menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Naim Tirali 100 yaşında

16 7
04.01.2026

Diğer

T24 Haftalık Yazarı

04 Ocak 2026

Eftalopulos Kahvesi. soldan sağa İbrahim Dizman, Osman Şahin, Ahmet Özer, Naim Tirali, Ali Mustafa, Haziran 1987

Onu 1980'li yılların ikinci yarısında tanıdım. Şair Ahmet Özer, onunla buluşacağını söyleyince heyecanlanmıştık arkadaşım Ali Mustafa ile birlikte. İstiklâl Caddesi'nin girişinde buluştuk. Nerede oturalım diye düşünürken "Gelin" dedi, "Sizi Sait Faik'in çok sevdiği kahvehaneye, Eftalopulos'a götüreyim." Hemen karşıyı işaret ediyordu. Caddenin girişinde, Taksim Meydanı'na bakan teraslı bir yerdi. Sıcak bir haziran günüydü, dışarıda oturduk. "Burayı çok severdi" dedi, "Meydana bakan masalarda oturur, gelen geçeni seyreder, bir tanıdık görürse çağırırdı." Öykülerini neredeyse ezberlediğimiz büyük ustanın çok yakın bir arkadaşından onu dinlemek ilginçti. O Sait Faik ki dil ve edebiyat öğrenimi görmüş bizlere asıl Türkçeyi öğreten yazardı. Bir dil kurallarda değil sokakta, okumamış ama dil duyusunu kadim bir bilgi olarak taşıyan insanlarda ışıldardı; o dili Sait Faik kaleme alıyordu. O gün söyleşimize öykü yazarı Osman Şahin de katılmıştı. Sait Faik'in yanına onun güneyden beslenen öyküleri, Naim Tirali'nin yalın, neredeyse çırılçıplak Türkçeyle duru bir su gibi akan öyküleri de eklenmiş ve akşama kadar süren bir sohbete dönüşmüştü. Ondan ilk imzalı kitabını orada, belki de Abasıyanık'ın da oturduğu masada almıştım.

Birkaç yıl sonra yaşamım yeniden Karadeniz'le keşince Naim Tirali ile on yıl boyunca her yaz kesintisiz sürecek sohbetlerimiz başladı. Ben Ordu'da yaşıyordum; o, 20 km kadar doğumuzda, Piraziz ilçesindeki dede evinde, daha doğrusu konağında geçiriyordu yaz aylarını. Haftanın en az iki günü Ordu'ya geliyordu. Ordu Sanatevi'ni (ORSEV) kurmuştuk o yıllarda, hemen her gün bir etkinlik yapıyorduk. Naim Tirali de bu ortamı seviyordu, buluşma noktamız burası oluyordu. Zaman zaman hemen yakındaki evimizde de ağırlıyorduk onu, genellikle öğle yemeklerinde. Henüz üç dört yaşlarındaki oğlum Ozan'la çok iyi anlaşıyorlardı, ne zaman buluşsak Ozan hemen onun dizine atlıyordu. Bizim için yakın tarihimizin çok yönlü politikacısı, gazetecisi ve yazarı Naim Tirali'ydi ama onun "Naim Dede"siydi. Kitaplara meraklı bir çocuktu Ozan, Naim Bey ne zaman yeni kitabı çıksa bizden önce ona imzalıyordu.

Haftanın bir günü de Piraziz'deki "Tiralizade Hasan Bey Konağı"nın tarihi ortamında buluşuyor, yemek yiyor, uzun uzun söyleşiyor, akşama doğru kasaba çarışısına çıkıp dolaşıyor ve sonra ayrılıyorduk. Sonradan gördük ki buluşmalarımızı günlüklerinde yazıyormuş. "Aşk Dediğin" adını verdiği kitabında yayımladı bunların bir bölümünü: "Ahmet Özer ve İbrahim Dizman geldiler. Oturup saatlerce söyleştik. Ahmet Özer de İbrahim Dizman da, ozanlıkları, yazarlıkları yanı sıra, öğretmenlikleriyle de edebiyatın tam içindeler. Ali Mustafa da onlar gibi, Müslim Çelik de (...) İbrahim Dizman ile üç yıl önce tanışmıştık; Osman Şahin ve Ahmet Özer'le birlikte, Sait Faik'in öyküsünü yazdığı Eftalopulos Kahvesinde oturup söyleşmiştik.........

© T24