16. yüzyılın matbaa öyküleri |
İnsanın yüzlerce yıl öncesinden başlayan baskı arayışında yaşanmış ilginç gelişmeleri zaman süreci içinde kaleme almaya çalıştığım önceki yazılarımı hatırlatmak gerekirse Çin’de başlayan oyma tekniği ile hazırlanmış plakaların boya sürüldükten sonra damga şeklinde aktarımının ve MS 1040 yılında Bi Sheng isimli bir Çinlinin tahta bir platform üstünde kullanıldığı seramik hareketli harfler ve sembollerle önemli bir gelişim gösterdiğini yazmıştım.
Bugün anladığımız anlamda matbaa denen gelişme kuyumcu ve döküm ustası Gutenberg tarafından Latincenin 23 harfli olmasının da avantajıyla kalıptan çıkarılan çok sayıda harfin dizgi sonrasında mürekkep sürülerek basılması sonrasında başlamış.
Basılan ilk önemli eser olarak genelde Gutenberg İncil’i gösterilse de 1450 ya da 1451 yılında Latince dilbilgisi derlemesi olan “Donatus”, 1452–1453 yıllarında “Sibyllenbuch” isimli kehanet metinleri ve 1454 yılında Kilisenin siparişi olarak ilk ticari baskı sayılan ve çok sayıda çıkarılan “Endüljans Belgeleri” olmuş.
Kelimeler arasında ilk kez boşluk bırakılan Gutenberg İncil’inin getirdiği okuma kolaylığı sonrasında 1460 ila 1500 yılları arasında Avrupa’da matbaa hızla yayılmış, günümüzde önemli müzelerde, koleksiyonlarda saklanan “beşikteki” anlamına gelen inkünabula kitaplar Almanya'nın Mainz ile Köln şehirlerinde, Venedik’te, Belçika, Hollanda ve Paris’te 30.000 farklı eser olarak tahminen 10 ila 20 milyon kopya şeklinde basılmış.
İngiliz yazmacılar matbaaya karşı çıkmış
Matbaanın İngiltere’ye götürülmesinde Kralın temsilcisi olarak yün ticaretinin merkezi olan Bruges'de 1462 ila 1470 yılları arasında bir çeşit diplomat olarak İngiliz tüccarlarının haklarını koruyan William Caxton isimli birinin etkisi olmuş. Caxton, Belçika ve Hollanda'da bulunan erken dönem matbaa makinelerini yakından incelemiş, bunun önemli bir kazanım olacağını düşünerek İngiltere'ye götürmüş ve sistemi Westminster’da kurmuş.
William Caxton isimli bir diplomat matbaayı İngiltere'ye götürmüş ve sistemi Westminster’da kurmuş
William Caxton, Fransız yazar Raoul Lefèvre tarafından 1464 yılında el yazması olarak hazırlanan Truva Tarihi (Recueil des histoires de Troie) ile 1470 yılında Kral Arthur efsanelerinin derlemesi olarak Thomas Malory tarafından yazıldığı düşünülen kitapları İngilizce olarak basmaya karar vermiş.
Caxton’un bu girişimine aynı Osmanlıda olduğu gibi yazma erbapları karşı çıkmışlar, iyi eğitimli saray kâtipleri ve yetenekli kaligrafi zanaatkârları dizgiciliği aşağılık bir iş olarak gördüklerinden dolayı katılmayı reddetmişler. O da Belçika’dan, Hollanda'dan getirdiği matbaa ustaları ve dizgicilerle yola devam etmiş ama onlar İngilizce bilmedikleri için basılan eserlerde çok sayıda dizgi hatası çıkmış. Zaten kendisi de 30 yıldır ülke dışında olduğu için İngilizce yazımına hâkim değilmiş.
