Trump’ın "güç ve gösteri" siyaseti iklim mücadelesini frenliyor |
Diğer
17 Ocak 2026
ABD Başkanı Donald Trump
ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği politikalar, iklim değişikliği ile mücadelede küresel ölçekte ters yönde esen sert bir rüzgâr yaratıyor. Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ‘‘petrol için’’ yaptığını açıkça ifade etmesi, Grönland’ı ilhak etmeye yönelik çıkışları, ABD’de yenilenebilir enerji yatırımlarını hedef alan adımları ve iklim değişikliğini inkâr eden söylemleri; geçmiş yüzyıldan kalma bir güç ve enerji güvenliği anlayışında ısrar ettiğini gösteriyor.
Connecticut Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Okşan Bayülgen’e göre Trump’ın hamleleri, tutarlı bir strateji veya ideolojik çerçeveden ziyade, güç gösterisine dayalı bir siyaset anlayışının ürünü. ‘‘Trump, ne kadar çok toprak, ne kadar çok petrol ele geçirirse o kadar güçlü olacağına inanıyor,’’ diyen Bayülgen, Trump siyasetinin şok etkisi yaratan fakat uzun vadeli sonuçları hesaba katmayan bir çizgide ilerlediğini vurguluyor.
Bu ideolojik tutarsızlığa rağmen, Trump’ın benimsediği eski tarz güç ve enerji güvenliği anlayışı, dünyanın farklı bölgelerinde benzer eğilimlere sahip liderleri cesaretlendiriyor. Trump’ın iklim inkârcılığının yanı sıra offshore rüzgâr projelerini durdurma ve temiz enerjiyi teşvik eden Enflasyonu Azaltma Yasası’nı (IRA) zayıflatma girişimleri, küresel ölçekte yankı buluyor.
Temiz enerjiye geçişin ekonomik olarak artık durdurulamaz bir noktaya geldiğini ve bu eğilimin devam edeceğini belirten Bayülgen’e göre, Trump’ın sebep olduğu yavaşlama yine de kritik önemde. Nitekim iklim değişikliği ile mücadele için zaman aralığı giderek daralıyor ve kaybedilen her gün, küresel ölçekte daha ağır sonuçlar anlamına geliyor.
Connecticut Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Okşan Bayülgen’in konuyla ilgili değerlendirmelerini aşağıda paylaşıyoruz:
Şu an herkes Trump’ın yaptıklarına anlam vermeye, istikrarlı bir yaklaşımı veya ideolojik bir temeli olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Benim görebildiğim kadarıyla bir tutarlılığı yok, daha ziyade gösteri odaklı yaklaştığını düşünüyorum. Günlük, saatlik, hatta anlık olarak her şey değişiyor; yeni bir şok haber veriliyor ve eskiler unutuluyor.
Mesela Venezuela’ya yapılan baskınla Maduro’nun kaçırılması büyük bir başarı gibi gözüküyor. Ve teknik anlamda gerçekten başarılı bir askeri operasyon yürütülmüş olabilir. Fakat bunun sonrası hiç konuşulmamış; Kongre zaten tamamen es geçiliyor.
Trump, bu operasyonun petrol üzerine olduğunu çok açık bir şekilde ifade etti. Oysa eskiden, örneğin Irak’ta, bunlar saklanırdı. Fakat Venezuela’da yapılan, petrol açısından bakıldığında bile mantıklı değil. Beyaz Saray’a petrol şirketlerinin CEOlarını getirdiklerinde, onların bile yatırım yapmaya soğuk baktıkları görüldü. Çünkü Venezuela’nın petrol sektörü senelerdir çökmüş vaziyette. Bir şekilde hızlıca petrol üretmek mümkün olsa bile- ki aslında değil- işlerine gelmiyor çünkü zaten dünyada petrol fazlası var ve bu nedenle fiyatlar sürekli düşüyor.
Trump’ın geçmiş yüzyıldan kalan bir güç anlayışı var. Ne kadar çok toprak, ne kadar çok petrol ele geçirirse o kadar güçlü olacağına inanıyor. Yaklaşımının tamamen gösteri ve güç üzerine olduğunu, hem içişlerini hem de diplomasiyi, dış ilişkileri bu realist bakış açısıyla yürüttüğünü düşünüyorum.
Grönland’ı ilhak etme emelleri de bu güç anlayışıyla ilgili. ABD’nin zaten daha önceden yapılmış anlaşmalar nedeniyle Grönland’da asker bulundurma imkanı var. Üstelik Danimarka ve Grönland da ABD ile işbirliği yapmak istediklerini söylüyorlar. Bu şartlarda neden Grönland’ı alması gerektiği sorulduğunda Trump, satın almanın kiralamaya göre daha fazla hak sağlayacağını savunan tuhaf bir yanıt verdi. Bunun ideolojik bir temeli olduğunu düşünmüyorum; yalnızca Trump’ın mantığı bu şekilde işliyor.
Grönland’ın gerçekten çok büyük bir stratejik değeri var. İklim değişikliği dolayısıyla buzlar eriyor ve yeni ticaret yolları açılıyor. Yolu kısaltıp masrafları azaltan bu yeni rotalar, dünya ticareti için oldukça önemli. Ayrıca savaş hazırlıklarında, orduları konumlandırma açısından önemli bir yer. Kritik mineraller açısından da zengin rezervleri var. Bu nedenlerle Çin de Rusya da bu bölgeyle çok ilgili. Tüm bunların önemini yadsımıyorum. Amerika’nın burada biraz daha güç........