Nigel Farage: İngiltere’yi Avrupa Birliği'nden çıkaran popülist lider |
Siyaset dünyasında elinde bira bardağı, omzunda yağmurluk ve yüzünde kendine has tebessümüyle tanınan Nigel Farage ancak sekizinci denemesinde milletvekili seçilebilen Birleşik Krallığın son dönemdeki en etkili siyasetçilerinden biridir. Onun hikayesi ana akım dışı bir politikacının ülkenin kaderini nasıl değiştirebildiğinin çarpıcı bir örneğidir.
Nigel Farage modern Britanya siyasetinin en sıra dışı, en çok kutuplaşma yaratan ve ülkenin yönünü değiştiren figürlerinden biridir. Klasik bir siyasetçi profilinin dışında, elinde birası ve sigarasıyla halktan biri imajı çizen, aynı zamanda kitleleri peşinden sürükleyen popülist bir liderdir.
Nigel Farage Birleşik Krallıkta hiçbir zaman bir başbakanlık veya bakanlık koltuğuna oturmamış, ancak Britanya tarihini onların çoğundan çok daha fazla şekillendirmiştir.
En büyük düşman Avrupa Birliği
Nigel Farage özellikle Avrupa Birliği karşıtı görüşleri ve göç politikaları konusundaki sert çıkışlarıyla tanındı. Destekçileri onu halkın sesi olarak gördü.
Farage’ın siyasi kariyerinin büyük bölümü İngiltere’nin AB'den ayrılması gerektiği etrafında şekillendi ve Brexit sürecinde önemli bir rol oynadı. Bu süreçte yaptığı konuşmalar kamuoyunu etkiledi.
Sizi hiç kimse tanımıyor, kimse seçmedi
Farage’ın 2010 yılında Avrupa Konseyi Başkanı Van Rompuy'un yüzüne karşı söylediği bu sözler onun Brüksel'deki meydan okuyan tarzının net özetiydi.
Buradaki ironi Farage’ın hayatı boyunca en çok nefret ettiği kurum olan Avrupa Parlamentosuna 1999 yılında milletvekili olarak seçilmesiydi. Brüksel’deki koltuğunu AB kurumlarını içeriden sabote etmek, alaya almak ve İngiliz kamuoyuna bu kurumların işlevsizliğini göstermek için bir araç olarak kullandı.
Siyasi stili ve eleştiriler
Farage akademik ve resmi siyaset dilinden çok halk diliyle doğrudan konuşmayı tercih eden bir figürdür. Bu nedenle televizyon tartışmalarında ve halk toplantılarında güçlü etki bırakır.
Farage’ın Brüksel’deki aşırı düzenlemeleri eleştirirken AB liderlerine sömürgeci demekten çekinmedi. Bu tarz yandaşlarınca samimi ve cesur olarak nitelendirilirken çoğunluk onu kaba, yanıltıcı ve ayrıştırıcı buldu.
Ancak Farage’ın en büyük avantajı yaptığı her çıkışın medyada geniş yankı bulmasıydı.
Brexit: İngiltere’nin kaderi Brüksel’deki bürokratlara bırakılamaz
1993 yılında kurulan Bağımsızlık Partisi’ne (UKIP) katılan Farage partinin ciddi bir siyasi aktöre dönüşmesini sağladı. UKIP onun liderliğinde özellikle beyaz, işçi sınıfı ve Avrupa karşıtı seçmenlere hitap etti.
Farage’ın en büyük başarısı ana akım medyanın görmezden geldiği AB üyeliğinin maliyetini, egemenlik kaybını ve göç politikalarını ülkenin ilk gündem maddesi haline getirmek oldu. Bu argümanlar özellikle küreselleşmenin olumsuz etkilerini hisseden kesimlerde büyük yankı uyandırdı.
2010'larda Farage ve UKIP Muhafazakar Parti'nin tabanını ciddi şekilde tehdit etmeye başladı. Başbakan Cameron sağ seçmende yükselen tepkiyi dindirmek için bir kumar oynadı ve AB referandumu sözü verdi.
Farage’ın asıl zaferi Birleşik Krallığın Avrupa Birliği üyeliğini sonlandıran 2016 referandumuyla geldi.
Ayrılma kampanyasının en ön safında yer alan Farage popülist üslubu ve sloganlarıyla geniş kitleleri etkiledi. Göçmen karşıtı ve ulusal egemenlik vurgulu söylemleriyle sokaktaki öfkeyi sandığa taşımayı başardı.
Sonuç yüzde 52 ile ayrılık oldu. Farage neredeyse kimsenin inanmadığı bir vizyonu tek başına ana akım siyasetin merkezine yerleştirmiş ve kazanmıştı. Bir diğer çarpıcı sonuç referandumun kırsal bölgelerde ve yaşlılar arasında başarılı olmasıydı. Büyük kentlerde oturan gençler ve azınlıklar Brexit’e karşıydı.
Reform Partisi
Farage 2024’te yeniden siyaset sahnesine çıktı.........