1460 yılında İngiltere'ye götürülen matbaaya Osmanlı'daki gibi kâtipler ve kaligrafi zanaatkârları karşı çıkmış
Son yıllarda arşivlerde, koleksiyonlarda yapılan araştırmalarda bu dönemde Hollandalı ve Belçikalı dizgicilerin çok kısa olacak satırları hizalamak için rastgele harfler ekledikleri görülmüş ve bu durumun 1500 lerin başlarında telaffuzda büyük bir değişiklik yaptığı, çok sayıda kelime sesinin değiştirdiği saptanmış.
Buna ek olarak satır başına ücret alan ilk matbaacılar daha fazla para kazanmak için kelimeleri fazladan ekledikleri harflerle uzatmışlar, imlayı bozmuşlar, metinleri güç anlaşılır hale getirmişler.
William Tyndale tarafından Yeni Ahit’in İngilizce dilindeki baskısı 1924 yılında ilk İngilizce İncil olarak tarihe adını yazdırırken çok sayıda imla yanlışı içermesi dönemin eğitimli insanlarını endişelendirmiş. İnkünabula kitaplarla ortaya çıkan konuşma ile yazım arasındaki farklıklar süreç içinde bilginlerin çabalarıyla azaltılmaya çalışılmış, yazı diline kurallar getirilmesi ihtiyacı doğmuş.
Matbaayı örnek alan eski tip baskı sistemleri de gelişiyor
İlk matbaaların ürettiği yayınlara olan talep çoğunlukla az sayıdaki Latince bilen erkeklerden gelmiş. 1500’lü yıllara gelinirken bazı Avrupa şehirlerinde yaşayan aydınlar, soylular ve büyük manastırlar matbaa kurma arayışına girmiş; teknolojilerin üst üste konarak hızla geliştiği bir dönem yaşanmaya başlamış.
Ve bu dönem literatüre matbaa devrimi olarak geçmiş.
Aynı yıllarda geleneksel yollarla çalışan kâtipler de elle kopyalamaya devam ediyor, matbaanın şarap ve yağ sıkma metodunu kullanmasını örnek alarak metinleri tahta panellere oyulmuş blok kalıplar halinde kâğıda basmaya çalışıyor, böylece geleneksel yöntemlerle yeni icat edilen matbaa makineleri arasında eşgüdüm aranıyormuş.
1500 yılında ressam ve gravürcü Jacopo de' Barbari bugün bile 16. yüzyıl Venedik'ini incelemek için kullanılan 1,3 x 2,8 metre boyutlarında devasa bir Venedik kuşbakışı haritası yayınlamış.
Ressam ve gravürcü Jacopo de' Barbari, 1500 yılında 1,3 x 2,8 metre boyutlarında kuşbakışı Venedik haritası yayınlamış
1507 yılında Lucas Cranach ve Ugo da Carpi gibi sanatçılar tarafından “chiaroscuro” olarak adlandırılan yağlı boya tekniği ile ışık ve gölge içeren ağaç baskı eseri çoğaltılmış, Hans Burgkmair, 1520 civarında ünlü “Ölüme Şaşıran Aşıklar” isimli eserinde üç ton boya kullanmış.
1507 yılında Lucas Cranach ve Ugo da Carpi gibi sanatçılar farklı renkler ve tonları ağaç baskılara uygulamış
Alman haritacı Martin Waldseemüller’in “Waldseemüller Haritası” olarak bilinen 46 cm × 62 cm ebatlı eseri 1509 yılında yaklaşık bin kopya olarak basılmış; bu eserde yeni keşfedilen kıtanın adı “Amerika” olarak ilk kez kullanılmış.
Alman Haritacı Martin Waldseemüller'in 1509 yılında basılan haritasında ilk kez "Amerika" ismi yer almış
Demek oluyor ki dizgi tekniği kitap üretiminde devrim yaratmış olsa da kâtipler de elle yazıp süsledikleri eserleri üretmeye devam ediyor, ünlü “Tsgrooten Antifonaryumu” gibi ilahi kitaplar sipariş verenlere teslim ediliyormuş.
Ünlü ressam, ahşap oymacı ve bakır gravürcü Albrecht Dürer’in 1525 yılında harflerin geometrisi ve ölçme sanatı üzerine “Unterweysung der Messung” adıyla bastırdığı gravür destekli eseri yeni bir dönemin kapısının aralandığı gösteriyormuş.
