Deli kalabilenler |
Diğer
T24 Haftalık Yazarı
25 Ocak 2026
İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair Samuel Beckett ‘Godot’u Beklerken’ adlı eserinde şöyle der; “Hepimiz deli doğarız, bazılarımız öyle kalır” (We are all born mad. Some remain so.)
Değerli Türk yazar ve psikolog Gündüz Vassaf karşılaştığım bir videosunda, Beckett’ın insan gelişiminin gerçeğine dair bu çarpıcı tespitini şu sözlerle açıklıyor;
“Hepimiz deli doğarız fakat deli kalabilmek sonuna kadar çok zor bir şey. Onu başarabilen çok azdır. Çünkü düzen bizi, bütün o deliliğimizi yani kendiliğindenliğimizi, yaratıcılığımızı, soru sormamızı, farklı olmamızı, rahat davranmamızı, o çocukluğun rahatlığında davranmamızı, hepsini teker teker büyüdükçe elimizden alıyor. Sonunda uyumlu oluyoruz”
Evet; hepimiz dünyaya tertemiz, şeffaf, kuralsız, kendine özgü ve özgür ruhlar olarak geliyoruz. Ve büyüme yolculuğumuz boyunca, düzenin rahat işlemesi için birtakım sistemlerle standardize edilmeye çalışılıyoruz.
Doğduktan okul öncesi çağa kadar çocukları getirelim gözümüzün önüne. Hayatın bu dönemi insan canlısının yaşamı boyunca olabileceği en saf, oyuncu, meraklı, yaratıcı, kural tanımaz, uyumsuz aynı zamanda da bütün bu özelliklerin sonucu olarak en özgür hali. Yani bir nevi dahi bir delilik dönemi.
Bu “dahi delilik” hâli, aslında gelişimsel nörobilim ve psikoloji tarafından da desteklenen bir dönem. Erken çocuklukta beynin prefrontal korteksi —yani dürtü kontrolü, planlama ve sosyal normlara uyumdan sorumlu bölge— henüz tam gelişmemiştir; buna karşın hayal gücü, duyusal algı ve keşif dürtüsüyle ilişkili beyin ağları son derece aktiftir. Bu nedenle çocuk, henüz “doğru–yanlış”, “olur–olmaz” filtresini içselleştirmeden dünyayla temas eder.
Araştırmalar, bu dönemde sinaptik bağlantıların olağanüstü bir hızla kurulduğunu, beynin esnekliğinin (nöroplastisitenin) yaşam boyu en yüksek seviyede olduğunu gösterir. Kuralsızlık gibi görünen davranışlar, aslında deneme-yanılma yoluyla öğrenmenin; uyumsuzluk ise henüz kalıplara girmemiş özgün düşünmenin bir yansımasıdır.
Bu yüzden erken çocukluk, hem yaratıcı düşüncenin hem de ileriki yaşlarda “dâhilik” olarak tanımlanan zihinsel sıçramaların ham maddesini barındıran, kontrollü aklın henüz dizginlemediği verimli bir kaos alanıdır.
Zamanla bu verimli kaos törpülenir. Büyümek, çoğu zaman öğrenmekten çok ayıklanmak demektir; neyin yapılmaması gerektiği, neyin ayıp,........