menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Robotlar: Geleceğin sessiz hakimleri

19 0
19.04.2026

Uzun bir süredir bu sayfalarda yapay zekâ ile ilgili yazıyorum. Yapay zekanın en yaygın kullanım alanı ise robotlar ancak pek çok kişi robotları sadece insan görünümlü ‘Humanoid Robotlar’ olarak algılıyor.

Bugün “robot” kavramı yalnızca fiziksel makinelerle sınırlı değildir. Yazılım tabanlı yapay zekâ ajanları (AI agentlar) da dijital dünyada karar alan, işlem yapan ve görev tamamlayan “sanal robotlar” olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki dönemde fiziksel robotlar ile bu dijital ajanların birleşmesi, çok daha güçlü ve etkili hibrit sistemlerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.

Sanırım en hızlı gelişen ve hayatının her alanına giren teknolojilerin başında robotlar geliyor. Bu alandaki gelişmeleri takip etmeye yetişmek mümkün değil. Robotik teknolojilerin son evresini yaşanmakta olan İran savaşında gözlemledik.

Son yıllarda yaşanan çatışmalar, özellikle insansız hava araçları (drone’lar) ve otonom sistemlerin savaş alanında belirleyici rol üstlenmeye başladığını açıkça göstermektedir. Bu durum, robotik teknolojilerin yalnızca endüstride değil, jeopolitik dengelerde de kritik bir unsur hâline geldiğini ortaya koymaktadır.

Dikkat ederseniz henüz hiç karada çarpışma olmadı. Gerçi yakın zamanda karasal çarpışmalarda da yoğun olarak robotların kullanılacağı kesin gibi gözüküyor.

Geleceğin dünyasını anlamak istiyorsak robotların ne olup olmadığını da iyi anlamalıyız. Bu yüzden bu yazımı robot tanımına ayırdım:

Robot kavramı

“Robot” sözcüğü; fiziksel robotları ve kısaca “bot” denilen sanal yazılım ajanlarını ifade etmek amacıyla kullanılır. Hangi tür makinelerin robot olarak isimlendirileceği konusunda ise henüz tam bir uzlaşma oluşmuş değildir.

Robot; bir bilgisayar tarafından programlanabilen, bir dizi karmaşık eylemi otomatik olarak gerçekleştirme yeteneğine sahip bir makinedir. Robotlar, dışsal ya da gömülü bir denetim sistemi ile yönlendirilebilir. Bazı robotlar insan şekline sahip olsa da genel olarak yaptıkları işe göre şekillenirler. Bu nedenle bir robotun neye benzediğinden çok ne yaptığı önemlidir.[1]

Tek cümle ile tanımlayacak olursak: Günümüz robotları, çevrelerinde olup biteni algılayıp buna tepki verebilen ve rutin ya da karmaşık görevleri tek başına yerine getirebilen akıllı makinelerdir.[2] Verilerin yönlendirdiği bu çağda robotları diğer makinelerden ayıran temel özellikler; zekâları ve bağımsız hareket edebilme yetenekleridir.

Bu noktada robotları tanımlayan bir diğer kritik unsur da “algıla–karar ver–harekete geç” döngüsüdür. Robotlar sensörleri aracılığıyla çevrelerini algılar, elde ettikleri veriyi analiz ederek karar verir ve bu kararı fiziksel ya da dijital bir eyleme dönüştürür. Bu döngü, robotları klasik otomasyon sistemlerinden ayıran temel farklardan biridir.

Düz robotlar

Robotların endüstriyel faaliyetlerde kullanılmaya başlanması 1960’lı yılların başına dayanır. İlk olarak 1961 yılında General Motors’ta endüstriyel robot kullanılmaya başlanmış, “Unimate” adı verilen bu cihaz baskı gibi çeşitli işlemlerde görev almıştır.[3]

Fabrikalarda robotlar genellikle ağır yük kaldırma ve taşıma ya da montaj hatlarında büyük ve hantal parçaların yerleştirilmesi gibi tekrarlı işlerde kullanılır. Bunun yanı sıra ameliyat yapabilen, uzay araştırmalarında görev alan, su altında çalışan, arama-kurtarma faaliyetlerinde kullanılan robotlar da mevcuttur. Robotların yapabildiği işleri sıralamaya kalksak bu yazı dizisi sonsuza kadar sürebilir.