Ünlü ressam Albrecht Dürer 1525 yılında harf tasarımında geometrik ölçüleri temel almış
Kitaplara bu yolla görsel eklenmesi matbaaya işlerlik kazandırmış; gelişimi hızlandırmış.
Yazdıkları karşılığında telif alan ilk kişi
Telif haklarının olmadığı, eski eserlerin sınırsızca kopyalandığı matbaanın ilk dönemlerinde yazarlar eserleri için ücret almazmış, yazmak kişinin adını duyurmak içinmiş.
Alman Fransisken tarikatı rahibi, hiciv ustası, şair ve çevirmen Thomas Murner, dönemin toplumsal, dini, akademik sorunlarını sert, alaycı ve halkın kullandığı dille eleştirdiği yazıları karşılığında 1514 yılında ücret alan ilk yazar olmuş.
Thomas Murner 1514 yılında yazıları karşılığında telif ücreti alan ilk yazar olmuş
İlginçtir, para karşılığında yazmak, 18. yüzyılın ortalarına kadar uygunsuz bir davranış olarak görülmeye devam etmiş.
Yazı tipi arayışları
Gutenberg tarafından inandırıcı olması için Rönesans hümanistlerinin el yazısı formunda hazırlanan harf karakterleri kısa zamanda daha okunaklı olma arayışı içinde farklı tasarımlarla zenginleşmiş.
Alman yayıncı Johann Schönsperger ile kalıpçı Hieronymus Andreae 1520 yılında “fraktür” yazı tipini tasarlamışlar. Bu yazı tipinin çeşitli versiyonları tam 400 yıl boyunca en çok kullanılan tipik Alman harfleri olmuş, 19. yüzyılda yerini “antiqua” stiline bırakmış. Günümüzde bile kullanılan, özellikle de reklamcılıkta tercih edilen Orta Çağ’dan gelen fraktür yazı tipi stili Almanya ve Orta Avrupa’da çok uzun yıllar boyunca kullanılmış; her çağda popülerliğini korumuş.
1520 yılında Alman yayıncı Johann Schönsperger ile kalıpçı Hieronymus Andreae tarafından tasarlanan "fraktur" yazı tipi günümüzde de kullanılıyor
El yazısından matbaa standardına geçiş aşamasında okunabilirlik ön plana çıkmış, harf tasarımlarında matematiksel oranlama etkin olurken bölgesel farklılıklar belirginleşmiş. İtalya’da Eski Roma’nın italik yazısı, Almanya’da gotik, Fransa’da da gelişmiş Roman versiyonu olan garamond yoğun olarak basılan eserlerde yer almış.
Günümüz tipografisinin temelinin atıldığı 1550’li yıllara gelinirken yazı karakterleri sanatsal olmaktan çıkıp standart ve fonksiyonel hale gelmeye başlamış.
Luther'in İncili modern Almancanın önünü açmış
Latince dışında yerel dildeki risaleleri hevesli laik takipçi kitlesine ucuz bir şekilde sunmanın avantajlarını fark eden Luther'in Almanca İncil'i Katolik Kilisesine karşı isyanın simgesi olurken 1517 ile 1546 yılları arasında Wittenberg yayınevi yılda ortalama 91 ayrı çalışmayla 2.721 kez baskıya girmiş.
Luther'in, 1524 yılının başlarında, tüm Alman şehir yöneticilerine hitaben hazırladığı, “Protestan okulları kurma ve bu çalışmayı sürdürme” başlıklı risalesi yayımlanmış; metin aynı yıl içinde Almanya’nın yedi ayrı şehrinde en az on bir kez basılmış. Alman şehir yöneticileri tereddüt etse de birçok insan Luther’in tavsiyelerinden etkilenmiş.
