We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aile değerlerimize göre 'ideal eş' kriterlerimiz

24 8 16
16.04.2022

Diğer

16 Nisan 2022

Üzerinde çok hassasiyet göstermemiz gereken bir şey var: Geleneksel Türk aile yapısı!

"Geleneksel Türk aile yapısı", sorunlu bir hamilelik döneminin ardından erken doğmuş ve iki ayını da kuvözde geçirmiş bir bebek gibi.

Başına her an bir şey gelebilir, onun için sıkı sıkıya korunup esirgenmelidir.

Bunu ben demiyorum, yüce devletimizin, ondan da büyük yetkilileri her fırsatta söylüyorlar ki kulaklarımızda yer etsin, biz de onlar gibi bu "yapı" üzerine hassasiyetle eğilelim.

Kafayı İstanbul Sözleşmesi'ne takanların gerekçesi de aynıydı, hatırlarsınız.

Bu kulaklar, "Sözleşme, Türk aile değerlerine aykırı" gibi konuşmalar duydu, bu gözler yazılar okudu.

RTÜK de bir şeyi yasaklayacağı zaman bu kavramı kullanmayı seviyor.

Bu alıntı RTÜK'ün yıllık programlarından:

"Görsel, işitsel ve sosyal medyanın haber, magazin, film ve benzeri tüm yapımlarının geleneksel aile değerlerimize uygun olmasına yönelik tedbirler alınacak; olumsuz yayınları caydıracak etkin düzenlemeler yapılacaktır."

Panik yapmayın, "caydırıcılık" deyince emirlere itaat etmeyenleri kırbaçlamaktan söz etmiyorlar.

RTÜK'ün uygulamalarına bakarsanız Türk aile değerleri, kolayca kırılabilecek bir Çin vazosu gibi.

Hassas bir bünyeye sahip.

Filmlerde öpüşen bir çiftin aile değerlerimiz üzerinde yarattığı etki, benim laktoza gösterdiğim tepki gibi adeta.

Dizilerde öpüşmek, sevişmek, içki içmek yasak.

Türk dizilerinin iyi iş yaptığı Orta ve Güney Amerika ülkeleri halkları acaba hakkımızda ne düşünüyor?

Sevişmeyi bilmeyen, çaydan başka içki içmeyen insanlar olduğumuzu mu?

Kim bilir, belki de biz Türklerin, amipler gibi mitoz bölünme yöntemiyle ürediğimizi bile düşünüyor olabilirler.

Eşeyli üremeyi tercih eden, mesela Almanlar filan, bu yüzden bizimki gibi sağlam bir "Alman aile değerleri sistemine" sahip değiller.

Gerçi onların üreme yöntemleri, mitoz bölünmeyle üremeye göre daha zevkli ve eğlenceli görünüyor ama olsun.

Tabii "Türk aile değerleri" konusu durduk yerde aklıma gelmiş değil.

Biliyorsunuz yüce devletimiz, hassas olduğu her konuda araştırmalar yapar ki kendisiyle benzer hassasiyetlere sahip olmayan vatandaşları hizaya çekebilsin.

Nitekim TÜİK tam da Nisan ayının 1'inde "Türk Aile Yapısı Araştırması" adı verilen bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı.

Şaka değil, gerçek bir araştırma yayınlanan.

İstatistiklere bakarak ilk söyleyeceğimiz bulgu şu olmalı: Türkler aşk evliliğini değil, mantık evliliğini tercih ediyorlar!

Evliliklerin yarıya yakını (yüzde 46,1) görücü usulüyle yapılıyor.

Türk erkekleri evlenecekleri kadında aradıkları özelliklerde birinci sıraya (yüzde 86,4) "ev işlerini yapabilmesini ve çocuklara iyi bakmasını" koyuyor.

Maşallah kadınlarımız da çok "duygusal", evlenecekleri erkeklerde aradıkları ilk özellik, "gelir getirici bir işe sahip olmaları." (Yüzde 92,1)

Yani "Mankenler fakir erkeklerle mi çıksın yani" diye magazin medyasının alevden toplarının ağzına konulan genç kadınlara boşuna yükleniyorsunuz.

Türkiye'de bir kadının kalbini çalacaksanız, gözlerinizden önce cüzdanınızı konuşturmanız gerekiyor. Tabii istisnaların genel kuralı değiştirmediği gerçeğini de hatırlatayım ki kafama sivri topuklu bir ayakkabı ile vurmasınlar.

Türk kadınları, evlenecekleri erkeklerde şunları aradıklarını söylüyor:

1 – Gelir getirici bir iş.

2 – Bakımlı ve özenli.

3 – Benzer hayat tarzı.

4 – Ev işleri ve çocukların bakımını paylaşması.

5 – Çalışma saatlerinin belli olması.

Beşinci maddeyi neden istiyorlar, tahmin edebiliriz. Bu biraz da erkeklere güvensizlikle açıklanabilir sanırım.

İşe giriş – çıkış saatinin belli olması, takibin de kolay olmasını sağlar ki bu sonuç Türk kadınlarının........

© T24


Get it on Google Play