menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadının derin hafızası

21 0
08.03.2026

Bugün, yaşamın sürekliliğine emeğiyle, cesaretiyle, sezgisiyle ve şefkatiyle can veren tüm kadınların günü.

Kadınlar yalnızca bugünün değil, aynı zamanda kendilerinden önce yaşamış sayısız kadının da taşıyıcısıdır. Kadınlar; sahip oldukları deneyimi, sezgiyi, dayanıklılığı ve yaratma gücünü nesilden nesile aktardıkları görünmez bir miras taşırlar. Kadının bu kadim bilgiyi hatırlayıp kendi cesaretiyle birleştirebildiği ve bunu kendisinden sonra gelenlere aktarabildiği bir dünya bambaşka bir yer olur.

Kadınların içinde çoğu zaman sessizce yaşayan ama asla tamamen kaybolmayan bir yan vardır. Doğayla uyumlu, sezgisel, yaratıcı ve güçlü bir yan. Bazen bir uğultu gibi kendini hatırlatan, bazen de koşullar oluştuğunda güçlü bir şekilde ortaya çıkan bu öz; kadının kendine has doğasının ve üretkenliğinin kaynağıdır.

Tam da bu nedenle tarih boyunca kadınların bu yönü çoğu zaman bastırılmaya çalışılmıştır. Kadınların utandırılması, küçültülmesi ya da susturulması tesadüf değildir. Çünkü güçlü olan çoğu zaman korku da yaratır.

Bugün ise başka bir karmaşayla karşı karşıyayız. Modern hayatın hızında kadınlar da erkekler de zaman zaman kendi doğalarından uzaklaşıyor. Roller birbirine karışıyor, beklentiler artıyor ve çoğu insan kendi iç dengesini korumakta zorlanıyor.

Oysa kadın ve erkek birbirinden farklıdır. Fakat bu farklılık bir üstünlük meselesi değil, tamamlayıcılık meselesidir.

Bilimsel araştırmalar kadın ve erkek beyninin pek çok yönden farklı çalıştığını gösteriyor. Kadın beyninin iletişim, duygu ve ilişki kurma alanları daha aktif çalışırken; erkek beyni çoğu zaman hedef, sonuç ve skor odaklı hareket ediyor.

Bu farklılık aslında yaşamın dengesini kuran bir çeşitlilik yaratıyor.

Kadının doğası; bağ kurmaya, anlamaya, hissetmeye, gözlemlemeye ve bir araya getirmeye yatkın. Aynı zamanda yaratmaya, beslemeye ve yaşatmaya da.

Bu nedenle kadınların kendilerine has kimliklerini koruyarak üretime ve yönetime daha fazla katıldığı bir dünyada yalnızca insanlar değil, tüm canlılar daha rahat nefes alabilir . Çünkü kadın bakışı çoğu zaman güçten çok bağları, rekabetten çok ilişkiyi öncelemeye meyillidir.

Bunu gerçekleştirebilmek için ise kadınların öncelikle kendi iç sesleriyle bağlantıda kalabilmeleri gerekiyor. Modern hayatın kalıpları ve beklentileri arasında kaybolmadan, içlerinde konuşan o kadim bilgeye kulak verebilmeleri.

Doğa bu konuda en iyi öğretmenlerden biri. Mevsimler bize yalnızca doğanın değil, insan ruhunun da döngülerle hareket ettiğini hatırlatıyor.

Kadınların da tıpkı doğa gibi kendi mevsimleri var. Koşma ve durma, yakınlaşma ve geri çekilme yaratma ve kozaya çekilme dönemleri...

Ancak iç sesimizle bağlantıda kaldığımız ve kendi doğal mevsimlerimize özen gösterdiğimiz taktirde modern dünyanın bizleri sürüklemeye çalıştığı rüzgarlardan kendimizi koruyabilir, böylelikle özgün varlığımıza ve üretimimize sahip çıkabiliriz.

Unutmamak lazım ki özündeki yoktan var etme gücüyle çocuklar, düşünceler, idealler doğuran kadınların yarattıkça gözleri parlar, sözleri canlanır ve yüzleri yaşamla ışıldar. Ve ışığını, merkezinde bulunduğu hayata dalga dalga yayar.

Varlığıyla, üretimiyle ve kendine özgü halleriyle yaşama emek veren ve hayata değer katan tüm dünya kadınlarının Kadınlar Günü kutlu olsun.

Hafta boyunca markalar hem kurumlarının kadın çalışanlarına verdikleri öneme hem de toplumsal cinsiyet eşitliğine gösterdikleri özene dikkat çekmek üzere Kadınlar Günü’ne yönelik hazırladıkları reklam filmlerini paylaştılar.

İzlediklerim arasından en etkilendiklerimi sizlerle de paylaşmak isterim.

Şu ana kadar karşılaştıklarım arasında Vodafone Türkiye’nin hazırladığı, reklam filminin baş rol oyuncusu Demet Evgar’ın ‘Kadınlar Ne İster?’ sorusunu “hakkı olanı, iş hayatında eşitlik, güvenli bir ev, dışarda güvende olmak, sokakta rahatça yürüyebilmek, sesini duyurmak… Yani kadınlar zaten hakkı olan ne ise onu ister’ diyerek cevaplandırdığı ve filmin devamında kurumun kadınlarla olan ilişkisini gözler önüne serdiği ve sağladığı destekleri sunduğu filmi çarpıcı buldum. Henüz karşılaşmamış olanlar için filmin bağlantısını buraya bırakıyorum.

Bir diğer etkilendiğim Kadınlar Günü projesi de  Şişecam’ın hayata geçirdiği ‘Kadınlar her işi yapar. Yapacak DA’ filmi. Kadınların her alanda bulunabileceğini çok çarpıcı ve basit bir dille anlatan bu kısa filmi çok yaratıcı buldum. Bağlantısını paylaşıyorum. İzlemenizi öneririm.

Son olarak, izlerken gözlerimin dolduğu Boyner markasının Kadınlar Günü projesini paylaşmak isterim. Bir kadın olduğum ve bir kız çocuğum olduğundan filmdeki küçük kız çocuğunun babasına naif bir şekilde sorduğu ‘Kadınlar Günü neden var?’ sorusu ile başlayan ve aynı naiflik ve basitlikte devam eden soruları beni benden aldı, çok duygulandırdı. Filme Boyner’in sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.


© T24