We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aşk her şeyi affeder mi?

40 6 1
21.05.2022

Diğer

21 Mayıs 2022

Tekirdağ'da dört yıldır evli olduğu adamın aslında bir kadın katili olduğunu öğrenen kadın şöyle dedi:

"Belki Türkiye'deki kadınlar bana kızacaklar ama ben ona hâlâ âşığım.

Cezaevine onu görmeye gittim, yine gideceğim. Benim kocam dünyanın en iyi eşiydi."

Olayı gazetelerden okumuş olmalısınız.

H.K.K, 17 yaşındaki sevgilisi Dilek Avcı ile Pendik'te yaşıyormuş.

Kız, doktordan aldığı bir "hamile" raporunu erkeğe göstererek, başka birinden hamile kaldığını ve ayrılmak istediğini söylemiş.

Bunun üzerine adam kızı iple boğmuş, cesedini satır ile parçalara ayırmış, parçaları bir bavula koyarak denize atmış.

Polisin ısrarlı takibi beş sene içinde sonuç vermiş ve katil zanlısı yakalanmış.

Ama bu süre içinde adam bir başka kadın ile evlenmiş, ondan 2,5 yaşında bir kızı olmuş. Kadın şöyle anlatıyor:

"K'nin halası ile aynı mahallede oturuyorduk. Bizi halası tanıştırdı. İlk görüşte âşık olduk.

Bir yıl sonra 14 Şubat Sevgililer Günü'nde de nikâh masasına oturduk. Kızımız doğdu. Öyle mükemmel bir eşti ki bir dediğimizi iki etmezdi. Sesini yükselterek konuştuğuna bile şahit olmadım."

Film gibi değil mi?

Böyle birçok film izlemişsinizdir. Adam ya da kadın ölünce, onun aslında bambaşka bir hayatı olduğu ortaya çıkar.

Film diye seyrederken insana heyecan verir ama gerçek hayatta yıkıcı olmalı.

Katil zanlısının eşinin "Ben hâlâ kocama âşığım" sözlerini Sabah'ta bazı ünlü şahsiyetlere sormuşlar,

"Siz olsanız aşkınız biter miydi" gibisinden.

Ünlüler karması "asla affetmezdim" havasında.

Nedense böyle bir ruh durumu var bizim "şöhretlerimizde".

Hiçbirinin aklına "Başına gelmeden bilemezsin" demek gelmemiş mesela.

Akıllarına ilk gelen "düzgün cevap" bulmak ve bu durumda da düzgün yanıt "asla affetmezdim" oluyor.

İkinci kadının neler yaşamış olabileceği, katil zanlısının cinayetin vicdan azabıyla bir meleğe dönüşmüş olma olasılığı akıllarına gelmiyor tabii.

Oysa kadıncağız yaşadığı onca dehşete rağmen doğru yanıtı vermiş, elbette "aşk" diye bir şey varsa!

Yoksa bizim şöhretler karmasının "asla" yanıtını vermesinin nedeni gerçek aşk ile hiç karşılaşmamış olmaları olabilir mi?

Kim bilir, iddialı konuşmak istemem, belki de karşılaşmışlardır.

Aşk böyle bir şeydir zaten.

Sevme eylemi için önce elbette bilinçli bir tercih yaparız ama sonrası bilinç dışıdır.

Saçını beğeniriz, yüzündeki ifadeye bayılırız, boyuna posuna vuruluruz vs. Bunlar bilinçli davranışlardır.

Bu tercih sevmeye, aşka dönüşmeye başladığı andan itibaren de rasyonellikten uzaklaşırız.

Başkalarının gördüklerini ya da olan biteni değil, kendi zihnimizde yarattığımız "şeyi" severiz. Bir büyülenme halidir.

Duygular birbirinin karşılığını giderek daha çok bulur ve giderek iki âşık sanki bir benlik haline gelir.

Sevgilimizde belki de aslında onda hiç olmayan çekici yönler, güzellikler, iyilikler olduğunu düşünmemiz de mümkündür ve bu durum çıplak gerçeği görmemizi de engeller.

Uyurgezer bir yaşamdır.

Âşık olan kişi fark ettiği olumsuzlukları bir kenara itmeye, onları görse bile kendine itiraf etmemeye çalışır.

Bunu daha kuru ve bilimsel olarak da anlatabilirim: Âşık insanın beyninde........

© T24


Get it on Google Play