Burada argüman zayıf, sesini yükselt |
Türkiye basın tarihinin sayfaları yasaklamalarla, sansürle yazılmıştır. Utanç verici örnekler çoktur ve bazen insanı acı acı güldürür. Rıfat Ilgaz'ın "Sınıf" adlı kitabı kapağının rengi kırmızı olduğu için toplatılmıştı. Kırmızı komünizm demekti, aman! Sait Faik de bir öyküsünde kahramanına askeri kasket giydirdiği için yasaklamalardan nasibini almıştı.
O dönemde yayımlanan Marko Paşa dergisinin serüvenini bilir misiniz? 1946'da yayımlandı. Henüz tek parti iktidarı vardı ama yakın gelecekte bambaşka bir Türkiye'nin olacağı artık belliydi, ufukta görünmüştü. Özgürlükler ülkemize de uğrayacaktı, çok partili yaşamla birlikte. Bu umut ve heyecan içinde kurulan dergiyi yüklenenler Aziz Nesin, Esat Adil, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz'dı. Mim Uykusuz da çizeriydi derginin. Gülmece yoluyla sert muhalefet yapıyorlardı. Elbette hemen yargı yoluyla toplatıldı. "Paşa" ne demekti, alay mı ediyorlardı devlet yönetimiyle! Yeniden yayımlandı, toplatıldı, yayımlandı, yeniden toplatıldı. Derginin üstünde şöyle bir not vardı: "Fırsat bulabildiği zamanlarda çıkar siyasi mizah gazetesi" Derginin 16. sayısında bu durum şöyle dile getiriliyordu: "Ne gün fırsat bulursa o gün çıkar. Çıktığı gün 8 ile 9 arasında satılır. 9'da toplamaya başlarlar. Türkiye'deki demokrasinin ve basın hürriyetinin miyarı (ölçüsü) olan, işte böyle bir acayip siyasi mizah gazetesidir." Aynı sayıda şu açıklama yayımlanıyordu: " Ne yazsak Marko Paşa'yı toplatıyorlar. On beş sayı çıkabilen gazetemizin yedi sayısını toplattılar. Biz de zülfüyare dokunmasın, güneşe karşı desturun (destursuz) su döküp de çarpılmayalım, evliyayı umuru incitip fincancı katırlarını ürkütmeyelim diye suya sabuna dokunmadan havadan sudan yazılar yazmaya karar verdik. Bundan sonra gazetemizin her sayısını meyva ve sebzelerin methine tahsis edeceğiz..." O sayıda hangi sebzeyi tanıttığını elbette tahmin edersiniz! Her neyse, Marko Paşa toplatılmakla kalmayıp........