Bu görevlerin birçoğu insanlar için tehlikeli olduğundan robotlar tarafından başarıyla yerine getirilebilir. Ayrıca robotların, uzmanlık alanlarına giren işlerde insanlardan çok daha yüksek performans gösterdiği bilinmektedir.

Başlangıç sürecinde kullanılan robotlar tamamen insan kontrolüne bağlıydı. Dolayısıyla operatörler olmaksızın işlevleri sınırlıydı. Buna rağmen kaynak ve montaj gibi üretim süreçlerinde önemli verimlilik artışları sağladılar. Bu gelişmeler, robotların diğer endüstriyel faaliyetlerde nasıl kullanılabileceği konusunu yöneticiler ve araştırmacılar için öncelikli bir araştırma alanı hâline getirdi.

Otonom robotlar

Otonom robot; içerdiği gömülü bilişim donanımı ve yazılımı sayesinde yapay zekâ uygulamalarını kullanabilen, karar alternatifleri üretebilen ve bunlardan uygun olanı eyleme dönüştürebilen, çevresinden veri toplayan ve diğer akıllı sistemlerle iletişim kurabilen makinelerdir. Bu bağlamda “zeki makine” ve “öğrenen makine” gibi terimler de benzer anlamlarda kullanılır.

Otonom robotların en kritik sınırlamalarından biri, belirsiz ve öngörülemeyen ortamlarda hata yapabilme ihtimalleridir. Dijital dünyada bir yapay zekâ hatası yalnızca yanlış bir sonuç üretirken, fiziksel dünyada aynı hata maddi hasara, operasyonel aksamalara hatta güvenlik risklerine yol açabilir. Bu nedenle otonom sistemlerin tamamen kontrolsüz çalışması yerine, çoğu durumda insan gözetimiyle birlikte kullanılması tercih edilmektedir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere otonom robotlar, herhangi bir operatör müdahalesi olmadan kendi başlarına karar alıp hareket edebilirler. Bu yeteneklerin düzeyine bağlı olarak otonom ve yarı otonom olarak sınıflandırılırlar.

Otonom robotlar kullanım alanlarına göre şu şekilde çeşitlenebilir:

Endüstriyel robotlar Tıbbi operasyon robotları Mikroskobik nano robotlar Askerî amaçlı robotlar Sürü hâlinde çalışan robot sistemleri

Her robot, kendi kullanım alanına uygun olarak belirli eylemleri otomatikleştirerek yapay zekâ uygulamalarının bir örneğini sergiler.

Tam anlamıyla otonom bir robot şu yeteneklere sahip olabilir:

Kendisi ve çevresi hakkında veri toplamak Diğer makineler, robotlar ve insanlarla iletişim kurmak Verileri analiz ederek karar almak İnsan müdahalesi olmadan uzun süre çalışabilmek Çalışma ortamında bağımsız hareket edebilmek Zararlı durumlardan kaçınmak

Otonom robotlar, görevlerini yerine getirirken yeni yöntemler öğrenebilir ve mevcut bilgi birikimlerini geliştirebilir. Bu nedenle “öğrenen robotlar” olarak da adlandırılırlar.

Her ne kadar gelecekte kendi kendine bakım yapabilen robotların yaygınlaşması bekleniyor olsa da günümüzde otonom robotlar da diğer makineler gibi düzenli bakım gerektirir.

Tam fiziksel otonomi için en önemli şartlardan biri, robotun kendi bakımını yapabilme yeteneğidir. Günümüzde piyasada bulunan birçok robot, şarj istasyonunu kendi başına bulup bağlanabilmektedir. Hatta bazıları şarj olmak için bağımsız olarak hareket edebilmektedir.[4]

Otonom robotların en kritik sınırlamalarından biri, belirsiz ve öngörülemeyen ortamlarda hata yapabilme ihtimalleridir. Dijital dünyada bir yapay zekâ hatası yalnızca yanlış bir cevap üretirken, fiziksel dünyada aynı hata maddi hasara veya güvenlik risklerine yol açabilir.

