menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ağaçlar fısıldıyor, duyuyor musun?

2 0
yesterday

Ağaçların köklerinden diğerlerine iletilen uyarılar, paylaşılan besinler olduğunu, aralarında sosyal yardım, hatta “akrabalık” gözeten bir dayanışma olduğunu, ‘orman adabı’ tabirini, genç ağaçların yetişkin olanlar tarafından eğitildiğini daha önce duymuş muydunuz?

Tüm bunlar ilk kez duyanlar için kulağa masal gibi geliyor olabilir ama bilim bunun bir masal değil gerçek olduğunu söylüyor.

Yıllar önce bu bilgilerle ilk kez Peter Wohlleben aracılığıyla tanışmıştım. Ağaçların Gizli Yaşamı’ adlı kitabıyla Peter Wohlleben, çoğunluğu kentlerde yaşayan, doğayla bağları kopma noktasına gelen modern insanın doğayla ilişkisine, bilimsel gerçekler ışığında sürprizlerle dolu bir kapı aralıyor.

Kitap; ağaçların yalnız değil, aksine karmaşık bir iletişim ağının parçası olduğunu anlatıyor. Wohlleben ağaçların kokusal, görsel ve köklerin ucundaki bir çeşit sinir hücreleri aracılığıyla elektriksel işaretlerle iletişim kurduğunu belirtiyor.

Bir ormanda yürürken gördüğümüz her bir ağaç gövdesi, aslında yer altındaki görünmez bir ağa bağlı. Bu görünmez iletişim sisteminin kalbinde ise mikorizal ağlar yer alıyor. Halk arasında “ormanların yeraltı interneti” olarak anılan bu yapı, ağaç kökleri ile mantarların kurduğu simbiyotik bir ağdan oluşuyor.

Mantarların ince ipliksi uzantıları toprağın derinliklerinde kilometrelerce uzanarak farklı ağaç türlerini birbirine bağlıyor. Bu bağlantılar sayesinde karbon, azot ve su gibi yaşamsal kaynaklar bir ağaçtan diğerine aktarılıyor. Daha da çarpıcı olanı, ağaçlar stres altında olduklarında veya bir böcek istilasıyla karşılaştıklarında, komşularına kimyasal sinyaller göndererek onları “hazırlıklı” olmaları konusunda uyarıyor.

Ben iyisi mi daha fazla örnek paylaşarak kitabın büyüsünü bozmayayım. Konuya ilgi duyanların hem ‘Ağaçların Gizli Yaşamı'nı okumasını hem de mantarların gizemli dünyasıyla yakından tanışmak üzere ‘Fantastic Funghi’ adlı yapımı izlemelerini tavsiye ederim.

Bu alanda yapılan en çarpıcı bilimsel çalışmalarda, British Columbia Üniversitesi’nden orman ekoloğu Suzanne Simard ismi öne çıkıyor. Simard’ın yaptığı araştırmalar, “anne ağaçlar” olarak adlandırılan yaşlı ve büyük ağaçların, gölgede kalan genç fideleri bilinçli bir şekilde beslediğini ortaya koyuyor.

Bu keşifler, kamuoyunda zaman zaman “Ekolojinin Nobel’i” olarak anılan Tyler Çevre Başarı Ödülü ile de onurlandırılıyor.

Bu ödülün 2026 yılı sahibi ise mikorizal ağları (mantar ağları) üzerine yaptığı çığır açıcı çalışmalarla evrimsel biyolog Prof. Toby Kiers.

Toby Kiers, ödül aldığı çalışmada yer altındaki mantar ağlarının karbon emilimindeki rolünü incelemiş. Araştırmaları, bu ağların 13 milyar ton karbondioksidi emerek fosil yakıt kaynaklı emisyonların azaltılmasında ne kadar kritik bir rol oymadığını ortaya koymuş.

Kiers’ın çalışmaları, toprak altındaki mikorizal ağları “doğanın gizli interneti” olarak tanımlamış ve bu ekosistemlerin korunmasının iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemini vurgulamış.

Tüm bu çalışmalar aslında bilimsel bir başarıdan öte; doğaya bakışımızda köklü bir yaklaşım değişikliğine de işaret ediyor.

