Adada yangın çıkarsa özgürlüğe ne olacak?
Kahve içerken bakındığım LinkedIn’de önüme düşen bir çevrimiçi oyun linkine basıyorum. Karşıma çıkan cümleyle yüzüm buruşmaya başlıyor çünkü başıma gelecekleri o an anlıyorum. Oyun bana önce bir durum veriyor: “Adanın güneyinde büyük orman yangını çıktı. Sosyal medyada yanlış tahliye haritaları dolaşıyor.” Sonra da bir görev: “Bilgi şefi olarak hem can güvenliğini sağlamak hem de özgürlükleri koruyarak doğru bilgiyi halka ulaştırmak.” Sonra da farklı uzmanlıklardan danışmanlarla buluşturup bir karar vermeye zorluyor. O sırada can kurtarmak için özgürlüğü feda edeceğin bir duruma sokuyor seni. Yani oyun sana güvenlik mi özgürlük mü diye soruyor. Ben ise bunların tercih konusu olmasını reddediyorum. İçimde bir minik kahve arası isyanı kopuyor.
Kriz krizden önce yönetilir
Bu oyun, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde kıdemli akademisyen ekibin, Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı desteğiyle, kriz dönemlerinde dezenformasyonla mücadele yöntemleri geliştirme ve yaygınlaştırma amacıyla yürüttükleri “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (RESAID) projesinin çıktılarından biri.
Oyun, krizin krizden çok önce yönetilmeye başlaması gerektiğini bir kere daha hatırlatıyor. Danışmanların önerilerinde özgürlükleri koruyan kararların güvenliğe etkisi hep uzun zaman alıyor. Yangın yayılırken o önerileri seçmek can kaybı anlamına geliyor. Yani, o önerilerin hep çoktan uygulamaya girmiş olması gerekiyor. Neyse ki gerçek hayatta özgürlüğü feda etmemenin bir yolu var: hazırlıklı olmak.
Ertesi sabah hala oyunun etkisindeyken içimi hiç de rahatlatmayan bir rapor okuyorum: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Dijital Devlet Endeksi (DGI) ve Açık, Faydalı ve Yeniden Kullanılabilir Veri Endeksi’nin (OURData) 2025 bulguları.
OECD, dijital devlet politika ve uygulamalarının tam da çoklu krizler çağının ihtiyaçlarına ne derece hazır olduğunu, kamuda dijital dönüşümün ne derece tutarlı, yaygın ve insan merkezli........
