Doğu-Batı gerginliğinin orta yerinde ‘Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması’

Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması (İthaki, Aralık 2025), adını şiirleriyle bildiğim Mehmet Yaşın’ın “şiir, düzyazı-şiir, şiirsel-deneme ve inceleme türlerini iç içe geçiren metinlerden oluşan” yeni kitabının adıdır. İlk kez La Rencontre de Sapho et Rûmî (2014) adıyla Fransızca basılmış bu kitabı, Türkçe yayımına Sevdagül Kasap hazırlamış. Şiirlerin; ‘italik’ yazılanları Sapfo’nun, ‘düz karakterli’ olanları ise Rumi’nin olan kitaba konu iki kişinin de adları Türkçe baskıda küçük değişiklikle yayımlanmış. ‘Sapho’ adı ‘Sapfo’ olurken yaygın yazım ‘Rûmî’ de ‘Rumi’ olarak yazılmış yeni baskıda.

Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması, kadim zamanlardan bu günlere çoklukla çatışmalarıyla bilinen iki dünyayı, bu kez ‘şiir’ ekseninde buluşturan bir kitap. Her nasılsa ve çok zamandan beri iki ayrı kutba yerleştirilmiş ‘doğu’ ve ‘batı’ dünyalarının çatışmaları ile yakınlaşmaları, dünyanın tarihidir dense yeridir. Mehmet Yaşın’ın, iki farklı kültür coğrafyasının öncülerinden Sapfo ile Mevlana adlarını yan yana getiren kitabı, bu çelişkili Doğu-Batı ilişkisini, özellikle de Türkçe baskının okurun eline ulaştığı oldukça kaygılı zamanlarda gündeme getirmiştir. Bu nedenle kitap, içeriğiyle ve zamanıyla önemsenmelidir.

Değişik alanlarda öncesiyle sonrasının sayısız örnekleri var kuşkusuz ancak Doğu- Batı yakınlığı denildiğinde Farabi’nin, Devlet (Eflatun) kitabından esinlenmiş Medinetü’l Fâzıla ütopyası benim öncelediğimdir. Buna, Goethe’nin ‘divan’ kitabını da eklemeliyim. Goethe’nin kitabının adını özellikle yazmadım çünkü kitabın bizdeki adlandırılması bile sözünü ettiğim çelişkiye gönderme gibidir. Goethe’nin kitabını Batı-Doğu Divanı (Hece, 2023; 4. baskı) adıyla yayımlayan Gürsel Aytaç, kitabın “ön söz” yazısında, “Eserin başlığında ve Doğu kelimesinin önünde Batı’nın yer alması bence her şeye rağmen önemsenecek bir özelliktir.” diyor. Senail Özkan ise aynı kitabı Doğu-Batı Divanı (Ötüken, 2023) adıyla yayıma hazırlamıştır. İlginç! Modern edebiyatımızda Doğulu ve Batılı değerlerin/kavramların iç içeliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykü ve romanlarının kayda değer zenginlikler barındırdığını söylemeliyim, bunun böyle olduğunu okuyanları biliyordur.

Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması, Fransızca yayımlandığında Batı dünyasında nasıl bir ilgiyle karşılanmıştır bilemiyor olsam da kitabın orada bir biçimde ses getirdiğini düşünüyorum. Batı kültür/edebiyat dünyası için pek de yabancı bilinmeyen Doğulu Mevlana ile cinsel yönelimi nedeniyle ikon olmuş Batılı kadın Sapfo, bir Türk şairi tarafından aşk şiirleriyle aynı kitapta buluşturulmuş, üstelik de Fransızca! Bu jest, Batı ve edebiyatı için ilgili çevrelerce önemsenmiş olmalıdır diye düşünüyorum, yanılabilirim de. 

2025 yılının sonlarında Türkçe yayımlanan Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması’nın Türkiye coğrafyasındaki iki handikabından söz edilebilirim. Kitap, yayımlanış zamanıyla şanssızdır bana kalırsa öyle ki kitabın okurla buluşmasından kısa bir süre sonra dünya, savaş gerginliği yaşamaya başladı. Türkiye, her ne kadar komşusu ülkenin taraflardan biri olduğu savaşa katılmamış olsa da doğal olarak uluslararası bu tedirginlik devam ediyor. Böyle gergin bir ortamda Türkiye’nin böylesine ‘ince’ konuya ayıracak zamanı yok gibi görünüyor. Kitap, Doğu ve Batı dünyasını aşk konusunda yakınlaştırıyor ancak savaşan güçler, Doğu temsilcisi İran ile Batı temsilcisi Amerika. Bu da kitabın durumu için bir başka çelişkidir. (Burada yayımlanan bir yazımda ‘doğu’ ile ‘batı’ karşılaşması konusuna değinmiştim, konuya tekrar dönmeyeyim.)  

Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması kitabı, oldukça hassas çizgide yürüyen iki şairi aşk ekseninde buluşturuyor ki bu yakınlaştırma Türkiye’de yeni tartışmaları başlatabilir. Kitap, okur çevrelerinde gereken ilgiyi görürse -umarım görür- tartışmanın adı şöyle konulabilir: Sapfo ile Mevlana, “en önemli önermesi sınır tanımazlık” olan bu iki isim, hangi ‘aşk’ ile yakınlaştırıldı? Lezbiyen sözcüğünün anavatanı Lesboslu Sapfo, dünya kültürüne hangi özelliğiyle eklenmiş, bunu dünya biliyor. Mehmet Yaşın da yeri geldikçe konuya değiniyor kitabında. Her ne kadar Eflatun’un deyişiyle insanlar şöyle bir “yakından baksalar” işte o zaman ‘şiir perisi’ Lesboslu Sapfo’nun “onuncu musa” olduğunu görecekler olsa........

© T24