Yanıtımı geçen hafta New York Times’da yayınlanan bir haberde buldum.

Amanda Taub, bu haberinde yeni yayımlanan bir kitaptan söz ediyor ve otoriter rejimlerin, daha alt kademelerde görevli bürokratları nasıl olup da kendi hukuksuzluklarına bu kadar kolayca alet edebildiğini anlatıyor.

Bugün bu haberden bir özet yapacağım; okurken gözünüzün önünde canlan tiplerin isimlerini söylemenize gerek yok, onlar kendilerini kolayca tanıyacaklardır zaten.

Taub’un haberi şu cümleyle başlıyor: En yetenekli otokratlar........

© T24