menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürdürülebilir moda mümkün mü?

14 1
27.12.2025

Diğer

27 Aralık 2025

Kasım ayındaki Efsane Cuma (‘‘Black Friday’’) indirimlerinin yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde 11,8 milyar dolarlık alışverişe yol açmasının ardından, yılbaşı alışverişlerinde de yeni rekorlar bekleniyor. Satın alınan yılbaşı hediyelerinin neredeyse yarısını ise kıyafetler oluşturuyor.

Hızlı modanın ‘‘ultra fast fashion’’a (aşırı hızlı moda) evrildiği ve tüketimin hız kesmeden arttığı bu dönemde, sürdürülebilir modanın ne ölçüde mümkün olduğu tartışılıyor. Milano Politeknik Üniversitesi (Politecnico di Milano School of Management) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Karaosman’a göre sorunun temelinde, moda endüstrisinin sürekli daha fazla ürün satma ve büyüme ısrarı yatıyor.

Sürdürülebilirliğin ancak işletme modelinde radikal bir dönüşümle mümkün olabileceğini vurgulayan Karaosman, neredeyse yarım yüzyıl önce ortaya atılan bu kavramının hâlâ doğru anlaşılmadığına dikkat çekiyor.

Markaların sürdürülebilirliği çoğu zaman masrafları kısmaya ya da pazarlama amacıyla çevreci görünmeye indirgediğini belirten Karaosman ‘‘-mış gibi yaparak nasıl biraz daha yeşil görünebileceğimizi bulmaya çalışıyoruz,’’ diyor ve uyarıyor: Sürdürülebilirlik, küçük ve yüzeysel değişikliklerle sağlanamaz.

Karaosman’a göre, bir markanın tek amacı kârını artırmak ve hesap verdiği tek paydaş da hissedarları olduğu sürece bu sistemin dönüşmesi mümkün değil. Bu nedenle hem marka beyanlarını denetleyecek güçlü yasa ve yönetmeliklere hem de tüketicilerin birer paydaş olarak satın alma güçlerini bilinçli kullanmalarına ihtiyaç var. Bu da yalnızca iyi üretim yapan markaları desteklemeyi değil; mümkün olduğunca az ürün satın almayı, az ve öz tüketmeyi, ürünlere iyi bakıp onararak uzun yıllar kullanmayı gerektiriyor.

Milano Politeknik Üniversitesi (Politecnico di Milano School of Managament) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Karaosman’ın değerlendirmelerini aşağıda paylaşıyoruz:

‘‘Sürdürülebilir bir moda üretimi mümkün ama bunun olabilmesi için sistemin ve işletme modelinin radikal bir şekilde değişmesi gerekiyor. Tasarım çok önemli bir yerde duruyor; eğer moda tasarımını bir araç olarak kullanırsak, modanın yaratacağı katma değer ve pozitif değer artabilir. Ama buradaki olay tasarımı ve üretim süreçlerini entegre edebilmek.

Sürdürülebilirlik bir vizyon; bir-iki pratik değişiklikle veya süreç değişimiyle başarılabilecek bir değişimden söz etmiyoruz. Aslında sürdürülebilirlik, ekonomik kaynakların kullanımı sırasında sosyal ve çevresel kaynakların zenginleşmesi demek. Öyle bir harmonizasyon yaratmak gerekiyor ki, bir şeyi üretirken yarattığımız negatif etkiyi azaltmanın yanı sıra pozitif etkimizi artıralım.

Üç tane çok büyük bileşen var: Ekonomi, sosyal kaynaklar ve çevresel kaynaklar. Burada moda çok önemli bir yerde duruyor çünkü moda ekonomisinin ana bileşenleri doğal hammadde ve insan. Hâl böyle olunca, bu endüstrinin sürdürülebilirliği bu kadar arka plana attığını görmek beni şaşırtıyor.’’

‘‘Çok açık söyleyeceğim: Bu kapitalist sistemde, ‘‘Nasıl daha fazla para kazanırız?’’ çok merkezi bir soru. Fakat ‘‘ekonomi’’ ve ‘‘ekoloji’’ kelimeleri aynı kökten geliyor. ‘‘Eko’’, Yunanca’da ‘‘ev’’ demek olan ‘‘oikos’’tan geliyor. Biz bu evi nasıl bir arada tutabiliriz ki yaptıklarımız dünyayı mahvetmesin? Bu süreci daha iyi anlamamız gerekiyor.

Oysa sürdürülebilirlik vizyonunu anlamadığımız gibi, sürdürülebilirliği yalnızca risk azaltma aracı olarak kullanıyoruz. ‘‘-Mış gibi’’ yaparak nasıl biraz daha ‘‘yeşil’’ görünebileceğimizi bulmaya çalışıyoruz. Fakat sürdürülebilirlik bu değil. Bir-iki ufak değişimle sürdürülebilir olamayız.’’

‘‘Son 30 yıldır maalesef şunu yanlış anladık: Sürdürülebilirlik bir ekonomik araç değil. İşletmelerin kârı yükselsin diye, masrafları azaltmak için kullanabileceğimiz bir araç değil. Oysa sürdürülebilirliği ne yazık ki ekonomik indikatörlerle ölçmeye çalışıyoruz. Böyle olunca da yaptığımız her şeyin karşısında verimlilik oluyor; sürekli verimliliği artırmaya çalışıyoruz.

Bütün işletme modellerinin altında ekonomik modeller ve KPI dediğimiz performans ölçüm birimleri var; bunlar hep ekonomik indikatörler. Bu nedenle sürdürülebilirlik de bu çerçevede ölçülmek üzere geliştirildi, evrildi. Fakat bunun sonucunda da 2025 yılında hâlâ bir risk azaltma aracı olarak kaldı.

Dünya, sürdürülebilirlik kavramını hâlâ anlayabilmiş değil. Oysa bugün iklim değişikliğinin sonuçlarının ne kadar kritik boyutlara geldiğini netlikle görebiliyoruz. Her yazın bir öncekinden sıcak olduğunu görebiliyoruz. Sadece iklim değişikliği de değil, dünyanın bir sürü farklı çevresel ve sosyal sorunları da var. Bu kavramı doğru anlayamadığımız için teker boşa dönüyor; bunca eforu boşuna sarf ediyoruz.’’

‘‘Sürdürülebilirliği anlatmak çok önemli ama bir o kadar da zor. Ekonomik ve çevresel göstergeler sayı bazlı olduğu için ölçümü biraz daha kolay,........

© T24