Cobotlar (kolaboratif / işbirlikçi robotlar)

Bu yeni nesil robotlar, insanlarla birlikte çalışmak ve onlara iş arkadaşı olmak amacıyla geliştirilmiştir. İnsanların işlerini kolaylaştırırken aynı zamanda gelişimlerine de katkı sağlarlar.

Örneğin makine görüşü sayesinde insanları algılayıp tepki verebilirler. Bir iş yerinde güvenlik görevi üstlenen bir cobot, kimin içeri girip giremeyeceğini belirleyebilir. Taşıma görevindeki bir cobot ise önüne çıkan engelleri algılayarak yönünü değiştirebilir.

Cobotlar, geleneksel endüstriyel robotlardan farklı olarak güvenlik bariyerleriyle izole edilmeden insanlarla birlikte çalışabilir. Hafif malzemelerden üretilir, yuvarlak kenarlara sahiptir ve hız/kuvvet sınırlamaları içerir. Güvenli iş birliği için sensörler ve gelişmiş yazılımlar kullanırlar.

İnsanlarla birlikte çalışmak üzere tasarlanan bu robotların etrafında her zaman koruyucu kafes bulunmayabilir. Bu nedenle insanlarla fiziksel temas ihtimali vardır. Ancak entegre sensörleri sayesinde belirli kuvvet sınırları aşıldığında otomatik olarak dururlar. Bu da onları geleneksel robotlara göre daha güvenli hâle getirir.[5]

Ancak cobotların yaygınlaşması yalnızca verimlilik artışı anlamına gelmez. Aynı zamanda iş gücü piyasasında önemli dönüşümleri de beraberinde getirir. Bazı mesleklerin ortadan kalkması, bazı iş tanımlarının yeniden şekillenmesi ve insan-robot iş birliğinin psikolojik etkileri, önümüzdeki dönemin en önemli tartışma başlıkları arasında yer alacaktır.

Cobotlar genel olarak insanları dört tür işten kurtarmayı hedefler:

Sıkıcı işler Pis işler Tehlikeli işler Pahalı işler

Bu sayede insanlar daha yaratıcı ve katma değeri yüksek işlere yönelebilir.[6]

Yüksek verimlilik ve hassasiyet sunan cobotlar; esnek kullanım, hızlı kurulum, düşük maliyet ve kolay entegrasyon gibi avantajlara sahiptir. Küçük işletmelerden çok uluslu şirketlere kadar geniş bir kullanım alanı bulurlar.

Bugün dünyanın 50’den fazla ülkesinde kullanılan cobotlar; montajdan kalite kontrole, kaynak işlemlerinden laboratuvar analizlerine kadar çok geniş bir yelpazede görev alabilmektedir.

2015 yılında toplam robot pazarının yalnızca %2’sini oluşturan cobotlar, 2018’de %4’e ulaşmıştır. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun öngörüsüne göre bu oran 2025 yılına kadar %40 seviyesine yaklaşmaktadır.

Ancak cobotların yaygınlaşması, insan iş gücünün geleceği, iş tanımlarının dönüşümü ve bazı mesleklerin ortadan kalkması gibi tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

Haftaya, yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin daha iyimser yönlerini yazmaya başlayacağım.

Asıl soru şu: Robotlar ne yapacak değil, biz bu dünyada nasıl konumlanacağız?

[1] BANGER Gürcan, Endüstri 4.0 Ekstra, Dorlion Yayınları, Ankara, 2018, s.71

2 MARR Bernard, Yarının Teknolojileri İş Başında, Mediacat Yayınları, İstanbul, Mayıs 2022, s. 157

3 GÖRÇÜN Ömer Faruk, Dördüncü Endüstri Devrimi, Endüstri 4.0,  Beta,  İstanbul 2017, s.187

4 BANGER Gürcan, Endüstri 4.0 Ekstra, Dorlion Yayınları, Ankara, 2018. S.74

5 Cobot, Vikipedia, https://tr.wikipedia.org/wiki/Cobot

6 MARR Bernard, Yarının Teknolojileri İş Başında, Mediacat Yayınları, İstanbul, Mayıs 2022, s. 159


© T24