Musluktan içilen bir medeniyet
Diğer
14 Aralık 2025
Çok değil bundan sadece 25-30 sene önce ben Tarsus’taki okulumda, bir yalakta yan yana dizili musluklardan ders aralarında kana kana su içiyordum.
Okulun koridorlarında su sebilleri yoktu dizi dizi. O günlerde hayatımıza henüz cam veya plastik damacanalar girmemişti.
Bunu bana düşündüren geçen hafta ziyaret ettiğim Zürih’te, şehrin pek çok köşesinde, meydanında karşılaştığım çeşmeler oldu.
Son yıllarda, su bizler için musluklardan içilen değil şişelerde satın aldığımız yaşamsal bir içecek.
Alplerin eteklerinde veya yakın bir mesafede kurulu pek çok Avrupa kentinde olduğu gibi Zürih’te de su musluktan içiliyor. Uzun zaman sonra musluktan içilebilen su fikriyle karşılaşmak beni çok etkiledi. Üstelik bu suyun son yıllarda tüketmeye mahkum kaldığımız cam veya plastik damacanalarda beklerken canlı olma özelliğini yitirmiş suların aksine musluktan akan, hareket enerjisi taşıyan ve dağlardan gelen bir su olması içimi çok rahatlattı.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi doğup büyüdüğüm coğrafyada en son 90larda musluktan su içilebiliyordu. Artık büyük şehirlerde maalesef böyle bir imkanımız yok.
Yanımda su matarası taşımak son yıllarda hayatıma yerleştirmeye gayret gösterdiğim farkındalıklı bir alışkanlık. Zürih’te de şişede su satın almak zorunda kalmamak için evden matarama musluktan su doldurarak çıktım sokağa. Suyum bittiğinde gerekirse su satın almaya niyet ederek. Fakat kent bana şahane bir sürpriz yaptı. Şehri karış karış gezdiğim süre boyunca pek çok park, meydan ve mahallede karşıma çıkan çeşmeler beni asla susuz bırakmadı. Her biri birbirinden şık çeşmeler hem kente güzellik katıyor hem de vatandaşın yaşamsal bir ihtiyacı olan su ihtiyacını karşılıyor.
Alplerden, akarsulardan çeşmelere taşınan lezzetli ve serin sular bana çocukluğumda yazlarımın geçtiği, Toroslar’ın eteklerinde konumlanan yaylamızda bulunan çeşmeleri hatırlattı. Zürih sokaklarında çeşmelerden içtiğim her yudum içimi ferahlatırken canlandırdığı sıcacık hatıralarla kalbimi de ısıttı.
Çeşmeler, tarihler boyunca şehirlerin yalnızca su ihtiyacını karşılayan yapılar değil; kamusal hayatın ritmini belirleyen, insanları bir araya getiren sessiz odak noktaları olmuştur. Yolculuklara eşlik eden bir durak, çoğu zaman mahalle yaşamının buluşma ve ayaküstü sohbet yeri bazen de aşıkların buluşma noktası olan kentin hafızasında iz bırakan........



















































