Biz yönetebilecek miyiz?
Diğer
05 Ocak 2026
Maduro eşofman takımıyla, gözleri bantlı bir şekilde ABD savaş gemisinde
Yeni yılın ilk yazısında genellikle bir önceki yılın kazanımları, başarısızlıkları ve hayal kırıklıkları anlatılır, önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler dile getirilir.
Fıkrayı bilirsiniz. Bektaşî’ye iki ayrı bardakta şarap verip, “Bir tat bakalım, hangisi iyi?” diye sormuşlar. Bektaşî ilkini içmiş ve ikincisini göstererek, “Bu daha iyi” demiş. “Onu içmedin ki nereden anladın daha iyi olduğunu?” diye sorduklarında, Bektaşî içtiği şarabı göstererek, “Bundan kötüsü olamaz” demiş.
Benbu yazıya başlarken tam da “uluslararası ilişkilerde 2025’den daha kötü bir yıl olamaz” diye başlamayı düşünürken, öyle bir haber geldi ki beterin beterinin yolda olduğunu anlamamıza yetti. Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir ülkenin Devlet Başkanı, en ufak ayrıntısına kadar planlanmış “mutlak kararlılık”operasyonuyla tereyağından kıl çeker gibi sarayından paketlenip kaçırıldı. Esasen Amerikalılar paketleme işini iyi bilirler.
Aslında 2025 için söylenebilecek pek fazla söz yok. Bir cümleyle özetleyecek olursak, 2025 yılını kural temelli uluslararası düzenden, gücün ve kaba kuvvetin egemen olduğu bir dünyaya geçiş yılı olarak hatırlayacağız. Yeni dünyanın mimarı da tereddütsüz Donald Trump. Hiç şüpheniz olmasın, bu yıl da kural tanımaz Trump’ın çılgınlıklarını izlemeye devam edeceğiz. Müttefikleri Danimarka’nın, Kanada’nın topraklarına göz diken Trump, bundan sonra Küba’ya, Kolombiya’ya veya Meksika’ya saldırırsa kimse şaşırmasın.
Maduro’nun kaçırılmasına gerekçe olarak uyuşturucu ve silah kaçakçılığına karışmış olduğu ve bu suçlardan Amerikan mahkemelerince arandığı gösteriliyor. Ulusal mahkemelerin hazırladıkları iddianameler, bir devlete başka bir ülkenin topraklarında askerî harekât yaparak şüphelileri yaka paça tutuklama hakkı vermez. Esasen Trump’ın milyonlarca insanın izlediği televizyon kameralarının önündeböbürlene böbürlene, “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” demesi, asıl amacın Maduro’yu yargılamak olmadığını gösteriyor.
Maduro’nun kaçırılmasından sonra maruz bırakıldığı itibarsızlaştırma eylemleri de Amerika gibi medenî bir ülkeye hiçyakışmıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılan 70 bin kişinin ölümünden sorumlu Netanyahu’yu kırmızı halılarla karşılarken, bir başka ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın FBİ ajanlarının kolları arasında, gözleri bağlı, elleri kelepçeli bir şekilde görüntülerinin servis edilmesi diplomatik bağışıklıklara ilişkin Viyana Sözleşmesi’ne, insani hukuk kurallarına ve vicdani ahlâka aykırıdır. Ayrıca Türkiye’de de son günlerde sıkça duyduğumuz masumiyet........
