Erdoğan, Özel’in “hamlesinin” önünü açar mı?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önümüzdeki günlerde “ara seçim gündemiyle” TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret edeceğini açıkladı.
Özel, “çok iddialı da bir hamlemiz olacak. Anayasa’nın ara seçimi emrettiği günlerdeyiz” dedi.
Anayasa’nın “ara seçimi emretmesi” için bazı şartlar var.
Son genel seçimden sonra 30 ay geçmiş olacak, yeni genel seçime olan süre 1 yıldan fazla olacak, boşalan milletvekilliği sayısı 30’u bulacak.
Eğer boşalan milletvekilliği sayısı 30’u bulursa üç ay içinde erken seçim zorunluluğu var.
Şu anda 8 milletvekilliği boşalmış durumda.
22 milletvekilliği daha istifa, ölüm, milletvekilliğin düşürülmesi gibi nedenlerle boşalırsa ara seçim zorunluluğu var.
Anayasa’da yazılı bu şartları bilenler, CHP Genel Başkanı’nın “ara seçim gündemiyle” TBMM Başkanı’nı ziyaret edeceğini söylediğini duyunca sonuca çabucak vardılar: CHP’li 22 milletvekili istifa edecek, boşalan milletvekilliği sayısı 30 olunca da o seçim bölgelerinde ara seçim yapılacak.
Belli ki CHP 30 milletvekilliği için yapılacak seçimi ezici bir zaferle kazanabileceğini düşünüyor; böylece iktidarın meşruiyetini tartışmalı hale getirerek genel seçimi zorlayabileceğini düşünüyor.
“Olur mu” diye soracak olursanız; olabilir tabii.
“Olmaz mı” diye soracak olursanız; olmayabilir tabii.
Olabilir çünkü Anayasa bu durumda seçimi zorunlu kılıyor.
Olmayabilir çünkü Anayasa’nın uyulması zorunlu başka birçok hükmü bu iktidar tarafından alenen çiğneniyor; bu hükmü de çiğnemekte sakınca görmeyebilirler.
Unutmayalım ki bu TBMM Başkanı, Anayasa’nın açık hükmü ortada dururken Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi amacıyla Yargıtay kararının Meclis’te okunmasına göz yumdu.
Bu Yargıtay kararının yok hükmünde olduğunu belirten Anayasa Mahkemesi kararını ise Meclis’te okutmadı.
Şimdi aynı adamın “hay hay Özgür Bey, hemen Meclis’i toplantıya çağırıyorum, ara seçim kararını aldırtıyorum” demesi ihtimali nedir, dememesi ihtimali nedir?
Anayasa böyle bir durumda ara seçimi zorunlu kılıyor ama unutmayalım ki seçimin tarihini belirleyerek süreci başlatmak için yine TBMM’nin karar alması gerekiyor.
Bu yetki sadece TBMM’ye ait.
Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin yönetim ve denetiminden sorumlu, seçim ilan etme yetkisini haiz değil.
Yani CHP Genel Başkanı Özel’in planının temel bir sorunu var: Bu plan Erdoğan isterse işler, istemezse işlemez.
Erdoğan, bu şartlar böyleyken üç ay içinde seçim ister mi diye soracak olursanız Erdoğan’ın yerine yanıtı ben vereyim: İstemez!
Siz istediğiniz kadar “seçimden kaçıyor” deyin, “Anayasa’yı çiğniyor” diye ünleyin; bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar. Hatta sizi daha da sinir etmek için yanıt bile vermez.
Unutmayalım ki Erdoğan için Anayasa, leblebicinin külahından daha değerli bir metin değil.
İlk seçildiğinde partisinden istifa etmesi gerekiyordu, yemin edene kadar istifa etmedi.
O günden bugüne de maşallah Anayasa işine geldiğinde var olan, işine gelmediğinde yok olan bir metne dönüştü.
Bir bakıyorsunuz Anayasa var, bir bakıyorsunuz Anayasa yok.
Siyasal tarihimize “Erdoğan Paradoksu” olarak geçse yeridir yani!
Öte yandan Özgür Bey’in planı eğer ara seçimi zorlamak ve onu kazanarak, genel seçime doğru yelken açmak ise bu planın işlemesinde de sıkıntılar olabilir.
Bütün seçim araştırmalarında bunca pahalılığa, işsizliğe ve hukuksuzluğa rağmen CHP, AKP’nin “mek parmak” önünde ya da arkasında.
“Kararsızım” diyenler, iki partiye oy vereceğini söyleyenlerden fazla.
Bu da CHP’nin, bu toplumsal ve ekonomik şartlar altında dahi huzursuz ve mutsuz kitlelerin desteğinin tümünü kazanamadığını gösteriyor.
Evet, CHP, 12 Eylül 1980 sonrası itibariyle kendi tarihi zirvesinde ama bu “zirve”, seçimi tek başına kazanabileceğine de işaret etmiyor.
Üç ay içinde yapılacak bir ara seçimde CHP, son iki yıldır başaramadığını başarıp, huzursuz ve mutsuz kitleleri kendisine çekebilir mi?
Bu soruya ağzımı doldurarak “evet verir” diyemiyorum.
Bu tarihten gelen ve Deniz Baykal ile iyice derinleşen bir sorun.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun çabası da yeterli olmadı; Ahmet Davutoğlu’nun halası bile kendi yeğeninin aday olduğu partiye oy vermedi!
CHP, şu anda deyim yerindeyse kaçmaktan, kovalamaya zaman bulamıyor.
Yargının muhalefet üzerinde bir silah olarak kullanıldığı bu ortamda savunma pozisyonunda.
Bunu yazmak benim açımdan da üzüntü verici ama şu anda yaşanılan adaletsizlikler, hukuksuzluklar, yolsuzluklar halkımızın ancak bir bölümünün umurunda.
Onlar da zaten CHP’nin geleneksel seçmeni. Mitinglere de gidiyorlar, oy da veriyorlar.
Daha önce CHP’ye oy vermemiş ama artık AKP’den de Erdoğan’dan da MHP’den de umudunu kesmiş insanların hâlâ kararsız pozisyonda olmalarının bir anlamı olmalı.
Bu sadece “gerçek düşüncelerini açıklamaya korkuyorlar” diye açıklanabilecek bir şey değil.
Bunu açıklayabilecek tek şey, CHP’nin bu kitlelere cazip gelecek bir söylem geliştirememiş olması.
Üç ay, bunu yapabilmek için de yeterli değil.
Üç ay içinde yapılacak bir ara seçimden ezici bir zaferle çıkabilmeyi sağlayacak tek şey, o kararsız ve kızgın kitlenin oylarını Erdoğan’a sert bir uyarı vermek için kullanmaları olabilir.
Olur mu derseniz olabilir elbette, yüksek bir olasılıktır.
Ancak olmadığı durumda ara seçimin ardından gelecek genel seçim de gider.
Gamlı Baykuş gibi konuştum, burada keseceğim.