Bilimsel bulgular birleştiğinde ortaya büyüleyici bir gerçek çıkıyor: Orman, bireylerin değil, ilişkilerin sistemidir. Rekabetin değil, iş birliğinin hüküm sürdüğü bu düzen, doğanın ayrılmaz bir parçası olan insanlar için de müthiş bir hatırlatma.

Ormanlar belki de, kolektif zekânın ve karşılıklı dayanışmanın en eski ve en kusursuz örneği.

Bugün şehirlerin betonuna sıkışmış hayatlarımızda, ağaçları hâlâ “arka plan” olarak görmeye devam mı edeceğiz? Yoksa onları, birbirine dokunan, haberleşen ve hatta “hisseden” canlılar olarak yeniden mi tanıyacağız?

Belki de asıl soru şu: Biz, ormanın konuştuğu dili ne zamandır duymuyoruz?

Ağaçlar Fısıldıyor

Bugünlerde uzun zamandır unutmaya yüz tuttuğumuz ormanın dilini, doğanın sesini bizlere yeniden hatırlatarak toplumsal farkındalığı arttırmak üzere yola çıkmış çok değerli bulduğum bir proje hayata geçiriliyor.

Dünya nüfusunun %56’sının şehirlerde yaşadığı, insanın doğayla kurduğu ilişkinin de her geçen gün azaldığı, kırılganlıkların arttığı bir zamanda Boyner, Discovery Expedition, Yuvam Dünya Derneği ve Warner Bros yan yana gelerek, iş birliği içinde “Ağaçlar Fısıldıyor” adlı bir proje ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz hafta projenin ilk ayağının hayata geçirildiği Eceabat’ta lansmanı gerçekleştirilen “Ağaçlar Fısıldıyor” projesi, ağaçların gizli iletişimini odağına alıyor ve toplumu doğayla daha çok uyum içinde yaşayan ve onu koruyan bir topluluğa dönüştürmeyi amaçlıyor.

Projenin hedefi tam da yukarıda sorduğum sorulara cevap vermek; gönüllüler, çocuklar ve yerel halk için eğitimler düzenleyerek doğa okuryazarlığı ile toplumsal farkındalığı arttırmak ve görünmez, sessiz ağlarla birbirine bağlı olan, birbirini koruyan ve ormanları ayakta tutan ağaçların  dili olmak.

Eceabat’ta gerçekleşen lansmanda Boyner Büyük Mağazacılık Kurumsal İletişim Direktörü Oya Uzun’un moderatörlüğünde projenin ayrıntılarının paylaşıldığı bir söyleşi gerçekleşti. Şöyleşide söz alan; Boyner Büyük Mağazacılık Ürün ve Kategori Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıldağ, Yuvam Dünya Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Eğilmez Kocabıyık, Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Üyesi / İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ve Warner Bros. Discovery Türkiye Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı projenin ortaya çıkışı, hedefleri ve geniş kitlelere yayılması üzere üstlerine düşen görevleri, yolda hayata geçirecekleri adımları paylaştılar.

Orçun Kızıldağ, Kıvılcım Eğilmez Kocabıyık, Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Beste Toksoy Balcı (soldan sağa)

Projenin etki alanının olabildiğince geniş kitlelere yayılması için paydaşlar tarafından üstlenilen  adımlar; Boyner tarafından hazırlanacak ve satışa sunulacak olan kapsül koleksiyon, Warner Bros. Discovery tarafından hazırlanacak olan belgesel dizisi, Yuvam Dünya Derneği ve derneğin Bilim Kurulu’nda yer alan değerli akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilecek olan köylerden başlayarak üniversitelere uzanacak olan eğitimleri kapsıyor.

Orman Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla hayata geçirilen bu projeyle, doğa-insan ilişkisini güçlendirirken, eğitimlerle toplumun her kesiminin bilinçlenmesinin sağlanması amaçlanıyor.

Alanda yapılan çalışmalar artık  bir gün daha görmezden gelemeyeceğimiz gerçeklerle yaşadığımızı gösteriyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Global Risk Raporu’na göre iklim kriziyle biyolojik çeşitlilik kaybı ve ekosistemlerin çöküşü önümüzdeki 10 yılın en büyük 2 küresel riski.

Ormanlar gezegenin hayati sistemi olmakla birlikte dünya genelinde 4 milyar hektardan fazla orman, karbon emisyonlarının yaklaşık %30’unu absorbe ediyor.

