Yaşar Kemal usta der ki!

Diğer

Konuk Yazar

27 Ocak 2026

Cumhuriyet'teki gazetecilik yıllarımda tanımak fırsatı bulduğum ¨iktisat muhabiri, yazarı ¨ Kenan Mortan'ın, bir süredir Gmail adresi üzerinden dostlarına göndermeyi sürdürdüğü haftalık bülten tarzındaki kısa haber ve yorumların adreslerinden birisi de benim.

Her hafta, yazının gidişatına göre edebiyatımızın dev çınarı Yaşar Kemal’den bir seçki sunar Kenan Mortan...

¨Yaşar Kemal usta der ki!¨ başlığıyla verdiği alıntılarla kapanır bülteni.

Böylece, Yaşar Kemal alıntısı kadar Prof.Dr. Kenan Mortan'ın ekonomi-politik değerlendirmeleriyle farklı pencerelerden dünyaya bakmak imkânı buluruz.

İstanbul'daki Cihangir Atölye Sanatları-CAS’ın sahnelediği ve Türk tiyatrosunun iddialı eserlerinden ¨Filler ve Karıncalar¨ [*] başlıklı o muhteşem epik oyunu yakın zamanlarda izledikten sonra, Yaşar Kemal’in sıklıkla okunması gereken bir yazar olduğuna inançla kitaplarına tekrar sarıldım.

Kimi yazarlar, edebiyatçılar öyledir; elinizden bırakamazsınız.

Don Kişot için Amerikalı yazar ve Cervantes uzmanı Samuel Putnam şöyle diyordu:

“Bir insan Don Quixote’u hayatında üç kez okumalıdır: birincisini gençlikte (duyguların kahkaha ve coşkuyla harekete geçtiği zaman), ikincisini orta yaşta (mantığın daha baskın olduğu zaman) ve üçüncüsünü yaşlılıkta (her şeyi felsefi açıdan değerlendirebildiği zaman).”

Bu, kısa olmasını dileyerek başladığım yazıda, ama upuzun ve dallanıp budaklanarak geleceğe sarkmış hayat hikâyesiyle bir büyük ustanın, Yaşar Kemal'in eserleri için aynı şeyin söylenmesi gerektiğini ileri süreceğim.

2015'de kaybettiğimiz Yaşar Kemal'i özüyle sözüyle folklorik halk geleneğine bağlı anlatıcı, hatta edebiyatın masalcısı sayanı çoktur.

Öyle ki onun çağdaş Homeros olduğunu vurgulayanı da çıkar; pek kabul görmeyecek iddia değildir. Ne var ki Yaşar Kemal’i yalnızca folklorik bir anlatıcıya, sözlü kültürün yazıya geçmiş bir yankısına, sözlü kültür tarihi çalışmacısına indirgemek, onu Anadolu'da köy köy gezen bir meddah, dahası Kürt köylerine giden dengbej gibi görmek olur.

Oysa Yaşar Kemal, Batı'dan aldığımız burjuva roman tekniğini harmanlayarak masal anlatan bir bilge olduğu kadar, iktidarın, mülkiyetin, şiddetin, ‘direniş ve tahakküm sanatının’ haritasını çıkaran sert bir araştırmacı, yazar, hatta tarihçidir.

Yaşar Kemal rahmetliyi İngiliz Romantizminin kurucu ismi William Wordsworth ile kıyaslayasak yeridir; ikisi de doğayı konuşturur. Wordsworth bir şiirinde ‘doğa kendisini sevene asla ihanet etmez’ [†] derken; Yaşar Kemal usta, ‘doğa insanın zulmünü affetmez, asla unutur sanmayın’ diyecektir.

Romanlarının çoğuna mekân olan Çukurova onun için yalnızca bir coğrafya değil; eşrafın, mütegallibenin, ağalığın, yanaşmanın, dağa çıkmış eşkıyanın, jandarma ve devletin ve dahi yoksulluğun birbirine dolandığı siyasi bir sahnedir.

Bu yüzden Yaşar Kemal genç yaşta okunduğunda başka, orta yaşta başka, yaşlılıkta bambaşka konuşur okuruyla.

Örneğin; Gençlikte İnce Memed bizler için bir başkaldırı masalıdır; zulme karşı atılmış romantik bir çığlık gibi okunur. Orta yaşta, aynı metinlerde bu kez şiddetin sürekliliği, sonra ¨Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz¨ deyişi gelir........

© T24