Katolik Kilisesi'ne karşı isyanın simgesi olan Luther'in Almanca İncil'i 1517 ila 1546 yılları arasında 91 ayrı dizgiyle 2.721 kez baskıya girmiş
Yaklaşık üç milyon adet kopya olarak piyasaya sürülen, farklı baskılarla sürekli yenilenen Luther'in Almanca İncil'i matbaanın muazzam bir endüstri olmasına katkıda bulunmuş. Martin Luther'in Kiliseye karşı çıkıp Protestan hareketi oluşturmasının yanında bastırıp dağıttıklarıyla modern Almancayı geliştirmesi ve özellikle çocukluk yaşlarında okuryazar olmayı teşvik etmesi kültür hayatına çok önemli bir katkıda bulunmuş. Bu itibarla Avrupa’nın çok yerinden matbaaya talep artarken Protestanlık hareketi başarısını çok büyük ölçüde basılı propagandadan almış.
Matbaacılık; yasak ve riskli meslek
16. Yüzyılın ilk yarısında Katolik Kilisesi ile reformcular arasında büyük bir savaş başlamış, baskınlardan korunmak gizli matbaalar kurulmuş; eserler sahte başlıklarla dağıtılmış.
Katolik Kilisesi başlarda matbaa teknolojisi kullanmayı ret etmiş, onun yerine sansüre ve baskılara yönelmiş. Kilisenin güçlü olduğu şehirlerde izinsiz kitap basmak ölümle cezalandırılıyor, yasaklı kitaplar çoğu zaman meydanlarda yakılıyormuş.
1500 İla 1550 yılları arasında adını bilmediğimiz çok sayıda matbaacı “sapkın” fikirlerle dolu kitap bastığı için hapse atılmış ya da 1546’da yakılarak idam edilen Fransız matbaacı Étienne Dolet gibi acımasızca cezalandırılmış. Matbaacılık hem tehlikeli hem de “direniş” mesleği haline gelmiş.
Fransız matbaacı Étienne Dolet 1546’da yakılarak idam edilmiş; matbaacılık Kilise karşısında direnişin simgesi olmuş
“On Altı Zevk” adıyla bilinen ve Marcantonio Raimondi'nin 16 erotik gravürden oluşan seti bu dönemde sadece dini eserlerin basılmadığını da göstermekte! Katolik Kilisesi ilk baskıları çok büyük ölçüde yok etmeyi başarsa da şair Pietro Aretino tarafından yazılan erotik sözlü soneler eşliğindeki kopyası 1527 yılında tekrar basılmış.
Direnişe katılan, sansürden kaçmaya çalışan matbaacılar yaratıcı fikirlerle ayakta kalmaya çalışmışlar, gizli mekânlarda ve kitapların üzerine yazılan sahte basım yerleriyle Kilisenin şiddetinden korunurken bir çeşit bilgi kaçakçılığı yapmışlar.
Bunlar daha ilk yıllar, matbaa öykülerini sizler için derlemeye devam edeceğim. Biraz ipucu vermek gerekirse imla kurallarından kitap kapaklarına, daha uygun mürekkep arayışlarından buharın icadı öncesindeki teknolojik gelişmelere, kâğıdın beyazlatılmasından ucuz cep kitaplarının insanların hayatına girmesine kadar süreçte yaşanan çok ilginç ayrıntılar var.
Matbaanın işlerlik kazanmasında emeği geçen yaratıcı akıllara, direşken çabalarıyla Kilisenin şiddetine rağmen kelle koltukta çalışan isimsiz kahramanlara ve bilimsel bilginin peşinde koşarak dogmaları çürütmeye çalışanlara çok şey borçluyuz.
Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.
https://www.historytoday.com/brief-history-english-spelling-reform
https://americanliteracy.github.io/past/Archives/ss-history.htm
https://www.prepressure.com/printing/history/1500-1549
https://www.the-tls.com/literature/bibliography/aldus-manutius-oren-margolis-book-review-dennis-duncan
https://exhibits.lib.arizona.edu/exhibits/show/reformation/role-of-printing
https://www.briefhistory.co.uk/1945/typefaces-fonts
https://www.ndl.go.jp/incunabula/e/chapter1/