menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ünlülerin lekelenmeme hakkı

31 1
yesterday

Diğer

19 Ocak 2026

Oyuncu Can Yaman

“Ünlü mekânlara zehir baskını” haberlerinde oyuncu Can Yaman’ın da “uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma” suçlamasıyla gözaltına alındığı duyuruldu. Akşam, Hürriyet, Milliyet, Sözcü gazeteleri ile Ülke TV, Ensonhaber, Haberler, İnternethaber gibi bazı haber sitelerinde Can Yaman’ın üzerinde uyuşturucu bulunduğu belirtildi.

Fakat Can Yaman, ertesi sabah serbest bırakıldı ve hemen de yıllardır yaşadığı İtalya’ya uçtu. Oraya gittikten sonra da “İtalyan basını”na “Boğaz'dan gelen haberleri kopyala yapıştır yapma hatasına düşmeyin” diye seslendi. Uyuşturucuyla yakalandığı haberlerini yalanlayarak, “Eğer doğru olsaydı, bu kadar kısa sürede serbest bırakılıp ertesi gün İtalya'ya dönemezdim” dedi.

Nitekim Cumhuriyet’ten Barış Terkoğlu da o gece polislerin Can Yaman’ın üzerini iki kez aradığını, ama uyuşturucu bulamadığını, yine de savcılık talimatıyla gözaltına alındığını yazdı.

Başsavcılığın, operasyonla ilgili açıklamasındaki “uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak, uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak suçlarını işlediği değerlendirilen yedi şüphelinin gözaltına alındığı” ifadesi, Can Yaman’ı da zan altında bırakıyordu. Fakat bu ifade Can Yaman’ın üzerinde uyuşturucu bulunduğu haberlerine gerekçe olamaz.

Belli ki, polis, savcılık ya da başka birileri bu yanlış (ya da yalan) bilgiyi gazetecilere sızdırmış. Başsavcılık yeni bir açıklamayla bu yanlışı düzeltebilirdi, yapmadılar.

Daha önemlisi, gazetecilerin araştırıp, doğrulamadan yazmamaları gerekirdi. Hele ki, Can Yaman’ın birkaç saat sonra adli kontrol kararı bile verilmeden serbest bırakılması sonrasında yazdıklarından şüphelenip yanlışı düzeltme çabası içine girmeleri beklenirdi. Onu da yapmadılar. Hatta çoğu, Barış Terkoğlu’nun yazısından sonra bile düzeltmedi, güncellemedi yanlış haberi.

Maalesef başsavcılık gibi medyada da ünlülerin lekelenmeme hakkına ilişkin kayıtsızlık söz konusu. Gazeteciliğin, “Yargı kararı kesinleşmedikçe, şüpheli veya sanık suçlu ilan edilmemelidir” ilkesi çoktan unutuldu. Gözaltına alınan ünlü isimlerin, anında fuhuş, uyuşturucu ve ahlaksızlıkla damgalanması için bir tek ifade yetip de artıyor.

Örneğin sosyal medya ünlüleri Selen Görgüzel ile Rabia Karaca’nın ifadesine dayanarak, şarkıcı Emel Müftüoğlu’ndan voleybolcu Derya Çayırgan’a kadar birçok kişi suçlu gösterildi haberlerde. Ama Rabia Karaca, Oktay Kaynarca’yı da suçluyordu ifadesinde.

Sabah başta olmak üzere Turkuvaz medyanın, “2 şüpheli daha tutuklandı” haberlerinde Emel Müftüoğlu başa çıkarılırken, Oktay Kaynarca’nın adı araya sıkıştırılıp geçiştirildi. Fakat test negatif çıkınca da tam tersini yaptılar. Sabah’ta, “Oktay Kaynarca’nın uyuşturucu testi negatif çıktı” haberi yayımlandı; aynı şekilde testi negatif çıkan Müftüoğlu’ndan hiç söz edilmedi.

Bu insafsız bir tutum. Sırf, Oktay Kaynarca, ATV’de “Kim milyoner olmak ister?” programını sunuyor diye onu koruyup Emel Müftüoğlu ve öbür ünlüleri, damgalamak ayıp ötesi.

Gazetecilikte tarafsızlığın ne denli önemli olduğu böyle durumlarda daha net görünüyor. Aynı ifadelerle bazılarını kollayıp, başkalarını hükümlü göstermek gazetecilikle bağdaşmaz. Lekelenmeme hakkında ünlü ünsüz ayrımı olmaz.

İktidar medyası bir özel uçakta yaşananları, günlerdir İBB soruşturması çerçevesinde çarşaf çarşaf haberleştiriliyor. Maalesef bu haberlerde doğrularla yanlışlar birbirine karıştırılıyor.

Örneğin, söz konusu uçağın “Ekrem İmamoğlu’na ait olduğu” yazıldı, söylendi. Oysa uçağı halen firari olan işinsanı Murat Gülibrahimoğlu adlı kişi kiralamıştı ve özel jetin sahibi olan AKP’ye yakın işinsanı Veysel Demirci de İmamoğlu’nun o uçağa bindiği iddialarını yalanlandı.

Nitekim Türkiye gazetesi, 15 Ocak’ta “Fenomen, İmamoğlu’nun jetindeki skandalları ifşa etti” başlığı attı habere. Ertesi gün de yine Türkiye gazetesinin birinci sayfasında “Hayalet jet”in eski sahibi ile konuştuk: Kiralayanı bilmeyiz” haberi çıktı. İyi de hani “İmamoğlu’nun jeti”ydi?

Düzeltme de yayımlanmadı tabii ki… Ergenekon sürecinde olduğu gibi neyin gerçek, neyin dezenformasyon olduğunu anlamak için yargı sürecini bekleyeceğiz anlaşılan...

TRT’nin o kadar çok televizyon kanalı var ki, anımsamakta zorlanıyor insan. TRT’nin sayfasına baktım, orada tam 15 TV kanalı sıralanıyor:

“TRT 1, TRT 2, TRT Haber, TRT Spor, TRT Spor Yıldız, TRT Belgesel, TRT eba, TRT Çocuk, TRT Diyanet Çocuk, TRT Müzik, TRT Arabi, TRT Avaz, TRT Kurdî, TRT Türk, TRT World.”

TRT, şimdi bununla da yetinmedi; bir de TRT Gençlik kanalını açtı. Böyle bir kanala neden........

© T24