Türkiye’de 1 hektar orman; ortalama 400 ton CO₂ depoluyor. Yaşlı ormanlarda ise bu değer 1000 tonu aşabiliyor.

Ormanlar yalnızca karbon yutağı değil aynı zamanda su döngüsünü düzenliyor, toprak verimliliğini koruyor, biyoçeşitliliğin temelini oluşturuyor ve afetleri önlüyor.

Artan sıcaklık ve kuraklık, yalnızca yangın riskini değil, ekosistemlerin dengesini, su döngülerini ve yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir krizi tetikliyor.

“Ağaçlar Fısıldıyor” projesi, iklim krizinin ormanlar üzerindeki etkilerinin en görünür ve en kırılgan eşiklerinden biri olan Çanakkale’nin Bigalı Köyü’nde, yangın farkındalığı eğitimleri ile başladı. Biz de lansman dolayısıyla köy kahvesinde gerçekleşen ilk eğitime şahitlik etmiş olduk. Eğitimler Kocadere, Behramlı ve Alçıtepe köylerinde sürdürülerek projenin sahadaki etki alanı zaman içinde genişletilecek.

Lansman dolayısıyla Gelibolu’yu beraber gezme fırsatı yakaladığımız Prof. Dr Doğanay Tolunay ve Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Anafartalar Orman İşletme Müdürü Yücel Martin saha gezilerimiz sırasında bizleri doğru kabul edilen yanlışlar ve ormanlarımızın güvenliğinin korunması konusunda aydınlattı. Sizlerle de paylaşmak isterim.

Son 10 yılda Türkiye’de yıllık ortalama 2.733 yangın ve yaklaşık 25.762 hektar alan kaybı yaşanmış.

Son yıllarda artan sıcaklıklar ve kuraklık bir yana, araştırmalar daha sık ve yıkıcı yangınların %90’ının insan kaynaklı olduğunu gösteriyor.

Martin ve Doğanay geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız yangınlarda sıklıkla suçlanan kızıl çamların genel kanının aksine zor yanan dirençli bir gövde yapısına sahip olduğunun ve yangın sonrası etrafa serpilen kozalakları sayesinde tohumla yeniden çoğalabilme gücüne sahip olan bir tür olduğunun altını çiziyor. Kozalaklarının patlayarak yangının geniş alanlara yayılmasına sebep olduğu bilgisinin ise gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.

İnsan kaynaklı yangınlar (mangal, anız yakma, izmarit) öncelikle orman zemininden başlıyor. Onun için orman zeminin ağaç ve bitki kalıntılarıyla kalınlaşmaması, dönem dönem temizlenmesi önem arz ediyor.

Martin ve Doğanay’ın altını çizdiği diğer hususlar ise ;

Orman zemininde başlayan ve zamanında müdahale edilmeyen yangınların ağaçların tepelerine sıçradığı noktada müdahalenin artık zorlaştığı ve bu tip yangınlara müdahalenin uçaklardan ziyade helikopterle yapılmasının da daha etkili olacağı.

Ormanlarımızın Türkiye genelinde İHA’larla 24 saat izleniyor olduğunu öğrenmek de benim için içime bir nebze su serpen yeni bir bilgi oldu.

Asıl meselenin artık, ormanları korumak için yeni nedenler bulmaktan öte; zaten var olan o kadim bağı yeniden hatırlamak ve bunun için farkındalık çalışmaları yapmak olduğuna inanıyorum. Çünkü ağaçlar yalnızca toprağa kök salmıyor, aynı zamanda birbirine, yaşama ve bize tutunuyor. Onların fısıltısını gerçekten duyabildiğimiz gün, belki de yalnızca doğayla değil kendimizle de uyum içinde yaşamayı yeniden hatırlayacağız.

“Ağaçlar Fısıldıyor” projesi vesilesiyle yeniden ziyaret etme fırsatı yakaladığım ulusal direnişimizin sembolü, derin hikayelerin beşiği Gelibolu ve bilimin, deneyimin ışığında ulaştığım bilgiler içime umut tohumları serpti. Bu bilginin ve farkındalığın olabildiğince çok vatandaşa ulaşmasını dilerim. Proje’de emeği geçen tüm paydaşları ve projeye katkı sunan tüm ekibi tebrik ederim.

Herkese; hayatın içindeki tüm gürültüye rağmen ağaçların fısıltısına kulak verebileceği bir hafta dilerim.


© T24